War for the Planet of the Apes (2017)

1960’lı yıllarda farklı bir tarzda bir öykülemeyle karşımıza çıkan Franklin J. Schaffner’in Planet of the Apes’i yıllar geçtikçe üstüne koydu. Üstüne koyarak geldiği yıllarda adını sinema tarihine yazdırdı, sektör ve hayran kitlesi bunu arzuluyor ki sürekli bir yenisi çıktı. Son olarak 2011 yılında Rupert Wyatt’ın yönetmenliğinde bir üçlemenin ilk halkası olan Rise of the Planet of the Apes ile güzel bir başlangıç yapan seri, 2014 yılında Dawn of the Planet of the Apes ile çıkışını sürdürdü. Geçtiğimiz hafta ise üçlemenin son halkası olan War for the Planet of the Apes vizyona girdi. Adından da anlaşılacağı üzere iddialı bir şölen ve seriyi kalıcı bir iş olarak sonlandırmak için güzel bir fırsat vadediyor War for the Planet of the Apes.

Ceaser önderliğinde maymunlar bir başlangıç yaptıktan sonra bir ihanet yüzünden insanlarla karşı karşıya gelmek durumunda kalırlar. O durumdan daha güçlenmiş olarak çıkan Ceaser ise halkını yanına alarak bir ormanlık bölgeye yerleşir. The Colonel eşliğinde bir ordu ise öldü sanılan Ceaser ve halkını tamamen yok etmek için görevlendirilir. War for the Planet of the Apes bu andan itibaren hayatta kalma, kaçma ve kovalama üzerine kuruluyor. Bir de Ceaser’ın intikamı.
MV5BMTU3ODgzNDc2MV5BMl5BanBnXkFtZTgwMjk2NjE4MDI@._V1_SX1777_CR0,0,1777,839_AL_
Üçlemenin ilk filminden itibaren Ceaser’ın gelişimini, tam olarak olmasa da insana doğru evrimine tanık oluyoruz. İkinci filmdeki ihanet teması üçüncü filmde yerini intikama bırakıyor. Gün geçtikçe fiziksel olarak fazla değişim göstermeyen Ceaser düşünce ve ahlaki tarz olarak insana benziyor. İnsana benzediği her an halkını daha az düşünüyor. Daha çok bencil daha az lider olmaya başlıyor.

Woody Harrelson canlandırdığı The Colonel karakteri Hitlervari bir karakter olarak tasvir ediliyor. İnsanlığı yok eden virüs sorununu çözmek için uyguladığı yöntemler de Hitler tarzında kökten çözmeye yönelik.  Virüsü yok edemiyorsan, onu taşıyanları yok et. Yönetmen Matt Reeves filmde dikkatleri toplamak ve tek düzeliği bozmak için iki yöntem seçiyor. Biri filmde dozajı bir tık fazla olan dramatik atmosfer diğeri ise filme güzel bir enerji katan Bad Ape karakteri. Bad Ape karakterinin mimik ve replikleri tam yerinde ve ara ara seyirciyi tebessüm ettirmenin ötesine taşıyıp güldürüyor.
MV5BMjQ4NjY5MzM4N15BMl5BanBnXkFtZTgwMDUwODM4MjI@._V1_SX1500_CR0,0,1500,999_AL_
War for the Planet of the Apes isminin altında eziliyor. Üçlemenin son halkası olduğu ve serinin tarihsel sürecine güvendiğimiz için ‘savaş’ kelimesine ister istemez çok anlam yüklüyoruz. Fakat istediğimizi bulamıyoruz. Bir nevi hayatta kalma mücadelesi ve kişisel hırsların büründüğü intikam savaşından fazlasını veremiyor. Filmin sonunda beklediğimiz savaş sahnesi bir türlü gelmiyor ve hayal kırıklığı yaşatıyor. Posterde yer alan fotoğraf/görsel hiçbir sahnede gerçekleşmiyor. Sadece biraz doğanın kötülere karşı savaşını ve adaletini görüyoruz.

Serinin son filmi olan Maymunlar Cehennemi: Savaş beklentilerin arasında kaybolup giden bir bitiş çizgisi. Eskisine nazaran var olma sancısı çeken seriye çok şeyler katması gerekirken maalesef bir şey katamıyor. CGI teknolojisinin nimetlerinden farklı olarak kurgu olarak çok daha ayağı yere basan bir şeyler görmeyi bekliyordum. Daha hiddetli ve eldeki malzeme gereği daha estetik sahneler. Film, yine de vizyon için en iyi seçeneklerin başını çekiyor. İyi seyirler.

 

1960’lı yıllarda farklı bir tarzda bir öykülemeyle karşımıza çıkan Franklin J. Schaffner’in Planet of the Apes’i yıllar geçtikçe üstüne koydu. Üstüne koyarak geldiği yıllarda adını sinema tarihine yazdırdı, sektör ve hayran kitlesi bunu arzuluyor ki sürekli bir yenisi çıktı. Son olarak 2011 yılında Rupert Wyatt’ın yönetmenliğinde bir üçlemenin ilk halkası olan Rise of the Planet …

Genel Puanlama

Senaryo - 67%
Yönetmen - 70%
Oyunculuk - 66%
Teknik - 79%
Müzik - 72%

71%

Okuyucu Oylaması 3.7 ( 1 Oylamalar)
71

Hürrem Celil Erdoğan Hakkında

Denizli’de doğup büyüdükten sonra üniversite okumak için aynı zamanda şu anda yaşadığım şehir olan İzmir’e geldim. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünü stresli uzun bir yolculuktan sonra bitirdim. Sinemaya olan ilgim ise, sinemanın dertleri unutturan tarafını keşfetmekle oldu ve ben de bu sayede sinemanın büyülü dünyasına kapılanlar tarafına geçtim. Bu büyülü dünyayı somutlaştırmak içinse birdunyafilm.co’yu kurdum.

Bir Cevap Yazın