Gönül Yarası (2005): Adı Konulamayan Sevgi

Bundan yaklaşık 40 yıl önce sinema sektöründe ürün vermeye başlayan Yavuz Turgul, Türk sineması için sayısız filmin altına imzasını attı. Bu filmleri kimi zaman yazdı, kimi zaman yönetti. İlk olarak Nazım Hikmet’in romanından uyarlanan Tosun Paşa’nın beyaz perdeye aktarılmasına vesile oldu. Hemen ardından Türkan Şoray’ın meşhur Sultan’ının senaristliği üstlendi. Sultan’ı Banker Bilo, Çiçek Abbas gibi karakter odaklı filmler takip etti. 1984 yılında ise Dıranas’ın Fahriye Abla romanını senaryolaştırdı ve yönetti. Bu onun ilk yönetmenlik deneyimi idi. 40 yılda sadece 7 film çeken Yavuz Turgul’un 8. filmi ‘Yol Ayrımı’ bu hafta vizyona girdi. Filmografisinde Eşkıya, Aşk Filmlerin Unutulmaz Yönetmeni, Muhsin Bey gibi karakterleri derin ve daha çok senaryosu ile ön plana çıkan filmler var. Genel olarak Yavuz Turgul sinemasına baktığımızda Gönül Yarası bu filmlerin altında eziliyor ya da adından daha az söz ettiriyor.

Film başlangıcını Şener Şen’in canlandırdığı doğuda bir köyde öğretmen olarak 15 yıl geçiren Nazım karakterinin öğretmenlik kariyerinin son günüyle açıyor. Nazım’ın görev yaptığı okul tam anlamıyla harap, dört duvar denilemeyecek düzeydedir. Bir nevi Yavuz Turgul doğudaki yaşam koşullarının altını çizerek açılış yapıyor diyebiliriz. Emekli olan Nazım İstanbul’a geri dönüş yapar. Emekliliğini alana kadar Takoz’un taksisini işletir, hem boş durmayı sevmez hem de geçimini sağlayacak ölçüde paraya ihtiyacı vardır. Bir gün bir pavyonda şarkı, türkü söyleyen Dünya taksisine biner. Bir anda Dünya’nın saf ve samimi tarafı Nazım’ın naif tarafı ile örtüşür. Dünya’dan Nazım’a bir abi kardeş ilişkisi başlar, Nazım’dan Dünya’ya ise adını filmin genelinde ne Nazım’ın ne de bizim koyduğumuz bir ilgi, şevkat başlar. Bir şekilde Dünya ve kızı, Nazım’ın evinde yerleşmek zorunda kalır. Arka planda da Dünya’nın boşandığı kocası Dünya ile kızının peşindedir. Nazım ise ikili arasındaki tansiyonun yükselmemesi için bu ilişkide sünger görevi görecektir.
Yavuz Turgul sinemasına üstün körü bir bakış attığımızda Turgul sineması özellikle iki özelliği ile kendini belli ediyor. İlki Yavuz Turgul’un karakterlerin üstüne eğilmesi ve kafa yorması, diğeri ise neredeyse her bir filminde karşımıza çıkan doğu-batı kültürlerinin birbiri ile karşılaşması. Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni’ndeki Tarcan karakterinin film içindeki canlandırdığı karakter, Eşkıya’daki Baran, Muhsin Bey’de ses sanatçısı olarak doğudan göçen Ali Nazik ve Gönül Yarası’nda yine doğudan zorla göçmek zorunda kalan Dünya ile bir köy okulundaki yaşam şartlarını tadan Nazım öğretmen bu karşılaşmanın en iyi örneklerinden olsa gerek. Filmlerinde muhakkak ülkenin bir derdine ele almaya çalışan yönetmen, bu sefer de ülkede kadınların maruz kaldığı şiddete odaklanıyor.

Fahriye Abla’dan sonra kadın karakterlere ikinci plana çeken Yavuz Turgul, Gönül Yarası ile tamamen ipleri başrol Dünya’ya emanet etmese de uzun bir aradan sonra bir kadın karakteri ön saflarda sergiliyor.  Dünya karakterini canlandıran Meltem Cumbul, Yılan Hikayesi dizisinden kalma bir performans ile üstüne bir şey koymayıp elindeki sergilemekle yetiniyor. Gerçi Avrupa’da Dünya rolüyle birkaç ödülle dönüyor. Kültürlerin uyuşmadığı düşünüldüğünde normal karşılamak gerektiğine inanıyorum. Şener Şen ise izlediğimiz çoğu filmine nazaran fark yaratamıyor. Tabi bu konuda ihaleyi direkt olarak Şener Şen’e bırakmak doğru olmaz. Yavuz Turgul’da ilk defa Şener Şen’e oynatacağı karakteri eski filmlerine nazaran iyi işleyemiyor.

Gönül Yarası, Yavuz Turgul filmografisinin zayıf halkalarından biri, daha doğrusunu söylemek gerekirse güçlü halkalarının arasında zayıf kalıyor. Film baştan aşağıya güçlü diyaloglarla örülü değil fakat akılda kalıcı birkaç diyaloga sahip. Kadına şiddete dair ve aile içinde birey olmakla ilgili verdiği mesajlar ve güçlü bir sonu var.  Bütün bunları bir kenara bırakırsak, bunca yıla bu kadar az film çeken Yavuz Turgul ile sinemamızın en değerli oyuncularından Şener Şen’i aynı yapımda görmemize sebep olan filme en azından saygı göstermemiz gerektiğine inanıyorum.
Bundan yaklaşık 40 yıl önce sinema sektöründe ürün vermeye başlayan Yavuz Turgul, Türk sineması için sayısız filmin altına imzasını attı. Bu filmleri kimi zaman yazdı, kimi zaman yönetti. İlk olarak Nazım Hikmet’in romanından uyarlanan Tosun Paşa’nın beyaz perdeye aktarılmasına vesile oldu. Hemen ardından Türkan Şoray’ın meşhur Sultan’ının senaristliği üstlendi. Sultan’ı Banker Bilo, Çiçek Abbas gibi …

Genel Puanlama

Genel Puanlama - 68%

68%

Okuyucu Oylaması İlk olun!
68

Hürrem Celil Erdoğan Hakkında

Denizli’de doğup büyüdükten sonra üniversite okumak için aynı zamanda şu anda yaşadığım şehir olan İzmir’e geldim. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünü stresli uzun bir yolculuktan sonra bitirdim. Sinemaya olan ilgim ise, sinemanın dertleri unutturan tarafını keşfetmekle oldu ve ben de bu sayede sinemanın büyülü dünyasına kapılanlar tarafına geçtim. Bu büyülü dünyayı somutlaştırmak içinse birdunyafilm.co’yu kurdum.

Bir Cevap Yazın