dfn-the-hunters-prayer-720

The Hunter’s Prayer / Avcı’nın İntikamı

Vizyonun Atomic Blonde’den sonra John Wickvari yeni filmi The Hunter’s Prayer’in konusu şöyle: Üst düzey bir kiralık katil olan Lucas (Sam Worthington), son aldığı işte genç bir kızı, Ella’yı (Odeya Rush) öldürmeyi kabul etmiştir. Ancak Ella, tüm ailesini kaybetmiş ve yapayalnız bir gençtir. Lucas onu öldürmekten vazgeçerek ailesini öldürenlerin peşine düşmeyi tercih eder. Artık ikisinin de hayatı tehlikededir ve Ella’nın ailesini katledenleri adalete teslim etmek tek kurtuluş yoludur. Evet hepinizin farkında olduğu gibi son dönemlerde bu tarz intikam filmleri çok popülerleşti. Ayrıca James Bondvari iyi silah kullanan cesur karakterler bir hayli türedi. John Wick’ten Atomic Blonde’deki Lorraine Broughton’a, The Dark Tower’in silahşörü Roland Deschain’den bu filmin yıldızı Lucas’a kadar birçok tek elden çıkmış gibi soğukkanlı, umursamaz ve yenilmez karakterler ile karşı karşıya kalıyoruz. Tabii iş böyle olunca kıyaslamadan da durulmuyor bu tarz filmler.

HuntersPrayer_Ex_OG
Hunter’s Prayer benim son zamanlarda izlediğim kötü işlerden biri. Başından sonuna kadar yaptığı ufak gizemleri iyi bir şekilde filmin kalanına yayamayan, oyuncu performanslarının vasat olduğu bir film. Avcı’nın İntikamı aslında bir çeşit kovalamaca filmi aynı zamanda. Sam Worthington’un birden fazla filmini izledim ve hâlâ nasıl bu kadar şans bulduğunu anlamakta güçlük çekiyorum. Filmin en büyük hatası zaten en başından belli. Worthington replik ezberlemeyi oyunculuk sanan, hiçbir filminde istenilen duyguyu seyirciye aktaramayan vasat bir oyuncu. Diyeceksiniz bu filmde adam kiralık katil rolünde olduğu için duygusuz olması normal ama olay ne yazık ki o kadar basit değil. Çünkü aslında tam tersi duygularına yenik düşen, zor durumda bir kıza yardım etmeyen isteyen, ona acıyan ve intikam peşine düşen bir kiralık katilden söz ediyoruz. Yani bu rol tam da iyi bir oyuncunun üstesinden gelebileceği tarzda bir rol. Hal böyle olunca hızlı akan kurgu da çok tekleyen bir oyunculuk performansı söz konusu. Biz Lucas karakterinin amacını, geçmişini ve kişiliğini çözmeye çalışırken Sam Worthington ısrarla bizden bir şeyleri saklıyor gibi oynuyor. Elbette yazılan sahneler zayıf olabilir ancak iyi oyuncular her zaman kendi eklentilerini oluşturabilirler. Diyalog demek her şey demek değildir. Her diyaloğu karşı tarafa aktarmanın bir biçimi vardır. Öte yandan filmin bizlere sunduğu bir yenilik de söz konusu değil. Başından sonuna kadar intikam filmi deyince akla ne geliyorsa bir bir oluyor. Birkaç güzel aksiyon sahnesi dışında artı yönünü bulmakta zorlandığım, Jonathan Mostow’un dibi boyladığı Avcı’nın İntikamı, tam bir TV filmi kıvamındaki kalitesizliğiyle vizyonu gereksiz yere meşgul eden bir yapım.
Vizyonun Atomic Blonde’den sonra John Wickvari yeni filmi The Hunter’s Prayer’in konusu şöyle: Üst düzey bir kiralık katil olan Lucas (Sam Worthington), son aldığı işte genç bir kızı, Ella’yı (Odeya Rush) öldürmeyi kabul etmiştir. Ancak Ella, tüm ailesini kaybetmiş ve yapayalnız bir gençtir. Lucas onu öldürmekten vazgeçerek ailesini öldürenlerin peşine düşmeyi tercih eder. Artık ikisinin …

Genel Puanlama

Senaryo - 40%
Yönetmen - 40%
Oyunculuk - 30%
Teknik - 50%
Müzik - 40%

40%

Okuyucu Oylaması İlk olun!
40

Anıl Meydan Hakkında

21 yaşındayım. Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi okuyorum. Sinema hayatımda önemli bir yer kaplıyor. Insanların sinemayla ilgilenmelerini sağlamak ve filmler hakkında izleyiciye bilgi vermek en büyük gayelerimden biri.

Bir Cevap Yazın