kingsman-the-secret-service-taron-egerton-colin-firth

Kingsman: Gizli Servis / Kingsman: The Secret Service (2015)

“Brogue değil, Oxford olsun”

Bir gizli ajan filminden ne bekleriz? Daha doğru sormak gerekirse, bir gizli ajan filminden farklı bir şey bekliyor muyuz veya beklemeli miyiz? The Kingsman: Secret Service bu soruların cevaplarını değiştiriyor hatta soruları baştan sordurtuyor. Görmeye alışık olduğumuz bu tarz filmlerde hikayenin odağındaki ajanlar takım elbiseye sahip ve geliştirilmiş teknolojik silahlarla donatılmıştır. The Kingsman: Secret Service bunu aksini yapmıyor, ama daha iyisini yapıyor bu tip filmlerde pek sık rastlamadığımız mizah unsurunu da içine katarak bunu biz izleyenlere hem gelenekselci, hem daha teknolojik hepsinden ötesi de daha şık sunuyor.

The Kingsman: Secret Service’in kökeninin çizgi romandan oluşması ajan filmlerine taze bir soluk getirme sebebini de açıklıyor. Hele ki bu çizgi romanın yazarlarının Kick Ass, Wanted, Green Lantern ve Watchmen klasmanında işler çıkartan Mark Millar ve Dave Gibbons olması daha izlemeden iyi sinyaller vermesine sebep oluyor.

Kingsman geçmişi çok eski yıllara dayalı bir gizli ajan yetiştirme servisidir. Kingsman ajanlarından Harry bir operasyonda dikkatinden kaçan bir hatadan ötürü bir aday ajanın ölmesine sebep olur. Borcunu ödemek için ise ölen ajanın oğlu olan Eggsy’e bir madalya verir. Madalyanın arka kısmında yazan numara sayesinde Eggsy istediği ve ihtiyacı olduğu sürece Kingsman’e ulaşabilecektir. Bir olay sonucunda Eggsy yazılı olan telefon numarasından yardım ister ve kendini bir anda ajan yetiştirme programının içinde bulur. İş adamı aynı zamanda filmin kötü karakteri olan Valentine ise Dan Brown’un Cehennem’indeki gibi dünya nüfusunun fazlalığından dert yanmaktadır ve bir şekilde azaltılmazsa bir süre sonra türün kendini yokedeceğini düşünmektedir.secret service page

Eggsy tahmin ettiğiniz gibi parlak bir geçmişe sahiptir. Ama hayatın savruşturmasında o da bir kenara sürüklenmiş ve kariyerini geliştirme fırsatı hiç bulamamıştır. Eggsy karakterini canlandıran oyuncu daha önce hiçbir yapımda adı neredeyse geçmeyen ama bu filmle beraber az da olsa ilgileri üstüne çekmeyi başaran Taron Egerton. Harry’i ise The King’s Speech’de ki rolüyle  Oscar kazanan Colin Firth canlandırıyor. Colin Firth her zamanki durağan ve belli bir karaktere sahip oyunculuğunu bu filmde değiştiriyor. Sürekli filmin temposunu yukarıya çekmeyi amaçlıyor ve bunda başarılı oluyor.  Filmin kötü karakterini ise filmin kötüsü olarak görmeye alışık olmadığımız Samuel L. Jackson canlandırıyor. Onun ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu hatırlatmama gerek yok sanıyorum. Samuel L. Jackson’ın hem kostüm hem de rol bakımından bu kadar alışılagelmişin dışına çıktığı bir filmini izlemedim. Belki Quentin Tarantino’nun Django Unchained’ı bir istisna olabilir. Oynadığı karakter Valentine ise filme mizah duygusu yükleyen isimlerin başında geliyor. Jackson’ın salaş tarzı ve çocuksu karaktere sahip rolü filmin bütününün oluşmasına büyük katkı sağlıyor.

X-Men: First Class ve Kick Ass gibi filmlerle adını duyuran Matthew Vaughn Kingsman için en doğru yönetmen seçimlerinden biri olarak nitelendirilebilir. Vaughn kendi yüksek tempolu ve eğlenceli tarafını bu filme de yansıtıyor. Ayrıca Vaughn bazı sahnelerde özgür davranarak ortaya bir nevi akılda kalıcı bir iş çıkarmış. Yazıyı toparlayacak olursak The Kingsman: Secret Service bayağılaşmış ajan filmleri arasında yeni soluk arayanlar için bulunmaz bir fırsat. Kendini sevdireceğinden hiçbir anlamda şüphemiz yok. İyi seyirler.

“Brogue değil, Oxford olsun” Bir gizli ajan filminden ne bekleriz? Daha doğru sormak gerekirse, bir gizli ajan filminden farklı bir şey bekliyor muyuz veya beklemeli miyiz? The Kingsman: Secret Service bu soruların cevaplarını değiştiriyor hatta soruları baştan sordurtuyor. Görmeye alışık olduğumuz bu tarz filmlerde hikayenin odağındaki ajanlar takım elbiseye sahip ve geliştirilmiş teknolojik silahlarla donatılmıştır. …

Genel Puanlama

Senaryo - 71%
Oyunculuk - 79%
Teknik - 78%
Yönetmen - 77%
Müzik - 48%

71%

Okuyucu Oylaması 4.75 ( 1 Oylamalar)
71

Hürrem Celil Erdoğan Hakkında

Denizli’de doğup büyüdükten sonra üniversite okumak için aynı zamanda şu anda yaşadığım şehir olan İzmir’e geldim. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünü stresli uzun bir yolculuktan sonra bitirdim. Sinemaya olan ilgim ise, sinemanın dertleri unutturan tarafını keşfetmekle oldu ve ben de bu sayede sinemanın büyülü dünyasına kapılanlar tarafına geçtim. Bu büyülü dünyayı somutlaştırmak içinse birdunyafilm.co’yu kurdum.

Bir Cevap Yazın