Ana Sayfa Haberler Ayvalık Uluslararası Film Festivali 2026 Programı

Ayvalık Uluslararası Film Festivali 2026 Programı

Ayvalık Uluslararası Film Festivali 2026 Programı
0

Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen Ayvalık Uluslararası Film Festivali, 14 Eylül’de başlıyor. 20 Eylül’e kadar sürecek festival, dünyanın dört bir yanından 76 filmi seyirciyle buluşturacak. Film gösterimleri sonrası gerçekleşecek söyleşiler, paneller, konser ve yan etkinliklerle festival havası tüm Ayvalık’a yayılacak.

Festival programı bu yıl da kurmacadan belgesele, animasyondan deneysele pek çok farklı alan ve türden filmi bir araya getiriyor. Festivalde gösterilecek yerli kurmaca filmler bu yıl “Orta Sınıflar Nereye Gidiyor?” başlıklı özel bir tema etrafında toplandı. Kısa metrajlı filmler bu yıldan itibaren Akbank Sanat ile Kısalar başlığı altında gösterilecek ve yerli yapımların yanında yabancı kısa filmler de programda yer alacak.  Bu yılın bir yeniliği de animasyonlara ayrılan Mumyaların Hayal Görmeye Gittiği Yer başlıklı özel bölüm. Uluslararası Seçki dünya festivallerinden merakla beklenen pek çok yapımı barındırırken Farklı Gözle Bakanlar, İnsan Nedir Ki, İki Film Birden, Sinematek ile, Gaiaporosis: Müştereklerin Tüketilmesi, Belgeseller, Anılarına ve Çocuklar İçin festivalin diğer bölümleri.

Ayvalık Belediyesi Büyük Park Amfitiyatro’da düzenlenecek açılış gecesiyle başlayacak festivalde gösterimler bu yıl Rauf Denktaş Kültür Merkezi, Ayvalık Belediyesi Vural Sineması, Fabrika Ayvalık ve Yeni Mahalle’de gerçekleşecek. ASKEV Sera ise festival söyleşilerine ev sahipliği yapacak. Biletler Biletix ile Biletinial siteleri üzerinden ve Fabrika Ayvalık’ta açılacak gişeden satışa çıkacak. Bilet fiyatları 5-13 Eylül tarihleri arasındaki ön satış döneminde indirimli 200 TL, tam 250 TL; 14 Eylül’den itibaren indirimli 250 TL, tam 300 TL olacak. Açılış gecesi biletleri ise 500 TL’den satışta olacak. Yeni Mahalle gösterimleri ise ücretsiz gerçekleştirilecek.

Ayrıca İlginizi Çekebilir: Kurukahveci Mehmet Efendi’den Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Genç Sinemacılara Ödül!

Festival, Pedro Almodovar’ın son filmi Buruk Noel’in Türkiye Prömiyeri ile Açılacak

Buruk Noel _ Bitter Christmas

Ayvalık Uluslararası Film Festivali, 14 Eylül akşamı Ayvalık Belediyesi Büyük Park Amfitiyatro’da Kurukahveci Mehmet Efendi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek açılış töreniyle beşinci yaşını kutlayacak.

Festivalin açılış gecesinde Kurukahveci Mehmet Efendi’nin sponsorluğunda bu yıl ilk kez verilecek “Kahve İçen Yorulmaz Geleceğin Sinemacıları Ödülü” sahibini bulacak. 200 bin TL değerindeki ödülün kazananı, Alin Taşçıyan, Berkay Ateş, Elif Ergezen, Cem Kaya ve Pelin Esmer’den oluşan seçici kurul tarafından belirlenecek.

Törenin ardından Pedro Almodóvar’ın bu yıl Cannes Film Festivali’nde yarışan yeni filmi Buruk Noel / Bitter Christmas / Amarga Navidad Türkiye’de ilk kez Ayvalık’ta gösterilecek.

