Ana Sayfa Burak Yılmaz

Burak Yılmaz

1990 yılında Denizli’de doğdu. ODTÜ Sosyoloji bölümünden mezun oldu. İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji bölümünde yüksek lisansını tamamladıktan sonra aynı bölümde doktoraya başladı. Deleuze’ün de teşhis ettiği üzere, sinema aracılığıyla kendine bir yer-yurt arama çabası içindedir.
parfjPhDdm
9.0

Parasite (2019): Fark Yaraları

2019 yılının en iyi filmlerinden Altın Palmiye ödüllü Parasite, Bong Joon Ho’nun Memories of Murder (2003) filmiyle hem Güney Kore sinemasında hem de dünya genelindeki sinemacılar arasında edindiği müstesna yeri daha da sağlamlaştıracak nitelikte bir yapıt. Parasite, 92. Akademi Ödülleri’nin —yeni adıyla— “En İyi Uluslararası Film” kategorisinde Güney Kore’nin adayı olarak yarışacak.  Bong Joon Ho’nun sineması […]

Jojo Rabbit (2019): Büyüklere Faşizm Masalları

Ötekiye dair ayrımcı fikirler hakikatin yerini tutan mitlerle üretilir. Egemen bir etnik grup etrafında örgütlenen ulus devletlerin, tehdit olarak algıladığı diğer gruplara tarihyazımı ve eğitim sistemini eğip bükerek yaptığı da buydu: Aynı anda kendisini kutsayıp kahramanlaştıran ve karşısındakini şeytanlaştıran bir mit yaratmak. Bütün bu dışlayıcı performans ötekinin yokluğunda, ötekiyle belli bir mesafede gerçekleşir, çünkü muhatabıyla […]

Once Upon a Time… in Hollywood (2019): Alternatif Gerçekliğin İntikamı Mı?

Quentin Tarantino’nun son filmi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hararetli tartışmalarla gösterime girdi. Bir sanat ürünü ortaya çıktığı andan itibaren yaratıcısından tamamen bağımsızlaşarak alıcısının öznel deneyiminde bambaşka bir formda yeniden üretilebilir. Dolayısıyla o sanat eseri eser sahibinin anlatmaya niyetlendiği eser değildir artık. Öte yanda, paradoksal bir şekilde, bu eserlerin içinde her zaman yaratıcılarının izlerini […]

Midsommar (2019): Egzotik Bir Cehennem

Dikkat, bu yazı sürprizbozan içerir!İlk uzun metrajı Ayin’den (Hereditary, 2018) sonra dikkatleri üzerine çeken Ari Aster, ikinci filmi Ritüel (Midsommar) ile dönüşmekte olan korku sineması türüne yeni soluklar kazandırmaya devam ediyor. Aslında Midsommar’ı tek başına korku ya da gerilim filmi olarak adlandırmak yeterli değil. Havada asılı duran gerilim hissinin bazı sahnelere incelikle yerleştirilmiş komedi unsurları tarafından yutulabildiği […]

Le livre d’image (2018): Bildiğimiz Sinemanın Sonu

Ulus Baker, Jean-Luc Godard’ın “montajı kolaja doğru itmek gerektiği” fikrini savunduğunu yazmıştı. Le livre d’image [İmgeler ve Sözcükler], bu anlamda Godard’ın bir fikri-takip eseri olarak, imajlar, anlatılar ve seslerin kimi zaman bütünlük içinde kimi zamansa kaotik bir düzlemde bir araya getirilmesinden oluşuyor.Godard’ın, François Truffaut, Alain Resnais ve Eric Rohmer gibi sinemacılarla birlikte öncülerinden biri olduğu […]

Chantal Akerman Sineması: Gündelik Hayat Hapishanesine Yersiz Yurtsuz Bir Başkaldırı

İlk kısa filmi Saute ma ville’i tamamlamak için bankalarda, mağazalarda, restoranlarda, heykel modellemesinde, fotoğraf stüdyosunda ve hatta New York’ta porno film gösterimi yapan bir sokak sinemasında kasiyer olarak çalışan; yeterli parayı biriktirdikten sonra bir diğer kısa filmi La Chambre’ı ve ilk belgesel filmi Hotel Monterey’i çeken Belçika doğumlu yönetmen Chantal Akerman’ın 1968 yılında kısa filmiyle […]