A Ghost Story (2017)

Bir gün bir film gelir. Ruhunuzun derinliklerine dokunur. Sizi öyle bir sarsar ki etkisinden asla kurtulamayacağınızı sanırsınız ya. İşte A Ghost Story de tam olarak öyle bir film. Evrene, zamana, belleğe, sevgiye, yalnızlığa ve varoluşa dair alışılmış bir anlatıyı sıradışı bir anlatım şekliyle bizlere sunan sarsıcı ve güçlü bir film. Yalın ancak bir o kadar da büyüleyici, o kendine has atmosferiyle, özenle oluşturulmuş kareleri ve az diyaloglu yapısıyla saf bir sinema örneği A GhostStory. Sinemanın tüm büyüsünün her anında görülüp hissedildiği benzersiz bir yapım.

“Whatever hour you woke, there was a door shutting.”
“Hangi saatte uyanırsanız uyanın bir kapı kapanıyor olurdu mutlaka.”
-Virginia Woolf

Bu sıra dışı film Virginia Woolf’un Perili Ev (A Haunted House) öyküsünün bu cümlesi ile açılıyor. Lowery’nin zamana, belleğe ve bunların insan üzerindeki etkisine dair esinlerini aldığı bu öykü, onun filminin duygusal özünü de üzerine kurabileceği etkileyici bir dünya yaratmasını sağlamış. Kurduğu bu dünyanın ana kahramanı ise ölümünün ardından sevgilisinin yas tutuşuna seyirci kalmak zorunda kalan bir hayalet. Film boyunca hayaletimizin yanlızlık ve çaresizlikle dolu olduğu kadar sevgi ve hüzünle de dolu melankolik yolculuğuna eşlik ediyoruz. Filmde bir anda çağlar atlanırken ölen sevgilinin yasının etkisinde bir turtanın yenmesi ise asırlar sürüyor. Her bir sahnenin, her bir karenin ayrı bir vuruculuğu, ayrı bir etkisi var. Öyle ki bazı sahneler, üzerinize inanılmaz ağırlık, inanılmaz bir hüzün çökmesine neden olabiliyor. Tüm bunlar hayaletimize yolculuğunun başından sonuna eşlik etmemizi, onu anlamamızı ve onunla bir bağ kurabilmemizi sağlıyor.

ghoststory3
A Ghost Story, David Lowery’i ikinci kez Rooney Mara ile Casey Affleck’le buluşturan, basına duyurulmadan çekilen ve ancak çekimler tamamlandıktan sonra varlığından haberdar olunan bir film. Bu sene ilk kez Sundance Film Festival’inde gösterilmiş ve fazlasıyla sevilmişti. Sonuç olarak aldığı tüm övgülerin hakkını fazlasıyla veren müthiş bir “sürpriz film” olmuş gerçekten. Yönetmenlik kariyerine yine Rooney Mara ve Casey Affleck’li Ain’t Them Bodies Saint‘le başlayan David Lowery ise tarz olarak Terrence Malick’e çok benzetilmektedir. İlk filminde Malick’in Badlands’inin izinden gittiği söylenir zaten. Bu filmde de Malick benzerliği net olarak hissediliyordu. Hatta öyle ki film bize “Eğer Terrence Malick hayaletli bir romantik film çekse ne olurdu?” sorusunun cevabını veriyor belki de.

A-Ghost-Storyrm

David Lowery, bu hayalet hikâyesinde karakterlerini, geçmişlerini hatta tam adlarını bile bilmediğimiz M (Rooney Mara) ile C (Casey Affleck)’nin aşkına odaklanıyor. Bir kaza sonucu yaşamını yitiren C, “çarşaflı bir hayalet” olarak geri dönerek sevgilisi M’nin daha sonrasında yaşadıklarına şahit oluyor. Lowery’nin filmde en iyi yaptığı şey ise günümüzde pek kullanılmayan, demodeleşmiş çarşaflı hayalet tipini inandırıcı kılması ve bizim onunla özdeşleşip onu anlayabilmemizi sağlaması. C’nin yolculuğuna odaklanan filmde ona, yanlızlığına ve M’ye olan aşkına inanmamızın önemli bir diğer nedeni de oyuncuların başarısı tabii ki. Lowery’nin başarılı yönetimi ile oyuncuların harika performansları birleşince filmin hikayesi inandırıcı kılınıyor.

“A writer writes a novel. A songwriter writes a song. We do what we can to endure.”

“Bir yazar roman yazar. Bir söz yazarı ise bir şarkı. Var olmak için elimizden geleni yaparız.”

A Ghost Story yok denecek kadar az diyaloga sahip belki ancak sahip olduğu diyaloglardan bazıları da o kadar etkili ve vurucu ki… İşte yukarıda gördüğünüz bu cümle de filmin o sayısız vurucu anından sadece biri. Az diyaloglu yapısına rağmen söylemek istediği her şeyi tüm can alıcılığı ile yüzümüze vuran ve bunu melankolinin başrolde olduğu bir gösteri şeklinde karşımıza çıkaran bir şaheser var karşımızda. Lowery’nin Malickvari, çarşaflı hayalet hikâyesi yılın en özel işlerinden biri olmayı başarıp tahmin edilmeyecek kadar güçlü bir iz bırakıyor.

Bir gün bir film gelir. Ruhunuzun derinliklerine dokunur. Sizi öyle bir sarsar ki etkisinden asla kurtulamayacağınızı sanırsınız ya. İşte A Ghost Story de tam olarak öyle bir film. Evrene, zamana, belleğe, sevgiye, yalnızlığa ve varoluşa dair alışılmış bir anlatıyı sıradışı bir anlatım şekliyle bizlere sunan sarsıcı ve güçlü bir film. Yalın ancak bir o kadar …

Genel Puanlama

Senaryo - 90%
Yönetmen - 100%
Oyunculuk - 95%
Teknik - 95%
Müzik - 90%

94%

Okuyucu Oylaması İlk olun!
94

Sesil Yersu Uncu Hakkında

İstanbul’da doğup büyüdüm. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde sevdiğim iki bölümü okumaktaydım. İlk bölümüm İşletme Mühendisliği’nden yeni mezun olmuş durumdayım. Makine Mühendisliği’ne ise devam etmekteyim. Müzik, sinema ve spor üçlüsünün olmadığı bir hayatı asla düşünemeyen biriyim. Sinemanın büyülü dünyasına ise daha çocukken gittiği filmlerle kapılmış ve her zaman güvenebileceği bir dünya olduğunu bulmuş bir sinemaseverim.

Bir Cevap Yazın