Ana Sayfa İnceleme

İnceleme

Frankenstein (1931): Dr. Frankenstein’ın Leviathan’ı

Frankenstein, yönetmen koltuğunda James Whale’in oturduğu 1931 yapımı kült bir korku filmidir. Mary Shelley’in aynı isimli romanından uyarlanan filmi değerlendirirken kitabın yazarının etkilendiği filozof ve felsefeden bahsetmemek elde değil. Film, bir korku yapımı olarak değerlendirildiğinde yılların eskitemediği bir atmosfere sahip. Özellikle bilimsel çalışmaların yapıldığı mekânın kasabadan uzak bir yerde oluşu, canavarın yaratılış sürecindeki ─ve bir […]

Le livre d’image (2018): Bildiğimiz Sinemanın Sonu

Ulus Baker, Jean-Luc Godard’ın “montajı kolaja doğru itmek gerektiği” fikrini savunduğunu yazmıştı. Le livre d’image [İmgeler ve Sözcükler], bu anlamda Godard’ın bir fikri-takip eseri olarak, imajlar, anlatılar ve seslerin kimi zaman bütünlük içinde kimi zamansa kaotik bir düzlemde bir araya getirilmesinden oluşuyor.Godard’ın, François Truffaut, Alain Resnais ve Eric Rohmer gibi sinemacılarla birlikte öncülerinden biri olduğu […]

Husbands (1970): Orta Yaş Krizi ve Cinsiyet Rolleri

Husbands 4 arkadaşın eski fotoğrafları ile açılır; ilk hareketli sahne ise henüz 27 yaşında ölen arkadaşları, Stuart’ın cenazesidir. Film cenazenin ardından arkadaşlarının yasını tutan bu üç “kocanın” (Harry, Archie, Gus) ertesi günler yaşadıklarını ele alır, Harry’nin (Ben Gazzara), ben bu gece eve dönmeyeceğim demesinin ardından, filmin hikayesi de başlar. Cassavetes’in 1968 yapımı, Faces filminin eleştirmenler […]

A torinói ló (2011): Béla Tarr’ın Son Sözü

Filmi çekmek için 30 yıl beklediğini söylüyor bir röportajında Bela Tarr. Film Friedrich Nietzsche’nin ömrünün son 11 yılını zihinsel yetilerinden yoksun ve yatalak bir şekilde geçirmesine sebep olduğu söylenen Torino atı hikayesi ile başlıyor. Hikaye kısaca şöyle; Nietzsche Torino sokaklarında dolanırken bir taksicinin hareket etmekte direnen atını kırbaçladığını görüyor ve koşup taksiciyi durdurarak ağlar bir biçimde […]

Manchester by the Sea (2016): Hatalar ve Ödenemeyen Bedelleri

Bir insanın hayatı boyunca sırtlayabileceği en ağır yük nedir? Bir cinayet işledikten sonra çektiği vicdan azabı mı? İşlediği bir suçun cezasını ömür boyu bir hücrede yalnız yaşayarak çekmek mi? Kendi hırsları yüzünden başkalarına yaptığı haksızlıklar mı? Hükmettiği toplumu korku iklimine sürükleyemeyen bir imparator olmak mıdır en ağır yük? Yoksa erişkin bir fil mi? Bu filmi […]

Nymphomaniac Vol.I (2013): Tarkovsky’e Bir Sitem Olarak Cinselliğin ve Şiddetin Felsefi Anatomisi

Bu yazıda, Lars von Trier‘in Depresyon Üçlemesi‘nin son ve en güçlü ayağı olan Nymphomaniac hakkında 2.izleyişinde fikirleri değişmiş, başyapıt olduğunu fark etmiş bir yazarın hezeyanını okuyacaksınız.Bundan 3 yıl önce ilk izlediğimde muhtemelen sinemaya bakışı tam oturmamış nispi bir sinemasever olarak maalesef genelin yakışıksız “porno”  ithamlarına kapılıp o dönem hak ettiği değeri vermemişim. Elbette porno falan değil, […]