brooklyn-bdf

Brooklyn (2015)

John Crowley’in yönetmenliğini üstlendiği film, Nick Hornby tarafından Colm Tóibín’in aynı adlı romanından uyarlanmıştır. 88. Akademi Ödüllerinde üç dalda ( En iyi film, en iyi kadın oyuncu ve en iyi uyarlama senaryo) adaylığı alan film İrlandalı genç bir kadının Brooklyn’e gitmesinin ardından hayatındaki değişimi konu alır.

Film hakkındaki eleştirel görüşler her ne kadar genel itibariyle olumlu olsa da, uyarlama senaryo olarak ne kadar filme yansıtılabildiği tekrar tekrar düşünülmesi gereken bir konudur. Bir edebiyat eserinin sinemaya uyarlanmasının kolay bir iş olmadığını tahmin edersiniz, her edebiyat eseri de görsel öğelerle zenginleştirilerek izleyiciye sunulamaz. Bu film de öyle bana kalırsa. Müzikleriyle ve konunun akışıyla gayet ilgi çekici olsa da filmde sinemayı sinema yapan en önemli öğenin eksikliği hissediliyor: Çatışma.

Saoirse Ronan’ın canlandırdığı Eilis Lacey’in film boyunca belirgin bir şekilde değişen karakteri her ne kadar başarılı bir ayrıntı olsa da ben filmin romantik yapısı üzerinde durmak istiyorum. Tony ile olan diyaloglarına dikkat ettiğimiz zaman Eilis’in çekingen yapısı sevgisini belli etmesine engel oluyor gibi bir kanıyla filmi izlemeye devam ettim, ablasının ölümüyle eve dönmek zorunda kaldığında Tony’nin evlenme isteğini herhangi bir heyecanla karşılamaması Eilis’in Tony’i yeterince sevmediği ve bu doğrultuda bir şeylerin gelişeceği sonucuna varmama neden oldu. Nitekim Eilis eve döndüğünde kısa bir aşk yaşayacak, Tony’nin mektuplarını okumayacak ve evli olduğu anlaşıldığında Amerika’ya geri dönmeye karar verecektir.MV5BZWIyZDhlZmYtMmNjOS00NDg3LTllMGYtYjMyZDRlY2E1YjM2XkEyXkFqcGdeQXVyMTMwMTk1MDI@._V1__SX1857_SY859_

Burada gördüğümüz sadece Eilis’in içindeki kararsızlıktır ve bundan hiç kimse zarar görmemiştir. En azından Eilis’in davranışlarının insanlar üzerindeki etkisini görmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir noktaya kadar ağlamayı umduğum filmde Tony’nin olanlardan bihaber olması, başka birine ilgi duyabilecek zayıflıktaydı ki Eilis’in hemen içinde bulunduğu durumdan kendini sıyırıp gerçek mutluluğun Tony’ de olduğuna karar vermesi bana çok yavan geldi açıkçası. Romanın yapısı gereği, filme alınamayan ama amaç; izleyiciye bir şeyler sunmak olduğu zaman sinema adına filme alınması gereken detayların yoksunluğu filmin dramatik yapısına büyük zarar veriyor. Nedir bu olası detaylar? Tony, Eilis’den bir şekilde şüphelenmeli ya da bu durumdan haberdar olmalıydı. Eilis döndüğü zaman tamamen kendisine ait bir eş ile karşılaşırken eski saflığını yitirmenin acısını yaşamalıydı. Ya da Eilis’i etkilemeyi başarmış ve ona mutlu bir hayat vadeden Jim, Eilis’in evli olduğunu duyabilir ve onu engellemeye çalışabilirdi. Uyarlama bir filmde bu yapıyı kurmak oldukça zor, esere bağlı kalma çabası her zaman mükemmel sonuçlar getiremiyor sinemada. Çünkü sinema edebiyat değildir, görsel bir anlatım biçimidir. Roman kişilerin düşüncelerini aktarmada başarılı bir yazınsal ürün olduğundan gayet etkileyici olabilirken filmde bu aktarımı başarılı bulmadığımı belirtmeliyim. İyi seyirler.
John Crowley’in yönetmenliğini üstlendiği film, Nick Hornby tarafından Colm Tóibín’in aynı adlı romanından uyarlanmıştır. 88. Akademi Ödüllerinde üç dalda ( En iyi film, en iyi kadın oyuncu ve en iyi uyarlama senaryo) adaylığı alan film İrlandalı genç bir kadının Brooklyn’e gitmesinin ardından hayatındaki değişimi konu alır.Film hakkındaki eleştirel görüşler her ne kadar genel itibariyle olumlu …

Genel Puanlama

Senaryo - 52%
Yönetmen - 60%
Oyunculuk - 66%
Teknik - 72%
Müzik - 57%

61%

Okuyucu Oylaması İlk olun!
61

Eylül Aykaş Hakkında

İstanbul üniversitesinde Tıbbi Laboratuvar okuduktan sonra yapmak istediğim işin sinema olduğuna karar verdim. Bu nedenle Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde Sinema- TV bölümüne başladım ve iki yıldır buradayım. Sinemaya ilgimin sebebi de diğer 6 sanatı içinde barındırdığına inanmamdan geliyor. Bir film yapmak için her şeyi bilmek zorundasınız, ben de bunu yapmak isteyen biriyim.

Bir Cevap Yazın