perfume-the-story-of-a-murderer-2

Perfume: The Story of a Murderer / Koku Bir Katilin Hikayesi (2006)

‘’Yanında, bütün dünyayı  kölesi yapmaya yetecek kadar parfüm vardı. Versailles’e gidip kralın ayaklarına kapanmasını sağlayabilirdi. Papa’ya kokulu bir mektup gönderip kendisini yeni mesih ilan ettirebilirdi. Paradan, terörden ve ölümden daha etkili bir güce sahipti: İnsanların sevgisine hükmetme gücü.

Parfümün yapamayacağı tek bir şey vardı: Onu, diğer herkes gibi seven ve sevilen birine dönüştüremezdi.’

Edebi anlamda kendini kanıtlamış bir eseri beyaz perdeye uyarlamak, kalemi ile sizi kurmaca dünyanın içine çeken bir yazarın yarattığı etkinin izdüşümünü bir yönetmenin sinema ekranında görebilmek…Bir hikayede ‘’okuyucu’’ ve ‘’izleyici’’ olma karmaşası… Bahsedeceğimiz filmde sanırım bu paradoks en güçlü en çetin mücadelesinden galip ayrılıyor.’’ Filmleştirilemez’’ denilen roman, bazı detayları atlanarak sinemadaki yerini aldığında koku teminin bu denli görselleştirilmesi, görme duyusuyla koklama duyusunun ahenkle bir araya gelişi izleyiciyi hayran bırakıyor.

“Fumum” Latince “Duman” demek…”Perfumum” da “Dumanla yükselen” anlamına geliyor. Bu sözcük günümüzde hayatımızın bir parçası olan, hatta insanlara anlamlar yüklememizi sağlayacak kadar derin bir şeye götürüyor bizi: PARFÜM. Ve bu kavram bahsi geçen romana ve filme hayat öpücüğü veriyor.

perfume-the-story-of-a-murderer-3‘’Perfume: Story of a Murderer’’ adıyla beyaz perdeye yansıyan film Patrick Süskind’in ilk yayımlanışında derin etkiler yaratan aynı isimli romanından uyarlanmıştır ve alıştığımız kurguların dışında oluşuyla ciddi bir okur kitlesi yakalamıştır.

Eser 18.yy’da simdilerde kokunun başkenti olarak anılan Fransa’da doğan Jean – Baptiste Grenouille’in trajedisidir. Jean-Baptiste sefil ve aç Paris kentinde balıkçı bir kadının tezgah arkasında doğurduğu bir bebektir ve aldığı ilk koku çöp , çürümüş balık kokusudur  ama O’nu farklı yapan dünya üzerinde hiç kimsede görülmeyecek bir donanıma sahip oluşudur. Jean-Baptiste insani değerlerden ve duygulardan yoksun, diğer dört duyusunun farkında olmadan yaşayan biridir evet,  fakat o sıradışı şekilde tüm kokuları alabilmektedir: Bir taşın, okyanus derinliklerindeki bir balığın, kendisinden çok uzaktaki bir ağacın gövdesinin ve daha fazlasının… Bu, O’nun hem mucizesi hem de sonudur.

Dünyadaki tüm kokulara bulunduğu yerden erişebilme yetisine sahip kahramanımızın muazzam ve hayranlık bırakan bu yönünü acizleştiren ve zavallılaştıran farklı bir çıkış noktası da vardır: Jean-Baptiste’in kendi kokusu yoktur, insanlar onun kokusunu asla bilemeyeceklerdir. Hem roman hem de film bağlamında çıkış noktası kabul edebileceğimiz bu travma eserin seyrine yön vermektedir.

Perfume-The-Story-of-a-Murderer-bJean-Baptiste bu yeteneğinin farkına varmasıyla salt güzel kokulara erişme tutkusu içinde yaşar. Hatta en güzel kokuya erişmek için yola düşecektir ve bu amaç için insanları öldürmekten bile çekinmez. O’nda dünyanın en güzel kokusunu bulma yetisi vardır evet, ama bu asla kendi kokusu olmayan, bir kez bile sevgiyle koklanmayan bir adam olduğu gerçeğini değiştirmeye yetmeyecektir.

İnsanların filmleştirilen romanlarda beklentileri kuşkusuz her zaman daha yüksektir. Çünkü romanın kurmaca dünyası sizi oradaki kahramanları kendi hayal dünyanızda şekillendirmeye canlandırmaya iter ve bu zihninizde parçaları kusursuz birleşen bir yapbozdur. Oysaki bir romanı okuduktan sonra onun görselleşmesi ve kahramanların sizin zihninizde yarattığınızla özdeşleşmesi her zaman zordur ve bu okuyucudan ekseriyetle kırık not alır. Yönetmen Tom Tykwer kitabın kurgusunda yaptığı oynamalar ve atladığı( belki de özellikle atlamayı tercih ettiği) detaylarla başarılı bir adapte eser ortaya koymuştur. Yönetmenlik dehasını filmin ruhuna uygun tema müziği çalışmasını bizzat kendisi yaparak ortaya koymuştur.

Filmin her sahnesinde koku duygusunu hissedebileceğiniz hatta filmi izledikten sonra bir şeyleri iki kez koklamanıza neden olabilecek sağlam bir yapıtla karşı karşıyasınız.

Koku duyarlılığı olan bir insan olarak size bu filmle merhaba demek istedim.

 

‘’Çünkü insanların ruhu, kokularıdır.’’

İyi seyirler.

‘’Yanında, bütün dünyayı  kölesi yapmaya yetecek kadar parfüm vardı. Versailles’e gidip kralın ayaklarına kapanmasını sağlayabilirdi. Papa’ya kokulu bir mektup gönderip kendisini yeni mesih ilan ettirebilirdi. Paradan, terörden ve ölümden daha etkili bir güce sahipti: İnsanların sevgisine hükmetme gücü.Parfümün yapamayacağı tek bir şey vardı: Onu, diğer herkes gibi seven ve sevilen birine dönüştüremezdi.’’Edebi anlamda kendini kanıtlamış …

Genel Puanlama

Senaryo - 91%
Yönetmen - 90%
Oyunculuk - 79%
Teknik - 80%
Müzik - 99%

88%

Okuyucu Oylaması İlk olun!
88

Arzu Şahin Hakkında

Edebiyat Öğretmeni…Küçük bir ‘’Çağın Asya’’ annesi… İlk 15 dakikada uyumadığı bir filmin iyi olduğuna inanır. Hayata dair en ince tutkusu yazmak. Şehirler değiştirdi, ama kalemi hep valizindeydi. Okuduğunu yazdı hep, artık izlediğini de yazıyor.

nir yorum

  1. Cok basarili bir yorum olmus tebrik ederim. Yazilarinizin devamini bekliyorum.

Bir Cevap Yazın