Irréversible / Dönüş Yok (2002)

Diğer yönetmenlerden farklı tarzlarıyla ön plana çıkan iki yönetmen Lars Von Trier ve Gaspar Noe. Bu iki yönetmen sinemanın herhangi bir duvarı olduğuna inanmıyorlar belki bu yüzden daha cesur ve daha baş kaldırıcılar. Ve filmlerini de bu havaya uygun çekiyorlar. Sinemalarının gelişmesindeki en büyük etmen ise bana sorarsanız birbirlerine karşı içten içe olan rekabetleri. İkisi ne kadar rekabeti sevmeyen bir tavra sahip gibi dursalar da, birbirlerinin sinemasından beslendiklerini düşünüyorum. Aynı zamanda Trier ve Noe’nin filmlerinde doğrusal bir şekilde artan pornografik unsurlarda bunun kanıtın niteliğinde.

Gaspar Noe filmografisine uzun metraj türünde çok az film sığdırdı. Filmlerinin çekim tarihleri arasında hatırı sayılır yıllar var. İlk filmi Seul contre tous’dan tam 4 yıl sonra çektiği Irreversible ise Enter the Void ile beraber öne çıkan diğer filmi. Irreversible, Gaspar Noe’nin tarzını oturmasını ve sinema otoritelerince tanınmasına ön ayak olan bir film. Film kaotik bir başlangıç sekansı ile izleyicileri karşılıyor. Kameranın belli bir açıda ısrarcı olmaması da bu kaotik yapıyı pekiştiriyor. İlk başta kaotik yapının hangi amaca hizmet ettiğini kavrayamıyoruz. Sonra sahne bittiğinde bütün bu kaotik yapının karısı tecavüze ve aşırı şiddete maruz kaldıktan sonra ölen, Marcus’a hizmet ettiğini görüyoruz. Çıldırmış bir şekilde karısının katilini arayan Marcus’a çiftin yakın arkadaşları Pierre eşlik ediyor.

Kendi filmlerinde her zaman kendine küçük bir rol biçen Gaspar Noe, Irreversible’ın olay örgüsünün işleyişini geriye doğru yapmayı tercih ediyor. Olayın sonucunu ilk olarak verirken olayın gelişme sürecini daha sonra veriyor. Bunu üç dört kez yapmaktan da geri durmuyor. Gaspar Noe filmin genelinde kırmızı rengini fon olarak seçiyor. Bana soracak olursanız filmin en çarpıcı sahnesi olan tünel sahnesindeki kırmızılık ise hiç akıllardan çıkmıyor. Arka plan rengi size neler hissettireceğinin sinyalini çok önceden veriyor.
Irréversible birdunyafilm
Başrollerde Alex rolünde Monica Bellucci ve Marcus rolünde ise Vincent Cassel var. Monica Bellucci’nin alımlı güzelliği tam anlamıyla kadraja yansıyor. Film cesur olmasını Monica Bellucci’nin sahnelerine borçlu diyebiliriz. Filmin can damarının oyuncular veya oyunculuklar olmadığını söyleyebiliriz fakat yine de ortada hafife alınacak oyunculuklar yok. Filme kalite kattıklarını düşünüyorum.

Irreversible seyirciyi son ana kadar çok rahatsız eden bir film, kelimenin tam anlamıyla vücudunuza nükseden gerginliği hissediyorsunuz. Bazı sahnelerin bir an önce geçmesini istiyorsunuz. Fakat bir türlü geçmek bilmiyor. Hatta sizi rahatsız eden bu sahneler şiddetin aşırılaştığı durumlara dönüşüyor. Alışmaya başladığınız anda ise film sonlanıyor. Son sahne ise arşa çıkan gerginliğinizi kuş tüyü hafifliğine bürünmesine sebep oluyor. Irreversible alışılagelmişin dışında bir film, izledikten sonra üstünüzde negatif hissiyatlar bırakabilir. Hatta bazılarınız için keşke izlemeseydim noktasına bile gelebilir. Fakat Gaspar Noe sinemasıyla tanışmanın en iyi yolu da bu film olduğu bir gerçek.
Diğer yönetmenlerden farklı tarzlarıyla ön plana çıkan iki yönetmen Lars Von Trier ve Gaspar Noe. Bu iki yönetmen sinemanın herhangi bir duvarı olduğuna inanmıyorlar belki bu yüzden daha cesur ve daha baş kaldırıcılar. Ve filmlerini de bu havaya uygun çekiyorlar. Sinemalarının gelişmesindeki en büyük etmen ise bana sorarsanız birbirlerine karşı içten içe olan rekabetleri. İkisi …

Genel Puanlama

Senaryo - 82%
Yönetmen - 74%
Oyunculuk - 81%
Teknik - 67%
Müzik - 67%

74%

Okuyucu Oylaması İlk olun!
74

Hürrem Celil Erdoğan Hakkında

Denizli’de doğup büyüdükten sonra üniversite okumak için aynı zamanda şu anda yaşadığım şehir olan İzmir’e geldim. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünü stresli uzun bir yolculuktan sonra bitirdim. Sinemaya olan ilgim ise, sinemanın dertleri unutturan tarafını keşfetmekle oldu ve ben de bu sayede sinemanın büyülü dünyasına kapılanlar tarafına geçtim. Bu büyülü dünyayı somutlaştırmak içinse birdunyafilm.co’yu kurdum.

Bir Cevap Yazın