Yazarın Arşivi: Arzu Şahin

Edebiyat Öğretmeni…Küçük bir ‘’Çağın Asya’’ annesi… İlk 15 dakikada uyumadığı bir filmin iyi olduğuna inanır. Hayata dair en ince tutkusu yazmak. Şehirler değiştirdi, ama kalemi hep valizindeydi. Okuduğunu yazdı hep, artık izlediğini de yazıyor.

Trois couleurs: Bleu / Üç Renk: Mavi (1993)

MAVİ 1

Polonyalı başarılı sinemacı Krzysztof Kieslowski’nin üçlemesinin ilk filmi olan 1993 yapımı Mavi, özgürlük temini ve bireyin iç çatışmalarıyla örülü yaşam kaosunu ele alır. Mavi, filme adını veren renk olmak dışında rengin yüklendiği anlamlar ile de filmde yerini ustaca alır. Filmdeki ana öğe ‘’mavi renk’’ ile anlatılan  bireyin toplumdan ayrışan ve kendi özünü bulması için önkoşul olan bireysel özgürlüğüdür‘’ Kocam ve ...

Devamını okuyun »

The Red Violin / Kırmızı Keman (1998)

kırmızı keman 2

Enstrümanların kaderi var mıdır?Yoksa sizin kaderiniz bir enstrümana verilebilir mi?Dönem filmleri dokusundaki realiteyle insanoğlunun acılarını, tutkularını, gizemini, şehvetini ve cesaretini -salt insan olmanın basit sınırlarından çıkıp- anlatan en derin keşif filmleridir. Zaman algısını , sizden çok başka zamanlarda nefes almış insanların hikayelerine yaptığınız içsel yolculuklarla kurar. Kurmacası, var olunan zamanla, dönemin yansıttığı zaman arasında bir tür hesaplaşmaya dayalı olsa da, ...

Devamını okuyun »

El Cuerpo / Ceset (2012)

ceset 1

“Her ölüm, aksi ispatlanana dek, bir cinayettir.” Yönetmenliğini genç senarist Oriol Paulo’nun üstlendiği film, İspanyol sinemasının Amerikan sinemasına kafa tuttuğu derin bir kurgu içeriyor. Kendi içinde çelişkiye yer vermeyen sahnelerin, kapalı uçlu bir olay örgüsüyle bütünleşmesi sizi sadece filmin sonunda parçaları birleştirebildiğiniz bir senaryoyla karşı karşıya bırakıyor. Bir adli tıp kliniği bekçisinin morgtan esrarengiz biçimde kaçışıyla başlayan film, kayıp bir cesetin perde ...

Devamını okuyun »

Perfume: The Story of a Murderer / Koku Bir Katilin Hikayesi (2006)

perfume-the-story-of-a-murderer-2

‘’Yanında, bütün dünyayı  kölesi yapmaya yetecek kadar parfüm vardı. Versailles’e gidip kralın ayaklarına kapanmasını sağlayabilirdi. Papa’ya kokulu bir mektup gönderip kendisini yeni mesih ilan ettirebilirdi. Paradan, terörden ve ölümden daha etkili bir güce sahipti: İnsanların sevgisine hükmetme gücü.Parfümün yapamayacağı tek bir şey vardı: Onu, diğer herkes gibi seven ve sevilen birine dönüştüremezdi.’’Edebi anlamda kendini kanıtlamış bir eseri beyaz perdeye uyarlamak, ...

Devamını okuyun »