Atomic Blonde / Sarışın Bomba (2017)

Aksiyon yüklü John Wick’in ilk filminde Stahelski ile beraber filmi yöneten fakat resmi olarak ismi geçmeyen David Leitch, fragmanları ile sinemaseverleri heyecanlandıran Atomic Blonde’u yöneterek kendine ait ilk uzun metraj filmini çekmiş oldu. Bundan dolayı olsa gerek Atomic Blonde sürekli John Wick ile kıyaslandı ve bu konu üzerinde çok yazıldı, çizildi. Film vizyona girene kadar bu durumu iyi bir fırsata çevirdi, yolunu gözlediğimiz filmler arasında kendine yer edindi. Kıyaslandığı filmleri bir kenara bırakırsak Atomic Blonde seyirciye istenileni verebildi mi? Bunun cevabını filmi sadece kendi içerisinde yorumlarsak daha doğru bir şekilde bulacağımızı düşünüyorum.

1989 yılının Berlin’in de Dünya tarihinin en önemli olaylarından biri olan Berlin Duvarı yıkılmasıyla paralel geçen bir casusluk hikayesi Atomic Blonde. Başlangıç sekansı da bu konuya değiniyor. Dönemin ABD başkanı Ronald Reagan’ın “Şu duvarı yıkın!” serzenişi ile sekans son buluyor.

Her geçen gün güzelliğine güzellik katan Charlize Theron’un başrolde yer aldığı ve James McAvoy’in ona eşlik ettiği Atomic Blonde; James Gasciogne adlı ajanın yakalanıp öldürülmesiyle sistemdeki tüm ajanların bilgilerin açığa çıkma ihtimalini konu alıyor. Bunun önlemek için görevlendirilen Lorraine Broughton (Charlize Theron) Berlin’e gönderilir. İlk baştaki amacı bilgilerin yer aldığı saati ele geçirmek olan Lorraine zamanla orada iki tarafa da çalışan ajanı açığa çıkarmak olacaktır. Ona bu görevde teşkilatın en güvendiği adamlardan biri olan Ajan Percival eşlik edecektir.
atomic blonde
Film iki atmosferden iyi bir şekilde beslenmesini biliyor. Bunlardan ilki arka planda Berlin’in yarattığı kasvetli ve soğuk atmosfer, diğeri ise Berlin Duvarı’nın yıkılmasının yarattığı karışık ve hareketli atmosfer. Filmin bu kadar ön plana çıkmasındaki en büyük faktör ise şüphesiz Lorraine karakterini canlandıran Charlize Theron . Theron performansıyla, ön plana çıkan giyim tarzıyla aksiyon odaklı filmde bana sorarsanız parlıyor. Ayrıca söz ettiğimiz performansın kalburüstü bir performans olmadığını söylemekte fayda var. James McAvoy ise standart bir performansıyla karşımıza çıkıyor. Atomic Blonde’un bence söz söylenemeyecek en güçlü kısımlarından başında müzikleri geliyor. Almanya sınırları içerisinde olduğu zaman Almanya yapımı müzikler karşımıza çıkıyor. Bu durum diğer ülkeler içinde geçerli oluyor. Aksiyon sahnelerindeki müzik seçimi ise kusursuza yakın. Aksiyon tabanlı diğer filmlerin örnek alması gerektiğini düşünüyorum. Kurgusunun iyi bir şekilde bütünlüklü bir yapıya oturtulamaması filmin en zayıf tarafını yansıtıyor. Gereksiz derecede flashback kullanımı aksiyon sahnelerin kopmasına sebep oluyor. Türü aksiyon olan film için bu seyircide dikkat dağınıklığına sebep oluyor.

Atomic Blonde aksiyon olarak seyirciye istediğini veren, müzikleri iyi seçilmiş, atmosferi seçildiği döneme uygun fakat kurgu bütünlüğü biraz sıkıntılı, yan karakterlerin istenileni veremediği bir seyirlik.
Aksiyon yüklü John Wick’in ilk filminde Stahelski ile beraber filmi yöneten fakat resmi olarak ismi geçmeyen David Leitch, fragmanları ile sinemaseverleri heyecanlandıran Atomic Blonde’u yöneterek kendine ait ilk uzun metraj filmini çekmiş oldu. Bundan dolayı olsa gerek Atomic Blonde sürekli John Wick ile kıyaslandı ve bu konu üzerinde çok yazıldı, çizildi. Film vizyona girene kadar …

Genel Puanlama

Senaryo - 56%
Yönetmen - 71%
Oyunculuk - 70%
Teknik - 77%
Müzik - 90%

73%

Okuyucu Oylaması İlk olun!
73

Hürrem Celil Erdoğan Hakkında

Denizli’de doğup büyüdükten sonra üniversite okumak için aynı zamanda şu anda yaşadığım şehir olan İzmir’e geldim. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünü stresli uzun bir yolculuktan sonra bitirdim. Sinemaya olan ilgim ise, sinemanın dertleri unutturan tarafını keşfetmekle oldu ve ben de bu sayede sinemanın büyülü dünyasına kapılanlar tarafına geçtim. Bu büyülü dünyayı somutlaştırmak içinse birdunyafilm.co’yu kurdum.

Bir Cevap Yazın