MV5BMjAzMzg0NzA1NF5BMl5BanBnXkFtZTgwMzg5NTU3NjE@._V1__SX1303_SY547_

Abluka(2015)

Emin Alper  kapkaranlık bir dünya ile bizi baş başa bırakarak tamamen görsel ve işitsel oyunlarla karşılıyor. Abluka, Tepenin Ardı filminde olduğu gibi komplo teorileri ve paranoyalarla hareket etmeye çalışan toplumun ruh halini anlatmaya çalışan bir film. Film tek bir konu üzerine odaklanmıyor. Aslında ikiye bölünüyor. Birinci hikayemiz baskı altına alınmış bir toplum ikinci hikayemiz ve bence  en önemlisi baskı altına altına alınmış alt sınıftan iki kardeşin hayatı ve aralarında ki bağ.

Yirmi yıl hapis yatan Kadir, cezasının bitmesine iki yıl kala muhbirlik yapması şartıyla tahliye edilir ve yıkık dökük bir gecekondu mahallesine yerleşir. Görevi çöpleri karıştırıp bomba yapımında kullanılabilecek maddeleri bulmak ve onları polise bildirmektir. Kadir’in aynı mahallede yaşayan kardeşi Ahmet ise sokak köpeklerinin itlafından sorumludur. Abluka altındaki mahalledeki politik atmosfer, biri polis, diğeri de belediye için çalışan iki kardeşin hayatlarını giderek daha fazla etkilemeye başlar. Çevrelerinde olan biteni anlamlandırma çabaları, ikisinin de gerçeklikle bağlarının yavaş yavaş kopmasına neden olur.

Film tüm klasik kuralları hiçe sayarak tamamen kendine özgü bir anlatım dili yakalamış ve  bizi içine hapsediyor. Zaman ve mekan algısı tamamen yok. Sanki tamamen bir hayalin içindeler. Film başta sıralı kurgu ile devam ederken birden zamanda sıçramalar ile karşılaşıyoruz.Mesela bir sahnede, Kadir Ahmet’in kapısını çalar ve kapıyı kimse açmaz. İçerde ne olup bittiğini bilmiyoruz. Araya başka sahneler giriyor ve hemen ardından Kadir kapıyı çalarken Ahmet’in içerde ne yaptığını görüyoruz. Başka bir sahnede de Meral’in kümeste saklandığı bilgisi geliyor. Kadir kümese gidiyor, Meral’i olduğu yerden alıp ablukaya alınmış mahalleden çıkartıyor fakat mahalleden çıktığında aslında kolilerin içinden Meral çıkmıyor aslında  hiç yokmuş.  Birazda karakterlemiz aklın oynadığı oyunlarla baş etmeye çalışıyorlar. Kendi içlerinde de zıtlıklar var. Ahmet karakterimiz belediye de sokak köpeklerini öldürerek geçimini sağlayan biri fakat yaraladığı köpeği evinde besliyor.  Herşeyi biraz da olduğunda farklı gösteriyor ve bunun kanıtını yapan bir sürü sahne vardı.  Spoiler vermek istemiyorum. Filmi izlediğinizde ne anlatmak istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Filmi izlerken inanılmaz çaba harcamıştım ama filmden çıktıktan sonra sanki bu film bu çabayı hakediyor.

ablukabirdunyafilm

Yalanlarla kandırılmaya çalışan bir toplumu gözler önüne sürüyor.Film Postmodern sinemaya da örnek verilebilir. Aynı zamanda Theodor W. Adorno’nun Kültür endüstrisinden yararlanmıştır. Bu film hazırlık aşamasından beri distopik bir anlatım seçmiş fakat günümüzde de bu tür olayların yaşanması ve hala devam etmesi nedeniyle distopiklikten çıkmıştır.  İlk George Orwell’in “1984” kitabıyla bu gelenekle karşılaşmıştık. Türkiye’de çok sık karşılaşacağımız bir anlatım şekli değil.  Türk Sinemasına yeni bir değer daha  katıldı. Emin Alper sinema dili ile bizleri büyüledi ve büyülemeye de devam edicekmiş gibi duruyor. Sinemasal lezzeti gayet doyurucuydu.  Kendisinde biraz  Reha Erdem etkilerini görüyoruz. İktidarın güçlü olduğu bu zamanlarda aslında zihnimize kurulan ablukalardan kurtulmamızın mesajını veriyor.

Emin Alper  kapkaranlık bir dünya ile bizi baş başa bırakarak tamamen görsel ve işitsel oyunlarla karşılıyor. Abluka, Tepenin Ardı filminde olduğu gibi komplo teorileri ve paranoyalarla hareket etmeye çalışan toplumun ruh halini anlatmaya çalışan bir film. Film tek bir konu üzerine odaklanmıyor. Aslında ikiye bölünüyor. Birinci hikayemiz baskı altına alınmış bir toplum ikinci hikayemiz ve …

Genel Puanlama

Senaryo - 75%
Yönetmen - 83%
Oyunculuk - 80%
Teknik - 95%
Müzik - 97%

86%

Okuyucu Oylaması İlk olun!
86

Günsu Yiğitcan Hakkında

10 yaşından beri sinemaya olan tutkumla bir yola başkoymuş sinema öğrencisiyim. Yerli filmler her zaman ilk tercihim olmuştur. Yaşadığımız yada yaşamakta olduğumuz olayları farklı bakış açılarından bakmak ve onları yorumlamak her zaman hoşuma gitmiştir. Bu yüzden sinema benim için bir tutkudur. Charlie Chaplin'nin dediği gibi hayat yakından bakınca trajedi, uzaktan bakınca komedidir.

Bir Cevap Yazın