Ana Sayfa Kırmızı Halı ve Festivaller Filmekimi Filmekimi 2018 Filmekimi 2018’de Kaçırılmaması Gereken 10 Film

Filmekimi 2018’de Kaçırılmaması Gereken 10 Film

Filmekimi 2018’de Kaçırılmaması Gereken 10 Film
0
Vizyon tarihleri daha ileri tarihler olan yılın öne çıkan filmlerinin buluşma noktası Filmekimi bu yıl şehirlerini azaltarak sadece üç büyük şehirde yer alacak. Bu etkinlikte önemli yönetmenlerin filmlerinin yanı sıra, keşif niteliğinde de filmler gösterime giriyor. Genelde Venedik ve Cannes’da beğenilen filmler izleyiciye sunuluyor. 5-14 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek olan etkinlikte çok fazla güzel film yer alıyor. Kısıtlı zamanlarınızda  işinizi kolaylaştırmak için 10 film seçtik. 12-16 Ekim Ankara, 19-23 Ekim İzmir.


Capharnaüm / Kefernahum (Yönetmen: Nadine Labaki, 123’)
2011 yapımı “Where Do We Go Now” filmiyle adını duyuran Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki tıpkı o filmde de olduğu gibi Capharnüm’da da hem yönetiyor hem oynuyor. Bu seneki Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü’nü kucaklayan film, ailesi tarafından ihmal edilen ve fakirlikle boğuşan 12 yaşındaki Zain’in ailesini mahkemeye sürecini anlatıyor. Labaki’nin gözünden aile kavramı üzerinden göçmenlik gibi günümüzün en büyük, evrensel sorununu kendi penceresinden izleyicilere aktarıyor. Capharnaüm ayrıca Lübnan’ın Oscar adayı olarak açıklandı.


Burning / Şüphe (Yönetmen: Chang-dong Lee, 148’)
Poetry (Shi) filminin yönetmeni Chang-dong Lee’nin yönettiği ve Cannes Fipresci ödülünü kazanan Burning, ünlü yazar Haruki Murakami’nin öyküsünden sinemaya uyarlama. Bir nevi bir aşk üçgenini konu alan yapım yine bir uzakdoğu yapımı olan Shoplifters ile beraber yılın en fazla merak edilen filmlerinin başında geliyor. Kadrosunda Steven Yeun gibi tanınmış bir yüz de barındırıyor. Filmekimi bünyesinde üç büyük şehirde de gösterime girecek.


Cold War / Soğuk Savaş (Yönetmen: Pawel Pawlikowski, 84’)  
2013 yılında gösterime giren Ida filmiyle başta Oscar’da Yabancı Dilde En İyi Film Ödülü’nü alan yönetmen, Cold War’da da Cannes’da En İyi Yönetmen ödülünü kucaklamayı başarmıştı. Bu ödül açıkcası tesadüften çok uzak çünkü Ida’da farklı bir üslupla kendini belli etmişti yönetmen Pawlikowski. Adı üstünde soğuk savaş döneminde geçen film iki müzisyen arasındaki sıcacık aşkı konu alıyor. Müzikleriyle ön plana çıkan filmde yönetmen siyah-beyaz tonlardan vazgeçemiyor. Cold War aynı zamanda Polonya’nın Oscar adayı. Bakalım yönetmen aynı başarıyı bu sefer Cold War ile yakalabilecek mi?
 
Girl / Kız (Yönetmen: Lukas Dhont, 105’)
Sporda başarı kürsüsüne giden yollar hiçbir zaman kolay olmamıştır. Emek harcayıp sonuca ulaşamayan sporcular hep çoğunluk olmuştur. Girl, Lara adındaki trans bireyin profesyonel balerin olmas sürecindeki sancılarına odaklanıyor. Aynı zamanda 15 yaşında olan Lara için bu sancılar daha ağır olacaktır. Cannes’da En İyi İlk Film, Belirli Bir Bakış-En İyi Erkek Oyuncu, Kuir Palmiye Fıpresci Ödülleri’nin sahibi Girl, Filmekimi’nde ıskalanmayacaklar arasında.  