Geçtiğimiz yıl Ayvalık Kış Festivali’nde Yandaki Oda filmi izleyiciyle buluşan usta yönetmen Pedro Almodóvar, Buruk Noel’de otokurmaca temasına geri dönüyor. Büyük bir kaybın yas sürecindeyken kendini işine veren bir yönetmenin hikâyesi olarak başlayan film kurmaca ve gerçeklik arasında çok katmanlı bir yapı kuruyor. Buruk Noel, uluslararası prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nin ana yarışmasından Cannes Soundtrack Ödülü’yle döndü ve yönetmenin sanat üretimi konusunda oluşturduğu dürüst anlatıyla beğeni topladı.

Uluslararası Seçki 

Bir Oda Hizmetçisinin Güncesi _ The Diary of a Chambermaid _ Journal d’une femme de chambre

90’larda çektiği Ergen Kıyameti üçlemesiyle kuşağının önemli yönetmenlerinden biri hâline gelen Gregg Araki’nin on iki yıl sonra sinemaya dönüşünü müjdeleyen Seni İstiyorum / I Want Your Sex, bu yılın hit filmlerinden biri. Dünya prömiyerini Sundance’te yapan film o tarihten bu yana merakla bekleniyor. Başrollerine Olivia Wilde ve Cooper Hoffman’ı taşıyan, oyuncu kadrosunda Johnny Knoxville ve Charli XCX gibi farklı isimleri barındıran film, güncel sanatçı Tracy ve yeni asistanı Elliot’ın arasında başlayan sıradışı ilişkiyi anlatıyor.

Be My Star ve Western gibi filmleriyle tanınan Valeska Grisebach’ın yeni filmi Düşlenen Macera / The Dreamed Adventure / Das geträumte Abenteuer, Bulgaristan’ın güneydoğusundaki ücra bir sınır kasabasında geçiyor. Filmde, derin duygusal bağlar paylaştığı bir adama yardım etmek isterken yasa dışı bir sevkiyatın ortasında kalan bir kadının hikâyesini izliyoruz. Dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nin ana yarışmasında yapan ve burada Jüri Ödülü’ne layık bulunan Düşlenen Macera / The Dreamed Adventure / Das geträumte Abenteuer, festivalin bu yıl öne çıkan yapımları arasında yer aldı.

The Wailing ve The Chaser gibi filmleriyle adını duyuran Güney Koreli yönetmen Na Hong-jin’in yeni filmi Hope, klasik canavar filmleriyle modern aksiyon sinemasını harmanlayan türler arası bir film. Dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nin ana yarışmasında yapan Hope, yüksek temposu ve sinemanın farklı unsurlarını Güney Kore’ye dair sosyopolitik bir okumayla birleştiren dengeli yapısıyla dikkat çekiyor.

Dünya prömiyerini Berlinale’de yapan Isabel‘in yönetmenlik koltuğunda Brezilyalı Gabe Klinger oturuyor. Başroldeki Marina Person’un performansı ve ‘hayallerinin peşinde koşma’ temasına gerçekçi yaklaşımıyla dikkat çeken film sizi her şeyin mümkün olduğu bir fanteziye değil, zorlukların ortasında hayallerini diri tutmaya çalışmanın öyküsüne davet ediyor.

Başrolüne Juliette Binoche’u taşıyan Kraliçe Zor Durumda / Queen at Sea, dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nin ana yarışmasında yaptı ve burada hem Jüri Ödülü hem de Yardımcı Rolde En İyi Performans Ödülü’nü kazandı. Lance Hammer’ın yazıp yönettiği Kraliçe Zor Durumda / Queen at Sea, evrensel ve insani dertleri melodrama kaçmadan ele alıyor.

