Ana Sayfa İnceleme III. Richard (1995): Bilinçli Kötülük

III. Richard (1995): Bilinçli Kötülük

III. Richard (1995): Bilinçli Kötülük 7.5
0
34. İstanbul Film Festivali’nde beyazperdede izleme şansı bulduğum 1995 yapımı film, Ian McKellen’ın aynı dönemde oynadığı tiyatro oyununun bir uyarlaması. Orijinal Shakespeare metnini asıl McKellen senaryoya dökse de son şekli aynı zamanda filmin yönetmeni olan Richard Loncraine ile birlikte veriliyor. McKellen’a, İngiliz sinemasının ağır toplarından Maggie Smith, Jim Broadbent, Kristin Scott Thomas gibi isimlerin yanı sıra Amerika semalarından Annette Bening ve kariyerinin başlarındaki Robert Downey Jr. eşlik ediyor.

Orijinal metin tarihe de uygun olarak 15. yüzyılda geçse de, filmde kullanılan mikrofon gibi teknolojik aletler, gelişmiş silahlar, arabalar bununla ters düşüyor. Bu elbette ki bilinçli bir tercih. Olay örgüsündeki bazı eylemlerin – zindana atılma gibi- 20. yy İngiltere’sinde yeri olmasa da yönetmen hikayeyi İkinci Dünya Savaşı öncesi Avrupa’sına taşımış. Bu bakımdan son zamanlarda çokça övülen ve şu sıralar vizyonda olan 2018 yapımı Transit’e benzetmek pekâlâ mümkün. Onda da 1940’larda geçen hikaye günümüz dünyasından ögeler kullanılarak 21. yy’a taşınmış; bu da anlattığı meselye bir zamansızlık katmanı eklemişti ki aynı katman 3. Richard’da da var. Aynı zamanda McKellen tüm Shakespeare oyunlarını günümüz kıyafetlerine yakın kıyafetlerle oynamayı tercih ediyormuş, bunu Shakespeare’in “eski moda” olmadığını göstermek amacıyla yaptığını söylüyor. Filmde kullanılan amblemler ve renkler (kırmızı-siyah-beyaz) de Nazileri doğrudan hedef alıyor. Bunlara dayanarak yönetmen ve Ian McKellen’ın kötülüğün ve faşizm kurallarının her çağda kendini tekrarladığı mesajını vermeyi amaçladığı çıkarımı yapılabilir.


Faşizm, kanlı canlı bir insan olsa bu özellikleriyle Richard gibi olurdu herhalde. O güç uğruna çocuk katli dahil her kötülüğü yapabilecek bir adam. İstediğini yaptırmak için karşısındakine türlü yalanlar söyleyen, manipülatif, hitabeti oldukça güçlü otoriter bir karakter (tanıdık geldi mi?). Makyavelizmin en basit özetle “amaç uğruna yapılan her şey mübahtır” felsefesini benimsiyor. Danışmanları ve yakınları dahi sadece ona dalkavukluk yaptıkları ve her kararını sorgusuz sualsiz yerine getirdikleri sürece yanında kalabilir, aksi takdirde onlar da gazabından pay alır. Gözünü bürüyen iktidar hırsıyla bir noktadan sonra kötülüğün kötülüğü doğurduğu bir girdaba hapsoluyor.

3. Richard, sınırsız kötülüğü ve dahası bu kötülüğünün farkında oluşuyla Shakespeare’in önemli karakterlerinden biri. Hatta iddialı bir yorumla adı fazla anılmasa da edebiyat ve sinema tarihinin en önemli “kötü adamlarından(villain)” denebilir. Metinde de hikayenin kötü adamı olduğunun farkında olan Gloucester Dükü bu özelliğiyle yine iktidar için cinayet işleyen diğer bir Shakespeare karakteri Macbeth’ten ayrılıyor çünkü Richard’ın bir vicdanı yok. Filmde de 4. duvarı yerle bir edip seyirciye kişiliğini ve planlarını bir bir anlatıyor; ve bu yolla seyirciyi de kendine bir suç ortağı yapıyor; yapacağı kötülükleri, söylediği yalanları, manipülasyonlarını biliyor ancak izlemekten başka bir şey yapmıyor konumuna sokuyor.

Shakespeare’in önemli metnine, Locraine’in Berlin Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü getiren yönetimi, güçlü sinematografi ve başta McKellen ve Maggie Smith olmak üzere tüm kadronun harika oyunculuğu da eklenince ortaya sinemasal açıdan çok doyurucu bir eser çıkıyor. Bana Dr. Strangelove’ın finalini andıran ikonik final sahnesi de cabası. Shakespeare’in en karmaşık ve zor oyunlarından biri seyirci dostu bir hâle getirmeye çalışılmış ve 20. yy seti ile 16. yy metni başarıyla harmanlanmış.

Puanlama

7.5

7.5
Kullanıcı Oyu: ( 0 oy ) 0

Bir Cevap Yazın