Ana Sayfa Eleştiriler Ready Player One (2018): Bir Pop Kültür Çılgınlığı

Ready Player One (2018): Bir Pop Kültür Çılgınlığı

Ready Player One (2018): Bir Pop Kültür Çılgınlığı 8.0
0
Ready Player One, Steven Spielberg’in pek sevdiğimiz bilimkurgu yeteneğiyle uzun bir aranın ardından tekrar karşımızda olduğu, oyun, sinema, müzik ve daha fazlasına dair sayısız popüler kültür referansıyla dolu bir 80’ler nostaljisi. Spielberg’in özenle yarattığı, harika detaylarla dolu görkemli dünya ve anlatımda kullandığı baş döndürücü tempo seyirciyi ilk anından itibaren etkisi altına alarak muazzam bir deneyim sunuyor. Geeklerin ve sinefillerin aşırı keyif alacağı film, şimdilik yılın en iyi blockbuster’ı!

Ernest Cline’ın 2011 yılında yayınlanan aynı isimli romanından uyarlanan Ready Player One, seyirciyi gerçek dünyada işlerin istendiği gibi gitmediği ve neredeyse herkesin bir kaçış yolu olarak Oasis adı verilen bir sanal gerçeklik oyunu içinde zaman geçirdiği yakın bir geleceğe, 2045 yılına davet ediyor bizi. Oasis eğer gereken şeylere sahipseniz istediğiniz her şeyi yapabileceğiniz, tek sınırınızın hayal gücünüz olduğu bir oyun. Filmde Spielberg 2045’te dünyanın geldiği durumu genel bir çerçeveden anlatmak yerine yine Amerika merkezli bir anlatım tercih etmiş. İnsanların “yarattıkları şeylerin” çok önemli bir yer tuttuğu filmin, kurduğu dünya ile anlattığı hikaye arasında ise önemli bir fark var. Çünkü Spielberg filmde Oasis’i kurarken gösterdiği özeni hikaye anlatımında göstermemiş. Oasis’in yaratıcısının, ölümü öncesinde bu büyüleyici evrenin içerisine sakladığı 3 anahtarı bulan kişinin şirketin yeni sahibi olacağının açıklanması filmin anlatısal temelini oluşturuyor. Böylece filmde buna sahip olmaya çalışan kişi veya grupların mücadelesi başlamış oluyor. Bu mücadele hem gerçek dünyada hem de Oasis’in içinde sürüyor. Bu durum ise filmin hikayesi bakımından en ilgi çekici yanı açıkçası. Çünkü Spielberg çift evrende geçen bu hikayeyi geliştirecek pek bir şey sunmuyor bizlere. İnsanların gerçek dünyadan kopmayı tercih etme nedenleri filmin hemen başında söylenen birkaç sözün ötesine geçemiyor mesela. 2045’te bu dünyanın genel dinamikleri hakkında da en ufak bir fikir de üretilmiyor. Ancak hem sinefillere hem de geeklere fazlasıyla hitap eden film en önemli amacını hatta tek amacını diyelim tam olarak yerine getiriyor. Sınırsız referansı ve muazzam görsel efekt kullanımıyla muazzam bir eğlence sunuyor.


Ready Player One
, seyirciye 40 yıllık pop kültür malzemesini Spielberg’in kurduğu büyüleyici dünya içinde sunuyor. Filmde büyük küçük sayısız referans var. Öyle ki bu film “Bir filmde en fazla ne kadar pop kültür referansı yapılabilir?” rekorunun sahibi şimdilik ve uzun bir süre de bu durum değişmeyecek gibi görünüyor. Filmde Superman’den The Iron Giant’a, The Shining’den Alien’a, Overwatch’tan Mass Effect’e, Joy Division’dan New Order’a, Back to the Future’dan Star Trek’e, sayısız müzik albümünden oyunlara kadar referans bulunuyor. Özellikle filmdeki uzun The Shining sekansını hafızalardan uzun süre çıkmayacak kadar muazzamdı. Ready Player One her izleyişinizde yepyeni referanslarla karşılaşıp yine çok seveceğiniz detaylarla dolu bir film. Spielberg, Ready Player One’da elinde bulunan geniş yelpazedeki malzemeyi zaman zaman klişeye de kaçan, klasik bir anlatımla sunsa da aksiyon bakımından ise IMAX’e en çok yakışan filmlerden birini yapmayı başarmış. Filmin başlarındaki ilk yarış sekansının sunduğu baş döndürücü deneyim ise bunun bir kanıtı.

