Ana Sayfa Kırmızı Halı ve Festivaller Filmekimi Yeni Şafak Solarken (2024): İstanbul’un Kafası

Yeni Şafak Solarken (2024): İstanbul’un Kafası

Yeni Şafak Solarken (2024): İstanbul’un Kafası
0

Meteorlar (2017) ve Gulyabani (2018) belgeselleriyle tanıdığımız Gürcan Keltek‘in geçen sene Locarno Film Festivali’nde seyirciyle buluşan ilk kurmaca filmi Yeni Şafak Solarken, Akın (Cem Yiğit Üzümoğlu) isimli bir gencin yaşadığı akıl hastalığı sebebiyle girdiği hastaneden çıktıktan sonra iyileşme ve topluma uyum çabasını perdeye taşıyor. Annesi ve kız kardeşi ile birlikte İstanbul’un eski güzel binalarından birinde yaşayan Akın, ailesinden ve eski arkadaşlarından yeterli anlayışı ve desteği göremiyor. Giderek yalnızlaşan ve psikoz ataklar geçiren Akın, çareyi İstanbul’un tarihi mekânlarını arşınlamakta buluyor.

Akın’a annesi zorla hacamat ve sülük tedavisi yaptırıyor, iyileşmesi için bol bol dua ediliyor, evde babasının geçmişiyle ilgili çatışmalar yaşanıyor, yakın arkadaşı evlerine uğruyor, bir bahaneyle eski sevgilisinin (Dilan Düzgüner) evine gidiyor. Buradaki lineer ilerleyen karşılaşmalar ve diyaloglar, filmin geri kalanındaki akıştan farklı olarak daha dramatik yapıda, geleneksel bir kurmaca film tarzında ilerliyor. İlk yarının ardından ise tamamen video-art estetiğinde bir şehri ve bu şehrin kafasını yaşatma çabasında yönetmen.

Filmin, İstanbul ve/veya kendi varoluşumuz hakkında düşünmeye iten boşluklarında, doğal olarak herkes kendi hayatından izler yakalamaya, farklı anlamlar üretmeye çalışacaktır. Bir caminin kubbelerinin havadan gösterildiği muazzam görüntüye dalmışken bu şehri yaratanların da belki Akın gibi delilik ve dahilik çizgisinde tehlikeli yollar aşındırdığını düşündüm mesela ben. Ağaçlarla konuşan bir berduş/keşiş misali Akın, anıtlara eliyle dokunarak onları dinliyor, iletişim kurmaya çalışıyor. Bu kısımlarda kullanılan çevre sesleri ve ses miksajı sayesinde Akın’ın toplumla kuramadığı ilişkiyi şehrin tarihi yapılarıyla kurduğunu düşünüyoruz.

Sanatçı arkadaşı Akın Altın’ın 72 saatini takip ettiği bir belgesel yapma amacıyla yola çıktığını söyleyen yönetmen, bir noktada karakterinin mahremine fazla girdiğini düşünerek sonradan bu fikri kurmaca bir filme evirdiği bilgisini röportaj ve söyleşilerde paylaşıyor. Seyircinin de sanrılarını tetikleyebilecek zorlu bir izleme deneyimi karşımızdaki. Ayasofya görüntüleri ile açılan film, Keltek’in doğal ışık kullanımıyla yarattığı karanlık atmosferle birlikte ilk dakikadan itibaren seyirciyi diken üstünde tutan, seyirciden yoğun dikkat isteyen psikolojik bir anlatı sunuyor. Buradaki gerilim her an bir olay olacakmış tarzı bir kurgu değil; aksine olaylarla değil hislerle ilgileniyor Keltek. Balkan göçmeni olan Akın’ın Balat vapur limanında babasını gördüğünü zannetmesi örneğin bir düğüm vea çözüm değil ana karakterin girdiği zihinsel girdabın bir göstergesi sadece. Sırbistan’da yaşadığı sanılan kayıp babasının “Belgrad Kasabı” olarak anılmasının yine filmin olay örgüsünde bir önemi yok, Akın’ın benlik ve kimlik arayışında yaşadığı krizlerden bir başkası olarak okunabilir ancak.

