we-need-to-talk-about-kevin-movie-poster-03

Kevin Hakkında Konuşmalıyız / We Need to Talk About Kevin (2011)

 “Zamanla alışıyorsun
  Sanırım “yüce bir duygu” olarak tabir edilen annelik duygusu her kadının içinde olabilen bir şey değilmiş ya da her çocuğu için demek daha doğru olacak bu filmi göz önünde bulundurursak. 
  Yazar Lionel Shriver’ın ödüllü romanından uyarlanan filmin başrolerini John C. Reilly, Tilda Swinton ve Ezra Miller paylaşıyor. Romanı beyazperdeye uyarlayan yönetmen ise Lyne Ramsay.
  “A child needs your love most when he deserves it least.” açılış cümlesi ile başlayan roman, Eva’nın kocası Franklin’e yazdığı mektuplardan oluşuyor. Filmde ise yaşananlara Eva’nın flashbackleri ile tanık oluyoruz. Çarpıcı bir açılış cümlesi ile başlayan kitabın filmi de ilginç bir açılış sahnesine sahip. Aslında bir nevi sonu başa bağlayan bir sahne. Gerilim mi dram mı diye kategorize edemediğimiz film hikayeye oldukça uyan müziklere sahip. Yönetmen de yaşanılan olayların duygusunu yansıtan tek bir ögeyi çok güzel bir şekilde kurgulayabilmiş: Kırmızı. Bu ögeyi filmin açılış sahnesinde, Eva’nın evinde ve nefesimizi tutmamıza sebep olan son sahnelerde görebiliriz.
  Eva maceracı ve gezgin bir ruha sahip. Gezdiği yerlerin haritasından “spesifik” yaşam alanına duvar kağıdı yapacak kadar çok sevmiş özgür ve gezginci olmayı. Peki, hiç istemediği halde onu 2 çocuk annesi yapan şey ne? Aşık olduğu adamdan kazara hamile kalması. Anne olmayı istemiyordu belki ama Kevin’ a farklı davransaydı çocuğun yaşamı nasıl olurdu?

  Film boyunca ana-oğulun garip ilişkisine tanık oluyoruz. Birbirlerinden nefret mi ediyorlar yoksa o kadar nefrete rağmen birbirlerini sevebiliyorlar mı yoksa sadece birbirlerine ihtiyaçları mı var? Elbette yine bütün bu soruların cevabı sonda gizli. Biz anlayabiliyoruz ama Kevin yaptığı her şeye bir cevap bulamıyor çünkü çocukluğundan beri aklındaki ve kalbindeki karmaşa buna izin vermiyor. Eva ise hayatlarını altüst eden kendi çocuğunu ya geride bırakarak ya da onu affederek yeni bir hayata başlamaya çalışacak.
  Film de kitabı kadar bol ödüllü. Böyle bir filmden sonra Lyne Ramsay’in bu kadar başarıyı hak etmesi öngürülebilir bir şey olsa gerek. Bir annenin yaşadığı gelgitleri abartısız bir mükemmellikte canlandıran Tilda Swinton’ın da yine Altın Küre’ye aday olmasına şaşırılmamalı. Genç oyuncu Ezra Miller da Kevin’ın içindeki şeytani tarafı ve oynadığı iki taraflı oyunu ustalıkla yansıtabilmiş. Ancak bana göre küçük Kevin’ı canlandıran ve filmin afişindeki yüz olan Jasper Newell’ın da hakkı verilmeli. Ezra Miller’a aşırı benzerliğinin yanında oyunculuklarını da ortak bir paydada buluşturup filmdeki Kevin’ın hayatına bir bütünlük katabilmişler.

  Film anne yüreğini çok farklı açıdan ele aldığı için kitaba da yapılan eleştirilere maruz kalmıştır. Fakat “sevgi mi alışmak mı” ikilemini çok zekice irdeleyerek tüm olumsuz eleştirilere rağmen festivallerde kendine yer bulabilmiş ve 2011’in en iyi filmleri arasına girerek yönetmene ve Swinton’a birçok ödül kazandırmıştır. 
  Değişik ve ilgi çekici bu ailenin öyküsü izlenilmeye değer. Sonuçta Kevin’ın sorularına yanıt bulmak için ne yaptığını öğrenmek lazım. İyi seyirler…
Yazan: Öznur Singin

Öznur Singin Hakkında

90 yılında dünyaya gelme ayrıcalığını elde edenlerdenim. Okumayı “Deniz Kızı” masalı ile söktükten sonra sevmeye “Çocuk Kalbi” ile başladım. Filmlerin büyülü, farklı boyuttaki dünyasına adım atmam, aynı zamanda ilk defa sinema salonuyla da tanışmamı sağlayan “Leydi ve Sokak Köpeği” oldu. Şimdi ise Biyomühendislik lisansımı tamamladıktan sonra okumalara doyamadığım için devam ettiğim yüksek lisansın yanı sıra film yazıları yazıyorum ve sevgili yazar arkadaşlarım iyi ki beni aralarına almışlar diyorum. Charlie Chaplin demiş ki “Bir filmi herkes anlayabilir, sinema herkes içindir”. O zaman izleyelim, izlettirelim ve sonra da yazalım. Çünkü yazmasaydık deli olacaktık.

Bir Cevap Yazın