Ana Sayfa Sedef Açıkgöz

Sedef Açıkgöz

'Germanistik deryasında Tarkovski karakteri gibi elimde mum ile 'Işık'ın peşindeyim'

Lav Diaz Sineması: Geçmişin İzinde

Genellikle uzun ve siyah-beyaz filmlerin yönetmeni olan Lavrente Indico Diaz, bilinen adıyla “Lav Diaz” Filipinlerin en kıymetli yönetmenlerinden biridir. 1958’in Aralık ayında doğan yönetmen, yapımcı oluşunun yanı sıra, editör, şair, yazar, besteci ve aktör olarak da çeşitli alanlarda çalışıp ilgilenmiştir. Çok yönlü bir kişiliğe sahip olan yönetmen, filmlerinde genellikle kendi şiirlerini ve kendi müziklerini kullanır. […]

I vitelloni (1953): Hali Yerinde Aklı Havada Olan Beş Adamın Şık Aylaklığı

‘O kariyerimde bir dönüm noktasıydı. Daha sonra yaptığım her şeyi o beklenmedik başarıya borçluyum’ (Chandler, 1995; 131). Federico Fellini, beklenmedik başarı olarak nitelediği filmi ‘Aylaklar’ı (I Vitelloni) 1953 yılında çekmiştir. Film ‘Yeni İtalyan Gerçekçiliği’ dalgasının hızla yayıldığı zamanlarda çekildiği için zamanının kimi film eleştirmenleri düşünürler tarafından ‘fazla duygusal’ bulunmuş kimi solcu eleştirmenler tarafından da ‘apolitik’ bulunmuş […]

Amour(2012): Aşk, Hayata Atılan Acı Bir Çığlıktır.

Avusturyalı yönetmen Michael Haneke’nin Amour isimli filmi, Altın Palmiye (Palme d’Or) ile beraber tam yirmi yedi ödül aldı. Jean-Louis Trintignant Georges’u, Emmanuelle Riva Anne’ı ve Isabelle Huppert ise kızları olarak Eva’yı canlandırıyor. Haneke kendi yaşamındaki değerli bir yaşlı teyzenin yaşadığı zorluklara zamanında fazlasıyla tanıklık etmiş ve kadının yaşadığı acıyı, intihara dahi kalkışmasını yıllar sonra kendi […]

Othello (1951): Olduğu Gibi Olamamak

‘Hayır, bir kez fırsat verdin mi kuşkuya Karara da vardın demektir.‘ Othello; kötülüğün, aşkın, tutkunun, kıskançlığın, ırkçılığın, hırsın anlatıldığı beş perdelik Shakespeare klasiğidir. Oyunun, insan doğasını mükemmel anlatması, ‘kötü’yü iyi gözlemleyen Shakespeare’in Iago karakterinde gösterip, aşkın kör ediciliğini Othello’da yansıtmıştır. Othello etkisi farklı alanlara dahi yansımış bir oyundur. Psikolojik alana isim kazandırmasından* ziyade pek çok […]

In the Mood for Love (2000): Aşkın En Zarif Hali

“Huzursuz bir anda kadın erkeğin yakınlaşmasını sağlamak için başını önüne eğmişti ama erkek yapamadı. Çaresizlikten kadın döndü ve uzaklaştı.” Müziğin klasik girişi, sekansların klasik duruşu ile beraber şiir gibi akışı ve kadının tüm zarafeti ile ekranı dolu dolu bir aşka bırakıyor film. Üstelik daha ilk dakikadan sizi karşılıyor tüm bu zarafetler topluluğu. Mevlana diyor ya […]

There Was a Father (1942): Bir Baba Vardı

Baba : ‘Ülkeni düşün ve elinden gelenin en iyisini yap!’ Yasujirô Ozu 1903-1963 yılları arasında yaşamış Japonya’nın en iyi yönetmenidir. En iyi diyorum çünkü onun gibi, kamerayı santim dahi kıpırdatmadan hakikati en şairane şekilde anlatabilmek dünya üzerinde az bulunun bir şiirsel bakıştan kaynaklanmaktadır. Şiirsel olan bakışı, kamerasına, oyuncularına ve sekanslarda kullandığı sade bir nesnenin duruşuna […]