Ana Sayfa Sedef Açıkgöz

Sedef Açıkgöz

'Germanistik deryasında Tarkovski karakteri gibi elimde mum ile 'Işık'ın peşindeyim'

Dostoyevski’nin Prens’i Karşısında; Kurosawa’nın Hakuchi’si ve Wajda’nın Nastazja’sı

“Size neden bir şeyi anlatıp bitirince bir utangaçlık geliyor?” diye sordu Aglaya.  “Neden oluyor bu?” * Aglaya İvanovna  Dostoyevski’nin Budala (İdiot, 1868) romanı, onun eserleri arasında belki de en etkileyici olanıdır. Yüreğini tamamen affetmeye ve sevmeye açmış birinin kendisini sıradan insanların asla fark etmediği ‘an’larda bulması ve bu ‘an’ların aslında Dostoyevski’nin bütün eserlerinin temelini oluşturması, […]

Rohmer’in Mevsimler’i Işığında Karmaşık İnsan İlişkileri

Éric Rohmer, savaş sonrası dünyanın film üretme yoluna ve kamera tutuşuna ciddi eleştiriler getirerek farklı bir anlayış ortaya çıkaran “Fransız Yeni Dalga” yönetmenlerinin arasında en önemli olanlarındandır. Rohmer, sıkılgan insan soyunun sorunlarını, sanki konuşarak dışarı atabilirmişcesine filmlerine çok fazla ve sürekli diyaloglar yerleştirir. Evren de mevsimlerin oluş-farklılığı yoluyla konuşabilmektedir nihayetinde. Rohmer, bu sefer mevsimler perspektifinden […]

Lav Diaz Sineması: Geçmişin İzinde

Genellikle uzun ve siyah-beyaz filmlerin yönetmeni olan Lavrente Indico Diaz, bilinen adıyla “Lav Diaz” Filipinlerin en kıymetli yönetmenlerinden biridir. 1958’in Aralık ayında doğan yönetmen, yapımcı oluşunun yanı sıra, editör, şair, yazar, besteci ve aktör olarak da çeşitli alanlarda çalışıp ilgilenmiştir. Çok yönlü bir kişiliğe sahip olan yönetmen, filmlerinde genellikle kendi şiirlerini ve kendi müziklerini kullanır. […]

I vitelloni (1953): Hali Yerinde Aklı Havada Olan Beş Adamın Şık Aylaklığı

‘O kariyerimde bir dönüm noktasıydı. Daha sonra yaptığım her şeyi o beklenmedik başarıya borçluyum’ (Chandler, 1995; 131). Federico Fellini, beklenmedik başarı olarak nitelediği filmi ‘Aylaklar’ı (I Vitelloni) 1953 yılında çekmiştir. Film ‘Yeni İtalyan Gerçekçiliği’ dalgasının hızla yayıldığı zamanlarda çekildiği için zamanının kimi film eleştirmenleri düşünürler tarafından ‘fazla duygusal’ bulunmuş kimi solcu eleştirmenler tarafından da ‘apolitik’ bulunmuş […]

Amour(2012): Aşk, Hayata Atılan Acı Bir Çığlıktır.

Avusturyalı yönetmen Michael Haneke’nin Amour isimli filmi, Altın Palmiye (Palme d’Or) ile beraber tam yirmi yedi ödül aldı. Jean-Louis Trintignant Georges’u, Emmanuelle Riva Anne’ı ve Isabelle Huppert ise kızları olarak Eva’yı canlandırıyor. Haneke kendi yaşamındaki değerli bir yaşlı teyzenin yaşadığı zorluklara zamanında fazlasıyla tanıklık etmiş ve kadının yaşadığı acıyı, intihara dahi kalkışmasını yıllar sonra kendi […]

Othello (1951): Olduğu Gibi Olamamak

‘Hayır, bir kez fırsat verdin mi kuşkuya Karara da vardın demektir.‘ Othello; kötülüğün, aşkın, tutkunun, kıskançlığın, ırkçılığın, hırsın anlatıldığı beş perdelik Shakespeare klasiğidir. Oyunun, insan doğasını mükemmel anlatması, ‘kötü’yü iyi gözlemleyen Shakespeare’in Iago karakterinde gösterip, aşkın kör ediciliğini Othello’da yansıtmıştır. Othello etkisi farklı alanlara dahi yansımış bir oyundur. Psikolojik alana isim kazandırmasından* ziyade pek çok […]