Wonder Woman (2017)

Batman v Superman: Dawn of Justice çıkmadan önce DC evrenine karşı olumlu duygular beslemek isteyen sinemaseverler beklediğini bulamamıştı. O sıralar belki Marvel göz kamaştıran işlerin altına imzasını atmıyordu fakat kendine ait bir çizgi arayışı içine giren DC’ye göre belli bir çizgisi vardı ve onu koruyordu. Dawn of Justice’ın DC evrenine tek katkısı – belki de gerçek amacı ise – Batman ve Superman gibi göz önünde bulunan süper kahramanlarının yanına yenilerini eklemek oldu.  Daha doğrusu eskiden varolanları tekrar sunup, ön tanıtımını yaptı. Bunların başında Wonder Woman ve Flash geliyor.

DC evreni yarattığı ek kanalın ilk adımını Wonder Woman ile beraber atıyor.  Yunan mitolojisindeki tanrılar Zeus ve oğlu Ares arasındaki amansız çekişme sonucu Zeus tarafından dünyayı korumak için yaratılan Amazon kadınları Themyscira adındaki dış dünyadan bağımsız bir adada yaşamaktadır. Amazon kadınlarının bazıları diplerinde olan savaşı görmezden gelir, bazıları ise hiç bilmezler. Bilmeyenler arasında Diana da vardır. Ta ki bir savaş uçağı kıyılarına düşene kadar. Hayatında hiç erkek görmeyen biri olan Diana, Steve’in hayatını kurtarır. İster istemez savaşın varlığından Steve’in söyledikleri kadarıyla haberdar olur. Çocukluğundan beri annesi tarafından anlatılan masalsı destanlar tarafından büyütülen Diana, kendisini savaşa bitirmek için sorumlu hisseder. Ve Steve ile beraber gerçek dünyaya, savaşın tam ortasına doğru yola çıkarlar.

wonder womanFilm oldukça güçlü, oldukça zayıf ve bazı desteksiz noktalara sahip.

Amazon kadınları ana temada yer almasına rağmen bildiğimiz Amazon kadınlarının felsefesinden uzak bir profil çiziyorlar. Savaşçı oldukları halde savaştan kaçıyorlar. En güçlü Amazon kadını olmasına rağmen Diana bir ölümlü erkeğe aşık olup Amazon kadınlarının bütün duvarlarını yıkmayı başarıyor.  Ayrıca Diana (Wonder Woman) ilk başlarda güçsüz ve çekingen bir görüntü verirken. Bir anda kabuğunu kırıp, cesaretleniyor. Bunun sebebinin altı doldurulamıyor. Yapısı itibariyle tarihi bir dokuya sahip olan bir film 1910 larda geçmesine rağmen I. ve II. Dünya savaşını harmanlıyor. I. Dünya savaşında baş düşman olarak Nazileri ve onların kumandanını görüyoruz. Bu tip değişiklikleri fantastik bir filmde sorgulanmasını yersiz buluyorum. Kadınların seçme ve seçilme hakkına ve kadınların herhangi bir siyasi otorite olmamasına değiniliyor. Bu tip atıflarda bulunması filmin olumlu yönü olarak söylenebilir.  

Filmdeki efektler ve dövüş teknikleri göz doldurucu cinsten ve görsel şölen niteliğinde. Filmin ilk yarım saatinde yer alan kadın savaşçıların yer aldığı sahneler filmin geneline yayılsa daha fazla görsel şölene maruz kalabilirdik. Ayrıca sinema sektöründeki kadın süperkahramanların bireysel filmlerdeki on yıllık suskunluğu ve erkek süperkahramanların egomanyası da bu filmle beraber aşılmış oldu. Wonder Woman filmi, karakterin detaylandırılması için gayet iyi bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

Wonder Woman karakterini canlandıran Gal Gadot karakteri canlandırmada gayet başarılı bir iş çıkarıyor.  Bu rol için biçilmiş kaftan olduğunu düşünüyorum. Chris Pine ise filmografisinde dolup taşan zayıf oyunculuklara bir yenisini ekliyor. İnsan hiç mi üstüne koyamaz diye merak ediyorum.  Connie Nielsen’ı ise Gladiator’den sonra ilk defa dişe dokunur bir işin altına imzasını atıyor. The Princess Bride, Forrest Gump yapımlarından tanıdığımız ve son dönem dizilerinden House of Cards’ta sevdiğimiz Robin Wright ise tahminimin ötesine geçip savaşçı Amazon kadını figürünü çok iyi taşıyor.

wonderwoman4Yönetmenliğini Charlize Theron’a tek Oscar’ını kazandıran Monster filmini yöneten Patty Jenkins üstleniyor. Wonder Woman yönetmenlik başarısı olan bir film değil. Ya da yönetmenin üstünde çok uğraştığı bir film diyebiliriz.

Genel olarak Wonder Woman senaryo ve vermek istediği mesaj bakımından zayıf bir görüntü çiziyor. Fakat olumlu yönleriyle de DC evreni için umut vadediyor. Yazının başında da söylediğim gibi en azından bir çizgiye sahip olmayı deniyor. Tam olarak budur diyemiyoruz ama Suicide Squad ve Batman v Superman: Dawn of Justice filminin üstüne koyarak DC’nin bir sonraki filmleri için bir beklentiye girmemize sebep oluyor.

Batman v Superman: Dawn of Justice çıkmadan önce DC evrenine karşı olumlu duygular beslemek isteyen sinemaseverler beklediğini bulamamıştı. O sıralar belki Marvel göz kamaştıran işlerin altına imzasını atmıyordu fakat kendine ait bir çizgi arayışı içine giren DC’ye göre belli bir çizgisi vardı ve onu koruyordu. Dawn of Justice’ın DC evrenine tek katkısı – belki de …

Genel Puanlama

Senaryo - 63%
Yönetmen - 70%
Oyunculuk - 74%
Teknik - 87%
Müzik - 78%

74%

Okuyucu Oylaması 4.4 ( 1 Oylamalar)
74

Hürrem Celil Erdoğan Hakkında

Denizli’de doğup büyüdükten sonra üniversite okumak için aynı zamanda şu anda yaşadığım şehir olan İzmir’e geldim. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünü stresli uzun bir yolculuktan sonra bitirdim. Sinemaya olan ilgim ise, sinemanın dertleri unutturan tarafını keşfetmekle oldu ve ben de bu sayede sinemanın büyülü dünyasına kapılanlar tarafına geçtim. Bu büyülü dünyayı somutlaştırmak içinse birdunyafilm.co’yu kurdum.

Bir Cevap Yazın