Ready Player One nostalji yüklü yapısıyla asıl hedef kitlesi 80’lerde doğan ve içindeki çocuğu kaybetmeyenler hiç kuşkusuz. Spielberg’in kendinin de liderliğinde bulunduğu o döneme dair birçok şeyi kattığı filmdeki içeriğin yönetmenle olan uyumu da mükemmel tahmin edileceği üzere. Filmin pop kültüre ilgisi olan herkesin seveceği şeylere sahip olduğunu da tekrar belirtmek gerek. Sadece sinefillere değil geeklere de hitap eden göndermelerle dolu filmde Spielberg muazzam bir pop kültür çılgınlığı yaşatıyor izleyicilere. Asla sıkılmadan defalarca izlenecek eğlenceli bir bilimkurgu bu. Spielberg’in de 2005’te yönettiği War of Worlds’ten beridir çektiği ilk bilimkurgu filmi olan Ready Player One özlediğimiz Spielberg tadını aldığımız bir film. Ayrıca yönetmenin 2000 sonrasındaki en iyi filmlerinden de biri bana kalırsa.


2015 yapımı Spielberg filmi Bridge of Spies ile ilk Oscar’ını kazanan Mark Rylance’ın kilit bir karakteri, Oasis’in kurucusu Halliday’i canlandırdığı filmde, ana karakterimiz Wade’i (veya oyundaki ismiyle Parzival) ise The Tree of Life, Joe ve Mud gibi bağımsız filmler dikkat çeken ve son olarak da X-Men: Apocalypse ile büyük bütçeli filmlere geçiş yapmış Tye Sheridan canlandırıyor. Filmdeki bir diğer önemli karakter Art3mis’i canlandıran Olivia Cooke ise yine bağımsız filmlerde dikkat çekici performanslara imza atmış genç bir oyuncu. Tye Sheridan ile Olivia Cooke ikilisi hem rollerine uyuyor hem de filmi sürüklemeye yardımcı oluyorken gelecek için de yine olumlu sinyal veriyorlar.

Ernest Cline’ın sanal gerçeklik ve bilimkurgu temeline sahip hikayesinde 80’lerin müziklerini, oyunlarını, filmlerini ve karakterlerini tıka basa doldurduğu romanının yarattığı heyecanı Spielberg de kurduğu görkemli dünya ve kendine has bir ruhu olan bu filmi yaparak yaratmayı başarmış. Efektlerini başarıyla kullanan, müzik seçimleri olağanüstü olan ve pop kültür referanslarıyla cezbeden bir film bu. Ready Player One izlerken çok keyif alacağınız, eğlenceli bir bilimkurgu olmasının yanında, geçmişe dair göz alıcı bir saygı duruşu da ayrıca.

Puanlama

8.0

8.0
Kullanıcı Oyu: ( 2 oylar ) 7.4

Sesil Yersu Uncu İstanbul’da doğup büyüdüm. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde sevdiğim iki bölümü okumaktaydım. İlk bölümüm İşletme Mühendisliği’nden yeni mezun olmuş durumdayım. Makine Mühendisliği’ne ise devam etmekteyim. Müzik, sinema ve spor üçlüsünün olmadığı bir hayatı asla düşünemeyen biriyim. Sinemanın büyülü dünyasına ise daha çocukken gittiği filmlerle kapılmış ve her zaman güvenebileceği bir dünya olduğunu bulmuş bir sinemaseverim.

Bir Cevap Yazın