Ida ve Soğuk Savaş filmleriyle tüm dünyaya adını duyuran Paweł Pawlikowski, yeni filmi Ata Yurdu‘yla siyah-beyaz üçlemesini tamamlıyor. Bu kez edebiyat tarihinin büyük isimlerinden Thomas Mann ve kızının beraber çıktığı bir yolculuğu izliyoruz. Ata Yurdu / Fatherland, dünya prömiyerini yaptığı 79. Cannes Film Festivali’nin ana yarışmasında En İyi Yönetmen ödülünü kazandı. Başrollerine Avrupa sinemasının iki büyük oyuncusunu, Sandra Hüller ve Hanns Zischler’i taşıyan film savaşın bilhassa Almanya üzerindeki etkilerini inceliyor.

Son Yemek / Morte Cucina, 90’ların sonundan itibaren yükselişe geçen Tayland sinemasının önemli isimlerinden Pen-ek Ratanaruang’ın yeni filmi. Geçmişin izlerini ve intikam duygusunu gastronomiyle birleştiren filmin görüntü yönetmenliğini ise Chungking Express, In the Mood for Love, Hero ve Paranoid Park gibi filmlerle kendi imzasını yaratmış Christopher Doyle üstleniyor. Son Yemek / Morte Cucina, San Sebastian ve Tokyo gibi uluslararası festivallerin programlarında yer aldı.

Yine Sandra Hüller’in başrolünde yer aldığı Rose, 17. yüzyılda Almanya’nın izole bir Protestan kasabasında geçiyor. Gizemli bir askerin terk edilmiş bir çiftliğin varisi olduğu iddiasıyla kasabaya gelişini izliyoruz. Rose‘un yönetmenlik koltuğunda daha önce Michael Haneke, Ulrich Seidl ve Jessica Hausner gibi isimlerle birlikte çalışmış Markus Schleinzer var. Schleinzer, üçüncü uzun metrajıyla Berlinale’nin ana yarışmasına seçildi ve film Sandra Hüller’e En İyi Başrol Performansı dalında Gümüş Ayı kazandırdı. Haneke’nin “başyapıt” olarak nitelendirdiği, bilhassa siyah-beyaz sinematografisi ve Hüller’in bedensel performansıyla beğeni toplayan Rose, Carl Theodore Dreyer’in masalvari filmlerine benzetiliyor.

Başrolünü John Turturro’nun üstlendiği Son Yankesici / The Only Living Pickpocket in New York, oyunculuk kariyeriyle tanıdığımız Noah Segan’ın yazıp yönettiği bir suç ve gerilim filmi. Turturro’ya Giancarlo Esposito, Will Price, Steve Buscemi ve Jamie Lee Curtis gibi isimlerin eşlik ettiği film dünya prömiyerini Sundance’te, Avrupa prömiyerini ise Berlinale’de yaptı. Festival gösterimlerinde hem eleştirmenlerin hem de seyircinin beğenisini kazanan yapım bilhassa eski usul New York filmlerinin ruhunu taşımasıyla övgü topladı.

Dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nin ana yarışmasında yapan En Sevdiğim / The Beloved / El ser querido, bilhassa başroldeki Javier Bardem’in performansıyla şimdiden zihinlere kazındı. Bir baba-kız hikâyesini takip ederken sinema sanatının kendisine dair bir anlatıya uzanan filmin yönetmenlik koltuğunda ise 2022’de Canavarlar / As Bestas ile dikkat çeken Rodrigo Sorogoyen var.

Neredeyse tamamı tek bir mekânda ve dört karakter arasında geçen Davet / The Invite, dört yetenekli oyuncunun performansıyla yükseliyor: Olivia Wilde, Seth Rogen, Penélope Cruz ve Edward Norton. Wilde’ın aynı zamanda yönetmenlik koltuğunda oturduğu film başta basit görünen apartman içi bir meseleden ilişkilerin kırılganlığına ve insan duygularının karmaşıklığına dair konuşkan bir komediye dönüşüyor.

Bir Cevap Yazın