Lolita (1962)

Rus asıllı Amerikan yazar Vladimir Nabokov’un en tanınmış romanı, İngilizce kaleme aldığı 3. eseri Lolita veya Beyaz Irktan Dul Bir Erkeğin İtirafları, okuru tarafından çoğunlukla ahlaksız bir kitap olarak görülmüş, romanın baş karakteri Humbert Humbert’ın pedofiliyi meşru gösterdiği ve bu sebeple eserin uygunsuz olduğu kanısına varılmıştır. Bu tür yorumlar ancak yüzeysel okumalar olarak görülmelidir. Roman, suça bulaşmış, takıntılı, günahkar bir adamın kafasında yarattığı tutkuya esir olup hastalanması ve bütün bunları itirafından fazlası değildir.

Film, ters kurguyla, romanın finaliyle başlar. Peter Sellers’ın canlandırdığı Clare Quilty karakterinin malikânesine gelen Humbert Humbert, ev sahibini öldürür ve olayın öncesini öğrenmek için 4 yıl öncesine döneriz. Böylece film, bir suçun çözümlenmesi sürecine, bir bakımdan polisiyeye dönüşür. Halbuki Profesör Humbert’ın asıl suçu cinayet değildir, daha büyük bir günah işlemiştir. Belki de Kubrick, sıkıcı bulduğu romana bu tarz bir başlangıç yaparak heyecan katmak istemiştir. Esasında romanı öne çıkaran olay akışı veya olaylar değil, anlatım tarzı, tutkunun kelimelere yansıması, Nabokov’un tek tek inci gibi işlediği estetik cümlelerdir. Dolayısıyla bu özellikleri sinemaya aktarmanın zorluğu Kubrick’i farklı bir arayışa sürmüş ve daha Amerikan işi, bol diyaloglu bir film yapmıştır. Tıpkı ortalama bir Amerikalı şair veya çevirmenin, bir Baudelaire şiirini İngilizce’ye çevirişindeki amatörlük ve iş bilmezlikle. Dönemin şartları da düşünüldüğünde bu tartışmalı romanın sinemaya olduğu gibi aktarılması seyircinin tepkisini çekeceğinden daha evcil, daha ılımlı bir uyarlama oluşturulmuştur.

003-lolita-theredlist
Dil profesörü olan Humbert Humbert, Fransızca’dan İngilizce’ye yaptığı şiir çevirileri başarılı bulununca Amerika’da ders vermek için bir üniversiteden davet alır. Sonbaharda başlayacak derslerden önce yaz tatilini geçirmek üzere New Hampshire’ye, kalacak yer arayışıyla Bayan Haze’in evine gelir. Evden ziyade ev sahibinin tavırlarından hoşnut olmayan Humbert, tam evden ayrılacakken bahçede Bayan Haze’in kızı Dolores’ı namıdiğer Lolita’yı görür. Bir anda fikri  değişen Humbert, evde kalmaya karar verir. Gün geçtikçe evdeki bu üç karakter arasında ilginç bir bağ kurulmaya başlar.

Filmdeki en ilgi çekici karakter esasında bir TV yazarı olan Clare Quilty karakteridir. Lolita’nın “dahi” olarak nitelediği, “bir çeşit güzel, oryantal, japon felsefesine inanıyordu” diye bahsettiği bu sıra dışı adam, Lo’nun dikkatini Humbert gelmeden önce çekmiştir bile. Peter Sellers’ın nevi şahsına münhasır yeteneğiyle oynadığı karakteri, farklı sıfatlarla tekrar tekrar görürüz film boyunca. Quilty’nin amacı bir dedektif gibi Humbert’ı takip etmek, rolden role girerek onunla girdiği diyaloglarda onunla alay etmek, onu manipüle etmektir. Bunda da başarılı olur. Humbert, en sonunda başarısızlığının sebebini Claire’de bulur ve onu öldürür.

Lolita - Peter Sellers and Shelley Winters

İlginçtir, 20. yüzyıl sinemasının en cesur, en gözü kara yönetmenlerinden Kubrick, romandaki cinsel sahneleri filme almamış, geçiştirmiştir. İsmini pek duymadığımız, Jacob’s Ladder‘ın yönetmeni Adrian Lyne ise Kubrick’ten daha cesur davranarak bu sahnelere -kısmen müstehcen bir şekilde- yer vermiş, romanın estetik ruhuna da yaklaşan daha şiirsel bir uyarlamaya imza atmıştır. 1997 yapımı bu filmin, Kubrick versiyonuna göre en büyük artısı, Humbert Humbert’in çocukluk aşkı Annabelle’den kısa da olsa bahsetmesidir. Böylece Profesör Humbert’ın çocuk yaştaki kızlara saplantısı havada kalmamıştır. Bir başka artısı ise Lolita rolüne daha uygun bir oyuncu seçilmesi, bu oyuncunun Lolita’nın karakter özelliklerini daha iyi yansıtmasıdır. Nihayetinde Humbert ile Lolita arasındaki tuhaf ilişki de daha doğru yansıtılmıştır.

Son olarak, filmi izleyecek olanların, yönetmenin Otomatik Portakal, Cinnet, Full Metal Jacket gibi kültleşmiş filmlerindeki ustalığı, özgünlüğü, detay çılgınlığını beklememeleri gerektiğini söylemek gerek. 

Rus asıllı Amerikan yazar Vladimir Nabokov’un en tanınmış romanı, İngilizce kaleme aldığı 3. eseri Lolita veya Beyaz Irktan Dul Bir Erkeğin İtirafları, okuru tarafından çoğunlukla ahlaksız bir kitap olarak görülmüş, romanın baş karakteri Humbert Humbert’ın pedofiliyi meşru gösterdiği ve bu sebeple eserin uygunsuz olduğu kanısına varılmıştır. Bu tür yorumlar ancak yüzeysel okumalar olarak görülmelidir. Roman, …

Genel Puanlama

Senaryo - 40%
Yönetmen - 60%
Oyunculuk - 40%
Teknik - 60%
Müzik - 60%

52%

Okuyucu Oylaması 4.75 ( 1 Oylamalar)
52

Tuncay Uravelli Hakkında

91 doğumlu. Pamukkale Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümü mezunu. Ankara'da yaşıyor. Lise döneminde Fight Club'ı izledikten ve dövüş filmi olmadığını anladıktan sonra sinemaya ilgisi tutkuya dönüştü. Bu tutku üniversitede edebiyata yönelse de film bitip jenerik aktığında sinemasız yapamayacağını her seferinde yeniden idrak ediyor. (Ayrıca) Je est un autre.

Bir Cevap Yazın