meandearlbdf2

Ben, Earl ve Ölen Kız / Me and Earl and the Dying Girl (2015)

Jesse Andrews’in aynı isimli romanından sinemaya uyarlanan Me and Earl and the Dying Girl ülkemizde bu hafta Filmekimi sayesinde bazı şehirlerde gösterime girdi. Yönetmen Alfonso Gomez-Rejon’un ikinci filmi olan bu yapım bu sene Sundance Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nü kazanmasından dolayı sinemaseverlerin ilgisini çekmeyi başarmıştı. Tarzı gereği ilk bakışta The Perks of Being a Wallflower’ı andırsa da filmin ilerleyen kısımlarda Jack Nicholson ile Morgan Freeman arasındaki dostluğa tanık olduğumuz The Bucket List filmindeki felsefeye benzer bir havaya büründüğünü izleyenlerde fark edecektir.meandearlbdf3

Greg kendi içine kapanmayı seçen, çok arkadaş canlısı olmayan, film düşkünü bir lise öğrencisidir. Yemekhanedeki insanları kategorize etmek ise klasik filmlerin parodisini çekmekten sonra en büyük hobisidir. Klasik filmlerin parodisini ise çocukluktan beri yakın arkadaşı olan Earl ile beraber çekmektedir. Tabi film boyunca Greg Earl’den iş arkadaşı olarak bahsetmektedir. Bir gün Greg’in annesi bir tanıdığının kızı olan Rachel’a kanser teşhisi konduğunu öğrenip bunu Greg’e söyler. Rachel ile Greg’in birlikte zaman geçirmesini ister. Arkadaş canlısı olmayan Greg ise bunu ilk başta reddeder. Greg’in gönülsüzlüğü karşısında annesinin bitmek bilmeyen ısrarcı tavırları vardır. Greg’in annesi bunu oğlunun dişe dokunur bir şey yapması için eşsiz bir şans olarak görmektedir. Zoraki bir şekilde Greg ile Greg’in tabiriyle  “Sıkıcı Son Sınıf Yahudi Kızları” grubunda yer alan Rachel’in arasında bir diyalog başlar. Bu aşamadan sonra film sinema sektöründe sık sık görmeye alıştığımız klasikleşen bu yapı üstüne kuruluyor.

İsmi gereği tahmin edilebilir bir senaryoya ve sona sahip olsa da Greg film boyunca ara ara “Merak etmeyin, kız film sonunda ölmüyor” telkininde bulunarak “bu bildiğiniz türde kahramanın filmin sonunda öldüğü türden bir yapım değil” algısı yaratmaya çabalıyor ve bunda da belli ölçüde başarılı oluyor. Greg’in filmin tamamında dış ses olarak yer alması ise açıklayıcı bir etkisi olsa da bazen oldukça gereksiz geliyor.meandearlpage

Komedi türünde olan bu film bana sorarsanız komik olmaktan ziyade sempatik bir yapım. İsminde yer alan negatif tabirden ötürü (ölen kız) az çok bir dramla karşılaşacağınızı tahmin ediyorsunuz. Earl’ün ismi filmin içinde geçse de ön plana fazla çıkmıyor. Rachel ve Greg arasındaki arkadaşlığa odaklanan Me and Earl and the Dying Girl nadir olsa da arkadaşlığın üstüne romantizm serpiştirmeyi deniyor. Fakat buna Greg’in dış sesi engel oluyor.

Earl ve Greg’in çektiği kült filmlerin parodileri filme olan ilgimizi artırmamıza sebep oluyor. Kurosowa, Kubrick, Bergman gibi yönetmenlerin filmleri birer birer karşımıza çıkıyor.

Dekor olarak Alfonso-Gomez Rejon pastel renklere ağırlık veriyor. Filmin son on dakikası ise Rachel ve Greg’in arkadaşlıklarını özetliyor. Orada oluşan sahneler yüzünüzde küçük tebessümlere neden oluyor. Çoğu noktada tipik gençlik filminin ötesine geçemeyen yapım, klasik filmlerin parodilerini ele aldığı ve yer alan bazı özenilmiş sahnelerden ötürü bir adım öne geçiyor. İzledikten bir iki yıl sonra aklınızda kalacak bir yapım olmamasına rağmen izlemek için zamanınızı ayırdığınız saatlerin boşa giden saatleriniz olmayacağını düşünüyorum. Hatta bir nebze keyif dahi alacaksınız. İyi seyirler.

Jesse Andrews’in aynı isimli romanından sinemaya uyarlanan Me and Earl and the Dying Girl ülkemizde bu hafta Filmekimi sayesinde bazı şehirlerde gösterime girdi. Yönetmen Alfonso Gomez-Rejon’un ikinci filmi olan bu yapım bu sene Sundance Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nü kazanmasından dolayı sinemaseverlerin ilgisini çekmeyi başarmıştı. Tarzı gereği ilk bakışta The Perks of Being a Wallflower’ı …

Genel Puanlama

Senaryo - 71%
Yönetmen - 82%
Oyunculuk - 67%
Teknik - 72%
Müzik - 63%

71%

Okuyucu Oylaması İlk olun!
71

Hürrem Celil Erdoğan Hakkında

Denizli’de doğup büyüdükten sonra üniversite okumak için aynı zamanda şu anda yaşadığım şehir olan İzmir’e geldim. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünü stresli uzun bir yolculuktan sonra bitirdim. Sinemaya olan ilgim ise, sinemanın dertleri unutturan tarafını keşfetmekle oldu ve ben de bu sayede sinemanın büyülü dünyasına kapılanlar tarafına geçtim. Bu büyülü dünyayı somutlaştırmak içinse birdunyafilm.co’yu kurdum.

Bir Cevap Yazın