Ana Sayfa İnceleme

İnceleme

Midsommar (2019): Egzotik Bir Cehennem

Dikkat, bu yazı sürprizbozan içerir!İlk uzun metrajı Ayin’den (Hereditary, 2018) sonra dikkatleri üzerine çeken Ari Aster, ikinci filmi Ritüel (Midsommar) ile dönüşmekte olan korku sineması türüne yeni soluklar kazandırmaya devam ediyor. Aslında Midsommar’ı tek başına korku ya da gerilim filmi olarak adlandırmak yeterli değil. Havada asılı duran gerilim hissinin bazı sahnelere incelikle yerleştirilmiş komedi unsurları tarafından yutulabildiği […]

Le livre d’image (2018): Bildiğimiz Sinemanın Sonu

Ulus Baker, Jean-Luc Godard’ın “montajı kolaja doğru itmek gerektiği” fikrini savunduğunu yazmıştı. Le livre d’image [İmgeler ve Sözcükler], bu anlamda Godard’ın bir fikri-takip eseri olarak, imajlar, anlatılar ve seslerin kimi zaman bütünlük içinde kimi zamansa kaotik bir düzlemde bir araya getirilmesinden oluşuyor.Godard’ın, François Truffaut, Alain Resnais ve Eric Rohmer gibi sinemacılarla birlikte öncülerinden biri olduğu […]

Lucrecia Martel Sineması: Analar ve Kızları

Adrián Caetano, Pablo Trapero ve Lucrecia Martel isimlerini kapsayan Arjantin Yeni Dalgası (Nuevo Cine Argentino), düşük bütçeli, profesyonel olmayan aktörlerin yer aldığı ve Holywood karmaşıklığının aksine basit, temel sinematografi tekniklerinin kullanıldığı filmleri içerir. Yönetmenler, tema olarak, sınırlı alanlarda geçen, askeri diktatörlük (1976-1983) ve 90’ların neoliberalizm etkisine bağlı olarak yaşanan sosyal ve ahlaki çöküşün anlatıldığı minimal öykülere odaklanır […]

Husbands (1970): Orta Yaş Krizi ve Cinsiyet Rolleri

Husbands 4 arkadaşın eski fotoğrafları ile açılır; ilk hareketli sahne ise henüz 27 yaşında ölen arkadaşları, Stuart’ın cenazesidir. Film cenazenin ardından arkadaşlarının yasını tutan bu üç “kocanın” (Harry, Archie, Gus) ertesi günler yaşadıklarını ele alır, Harry’nin (Ben Gazzara), ben bu gece eve dönmeyeceğim demesinin ardından, filmin hikayesi de başlar. Cassavetes’in 1968 yapımı, Faces filminin eleştirmenler […]

A torinói ló (2011): Béla Tarr’ın Son Sözü

Filmi çekmek için 30 yıl beklediğini söylüyor bir röportajında Bela Tarr. Film Friedrich Nietzsche’nin ömrünün son 11 yılını zihinsel yetilerinden yoksun ve yatalak bir şekilde geçirmesine sebep olduğu söylenen Torino atı hikayesi ile başlıyor. Hikaye kısaca şöyle; Nietzsche Torino sokaklarında dolanırken bir taksicinin hareket etmekte direnen atını kırbaçladığını görüyor ve koşup taksiciyi durdurarak ağlar bir biçimde […]

Manchester by the Sea (2016): Hatalar ve Ödenemeyen Bedelleri

Bir insanın hayatı boyunca sırtlayabileceği en ağır yük nedir? Bir cinayet işledikten sonra çektiği vicdan azabı mı? İşlediği bir suçun cezasını ömür boyu bir hücrede yalnız yaşayarak çekmek mi? Kendi hırsları yüzünden başkalarına yaptığı haksızlıklar mı? Hükmettiği toplumu korku iklimine sürükleyemeyen bir imparator olmak mıdır en ağır yük? Yoksa erişkin bir fil mi? Bu filmi […]