Mandy (Yönetmen: Panos Cosmatos, 97’)
Başrolünde Nicolas Cage’in olduğu ve uluslararası camiada ‘deli işi’ olarak atfedilen Mandy’i Panos Cosmatos yönetiyor. Cosmatos daha önce distopik türde “Beyond the Black Rainbow”u yönetmişti. Filmin konusu Nicolas Cage’in canlandırdığı Red’in bir tarikat tarafından öldürülen eşi Mandy’in intikam alma sürecini işliyor. Filmi izlemeden filmden kanlı Nicolas Cage görüntüleriyle aklımıza kazınan Mandy’i biz de sabırsızlıkla bekliyoruz.


Shoplifters / Arakçılar (Yönetmen: Hirokazu Kore-Eda, 121’)
Bu senenin Altın Palmiye’li yapımı Japonya’dan geliyor. Nobody Knows, Still Walking filmleriyle tanınan yönetmen Hirokazu Kore-Eda yine bir aile dram ile karşımıza çıkıyor. Sokaktaki küçük bir çocuğu evlat edinen bir ailenin hikayesini konu alıyor. 1997 yılında Shohei Imamura’nın yönettiği Unagi’den beri Altın Palmiye kazanan ilk Japon filmi Shoplifters.


Happy As Lazzaro / Mutlu Lazzaro (Yönetmen: Alice Rohrwacher, 125’)
Alice Rohrwacher’in yönettiği İtalyan yapımı Happy As Lazzaro sıradışı bir konuya sahip. Bir köyde yaşayan Lazzaro, yakın arkadaşı Tancredi’yi aramak için hem mekanı hem de zamanı aşmayı deniyor. Cannes’da “En İyi Senaryo” ödülüyle dönen film aynı zamanda “Sinefiller Birliği En İyi Yönetmen Ödülü”nü de kazandı.


Dogman (Yönetmen: Matteo Garrone, 120’)
Cannes’ın müdavimlerinden Matteo Garrone daha önce Gamorra, Reality ve Tale of Tales ile Altın Palmiye’ye aday olmuş fakat eli boş dönmüştü. Bu sene de Dogman ile eli boş dönüyor. Reality (2012) ve Gomorra (2008) filmleriyle Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan yönetmen Dogman’de sadece Marcello Fonte’nin “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü kazanmasına vesile oluyor.  Köpek bakıcısı Marcello’nun altüst olan hayatına odaklanan film sert mizacı sinemaseverlerinin dikkatini çekiyor. Dogman ayrıca İtalya’nın Oscar adayı olarak seçildi.


The Favourite / Sarayın Gözdesi (Yönetmen: Yorgos Lanthimos, 120’)
Yunan Yeni Dalga’sının en gözde yönetmeni Yorgos Lanthimos’un yönettiği filmler arasında Dogtooth, The Lobster, The Killing of a Sacred Deer gibi baş döndürücü yapımlar var. Venedik Film Festivali’nden Jüri Büyük Ödülü ile dönen The Favourite dönem filmi olarak ön plana çıkıyor. Kraliçe Anne’nin favorisi olmak için rekabet eden soylu iki kuzenin hikayesini konu alıyor. Hırs, entrika filmin temel ögeleri olarak yansıtılsa da Yorgos Lanthimos’un dokunuşlarını her karede hissedeceğimiz kesin.


Ash Is Purest White / Kül En Saf Beyazdır (Yönetmen: Jia Zhang-Ke, 141’)
A Touch of Sin ve Still Life gibi filmlerin yönetmeninden gangster dünyasında geçen bir aşk trajedisi. Katıldığı festivallerden neredeyse hep olumlu izlenimle dönen “Ash is Purest Life” Cannes Sinefil Derneği Ödülleri Jüri Özel Ödülü ve En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Filmekiminde görmezden gelinmeyecekler arasında başlarda yer alıyor.

Bir Cevap Yazın