Ayrıca İlginizi Çekebilir: Caught Stealing (2025): Yanlış Yer, Yanlış Adam

Ailesiyle derdini çözemeyeceğini anladıktan sonra Akın başka bir safhaya geçiyor. Ana karakter, müthiş mimarisiyle tarihin bir noktasında saplanmış gibi duran hastane (Cerrahpaşa olduğunu tahmin ediyorum) koridorlarında doktoruyla gezinirken Kadüse sembolü duvarlarda dikkat çekiyor, asaya sarılmış iki yılanın bile filmden çıkan ezoterik hisle bağlantısı var. Bu sahneden sonra Akın’dan bir süreliğine ayrılıp peruğunu çıkarmış doktor/şeytan (Erol Babaoğlu) ile dini yerleri, türbe ve mezarları geziyoruz. Şeytan, zikir yapılan bir ibadethaneden çağırdığı imama “Sizden önce biz vardık” tarzı bir mesaj veriyor; İstanbul’un inanç ve kültürel anlamda çeşitliliğini ve geçmişini güzelleyen bir hiciv bu. Osmanlı’dan önce Bizans, Bizans’tan önce Kalkedonya ve daha eski uygarlıklar İstanbul’u sahiplenip kültür ve doğasına zenginlik katmış esasında. Özellikle dini mekanların ve olguların kullanımı, filme kült statüsü veren, gizli bir tarikatın izini sürdüğümüz, sırlarını çözmeye çalıştığımız uhrevi bir yolculuk hissi kazandırıyor.

İkna olmadığım, filmin dağıldığını ve odağını kaybettiğini düşündüğüm son 30 dakikayı kaplayan final bölümünde, Akın, sokaklarda kayıp ilanını gördüğümüz küçük kız çocuğu, eski sevgilisi ve Şeytan ile birlikte İstanbul’un ücra köşelerini dolaşıyor, katedralde ayin benzeri bir toplantı yapılıyor ve Haydarpaşa yakınlarından bir limanda şafak batarken film sonlanıyor. Bu sahnelerde artık Akın’ın aklını, benliğini ve gerçekle bağını tamamen yitirdiğini ve bir peygamber edasıyla hareket ettiğini anlıyoruz. 3 defa tekrar edilen “Burası bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi” alıntısı (Tezer Özlü) hem güncel politiğe dokunmak hem de İstanbul’dan bir şekilde geçmiş, yaşamış insan topluluklarının genel kederini vurgulamak bakımından filmin temasına uygun bir eklemleme fakat bu tekrar eden sahneler filmin hem dramatik hem bağımsız video akışıyla geçen bölümünden ayrı durduğu için seyir zevkinde bir kopma yaratıyor fikrimce.

Geçen sene Adana Film Festivali’nde Altın Koza ödülünü kazanan Peter Zeitlinger‘in görüntü yönetimi, filmin belki de en etkileyici tarafı. İstanbul’u ana karakterle birlikte adeta tavaf ettiğimiz plan sekanslarda, imajların altına yerleştirilen ses tasarımı ise filmin duyusal gücünü arttırıyor ve Akın’ın içine çekildiği ruh halini betimleyerek filmin özüne katkı sağlıyor.

Bunların hepsinin birleşiminde Keltek’in ülkemiz sinemamızda pek rastlamadığımız deneysel üslubunun ve tercihlerinin payı çok büyük. Sık sık çeşitli medyalarda görmeye alışık olduğumuz Haliç, Karaköy, Eyüp, Sultanahmet, Galata Köprüsü, Beyoğlu, Taksim gibi İstanbul’un sembol mekanları Keltek’in bakışında farklı boyut ve anlamlar kazanıyor ve İstanbul’un kafasını bilmeyenler için bu kafayı tuhaf yollardan yaşatan bir seyirlik ortaya çıkarıyor. Gürcan Keltek, bizim sinemamızda da başarılı deneysel filmler yapılabileceğini ispatlayarak sonraki işlerini beyaz perdede görmek için sabırsızlıkla bekleyeceğimiz bir yönetmene evrildi bile.

Bir Cevap Yazın