Ana Sayfa Eleştiriler Girl (2018): Tam Anlamıyla Özgür

Girl (2018): Tam Anlamıyla Özgür

Girl (2018): Tam Anlamıyla Özgür 7.8
0
Hiç bir şekilde özgürlüklerin kısıtlanmadığı bir ülkede yaşasan dahi kendin olamadığın sürece gerçekten özgür değilsindir. Yönetmen Lukas Dhont’un Cannes’ın Queer Palm ve Un Certain Regard bölümlerinde ödüllere doymayan filmi Girl de bu konu hakkında bize bir şeyler söylüyor. Girl; kendi içine hapsolmuş olan ve özgürleşmek için görünmez çığlıklar atan bir gencin hikayesi.

İlk olarak Cannes’da gösterilen film Lara adlı bir bireyin cinsiyet değiştirme sürecini işliyor. Bir yandan da arzu duyduğu baleyi sürdürmek için verdiği mücadeleye ortak ediyor. Genel olarak trans bireylerin toplum tarafından üzerlerinde oluşan baskılara sert bir şekilde tanık olduğumuz filmler izliyorduk. Bunu son olarak geçen sene Şilili Sebastian Lelio’nun adından çok fazla söz ettiren filmi A Fantastic Woman’da (Une Mujer Fantastica) izlemiştik. Orada Marina Vidal karakterine genel olarak karşı farklı gözle bakan ve ikinci sınıf bir vatandaş olarak nitelendirilen insanlara tanık olmuştuk.

Girl filminde ise durum daha farklı. Lara toplum tarafından herhangi bir şekilde dışlanmıyor. Olması gerektiği gibi diğer kişilerin kararlarına nasıl saygı duyuluyorsa Lara’nın aldığı kararlara da o ölçüde saygı duyuluyor. Bir tür toplum tavrı dersi veriliyor. Girl’de daha çok toplumun yalnızlaştırdığı bir bireyden çok kabuklarını kırmış fakat tamamen üstünden atamamış 15 yaşındaki bir kızı izliyoruz. Birbirinden ağır süreçler ve başlıklar olan cinsiyet değiştirme, bale arzusu ve ergenlik ile hem zihinsel, hem fiziksel hem de ruhsal olarak boğuşuyor. Geri dönüşü olmayan bir karar vermek zorunda kalan ergen bir bireyin üzerindeki baskı tahmin edilemez bir düzeyde oluyor. Babası Mathias ve küçük kardeşi Milo ile yaşayan Lara’yı babası sonsuz bir şekilde destekliyor. Her şeyden bir haber olan Milo ise filmde bir figür olarak yer alıyor.

Lara’nın büyük bir tutkusu olan bale de filmde önemli yer tutuyor. Fiziksel olarak baleye tam uygun olmayan Lara’yı zorlu antrenman saatleri bekliyor. Akademik olarak bir deneme süresine tabii tutuluyor. Hiç pes etmiyor. Yere her düştüğünde bir daha kalkmasını biliyor veya ona sahip çıkan hocaları ona destek oluyor. Lara o kadar büyük dertlerle boğuşuyor ki büyüme evresindeki bir kişi için flörtleşme durumu hayatının en tatlı ve küçük sorunu olarak karşısına çıkıyor. Aynı zamanda evde annesi olmadığı için –anne hakkında herhangi bir açıklama yapılmıyor- evi çekip çevirme ve Milo’yu hazırlayıp, okula götürme rutinleri Lara’ya kalıyor.

Filmin ana karakterini canlandıran Victor Polster için gönül rahatlığıyla ayrı bir paragraf açmanın gerekliliği savunuyorum. Victor Polster’in Girl için hazırlık sürecinin sadece üç ay olduğunu söylemekte fayda var. Buna ek olarak Polster’in ilk oyunculuk deneyiminin de Girl olduğunu söyleyelim. En fazla da sesi üzerinde çalışmış. Bunların sonucunda da bana göre bu yılın en ihtişamlı fakat sade performansı ortaya çıktı. El ve yüz hareketleri ile sanki 2 yıldır bu performansa hazırlandığını düşünebilirsiniz. Her hareketinde feminen duyguları hissedebiliyorsunuz. Yukarıda da bahsettiğim gibi ilk oyunculuk deneyimi de olması ayakta alkışlanacak cinsten.

Yönetmen Dhont 18 yaşında iken okuduğu gazetedeki bir haberde balerin olmak isteyen ve yanlış bedende doğduğu söyleyen bir gencin hikayesinden bu filmi çıkarmış. Filmin hazırlık aşamasında birçok trans bireyin ebeveynleri ile görüşüp fikir almış. Bakış açısını genişletmiş. Ebeveynlerle görüşürken bir yandan da doktor ve psikologlarla görüşmüş. Çünkü filmin duygusal yanına translıkla ilgili bilgi veren teknik kısımları da eklemek istemiş. (1) Bütün bu kamera arkasında olup bitenler düşünüldüğünde ortaya ciddi bir iş çıkmış. Son bir iki cümleyle yazıyı bitireceğim. Bir trans bireyin ayakta durma, zorluklara göğüs germesi izlediğimiz bu filmi teknik bilgilendirme bakımından da oldukça güçlü, fakat Lara karakteri de çok daha güçlü. Bir nevi Lara’nın filmi Girl. Önerim, ülkemizde vizyona girip girmeyeceği belli olmayan filmi fırsatını bulduğunuz anda izlemeniz.

Puanlama

7.8

7.8
Kullanıcı Oyu: ( 0 oy ) 0

Hürrem Celil Erdoğan Denizli’de doğup büyüdükten sonra üniversite okumak için aynı zamanda şu anda yaşadığım şehir olan İzmir’e geldim. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünü stresli uzun bir yolculuktan sonra bitirdim. Sinemaya olan ilgim ise, sinemanın dertleri unutturan tarafını keşfetmekle oldu ve ben de bu sayede sinemanın büyülü dünyasına kapılanlar tarafına geçtim. Bu büyülü dünyayı somutlaştırmak içinse birdunyafilm.co’yu kurdum.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir