Ana Sayfa Sedef Açıkgöz

Sedef Açıkgöz

'Germanistik deryasında Tarkovski karakteri gibi elimde mum ile 'Işık'ın peşindeyim'

Amour(2012): Aşk, Hayata Atılan Acı Bir Çığlıktır.

Avusturyalı yönetmen Michael Haneke’nin Amour isimli filmi, Altın Palmiye (Palme d’Or) ile beraber tam yirmi yedi ödül aldı. Jean-Louis Trintignant Georges’u, Emmanuelle Riva Anne’ı ve Isabelle Huppert ise kızları olarak Eva’yı canlandırıyor. Haneke kendi yaşamındaki değerli bir yaşlı teyzenin yaşadığı zorluklara zamanında fazlasıyla tanıklık etmiş ve kadının yaşadığı acıyı, intihara dahi kalkışmasını yıllar sonra kendi […]

Othello (1951): Olduğu Gibi Olamamak

‘Hayır, bir kez fırsat verdin mi kuşkuyaKarara da vardın demektir.‘Othello; kötülüğün, aşkın, tutkunun, kıskançlığın, ırkçılığın, hırsın anlatıldığı beş perdelik Shakespeare klasiğidir. Oyunun, insan doğasını mükemmel anlatması, ‘kötü’yü iyi gözlemleyen Shakespeare’in Iago karakterinde gösterip, aşkın kör ediciliğini Othello’da yansıtmıştır. Othello etkisi farklı alanlara dahi yansımış bir oyundur. Psikolojik alana isim kazandırmasından* ziyade pek çok edebi yapıt […]

In the Mood for Love (2000): Aşkın En Zarif Hali

“Huzursuz bir anda kadın erkeğin yakınlaşmasını sağlamak için başını önüne eğmişti ama erkek yapamadı. Çaresizlikten kadın döndü ve uzaklaştı.”Müziğin klasik girişi, sekansların klasik duruşu ile beraber şiir gibi akışı ve kadının tüm zarafeti ile ekranı dolu dolu bir aşka bırakıyor film. Üstelik daha ilk dakikadan sizi karşılıyor tüm bu zarafetler topluluğu.Mevlana diyor ya hani ‘insanlar […]

There Was a Father (1942): Bir Baba Vardı

Baba : ‘Ülkeni düşün ve elinden gelenin en iyisini yap!’Yasujirô Ozu 1903-1963 yılları arasında yaşamış Japonya’nın en iyi yönetmenidir. En iyi diyorum çünkü onun gibi, kamerayı santim dahi kıpırdatmadan hakikati en şairane şekilde anlatabilmek dünya üzerinde az bulunun bir şiirsel bakıştan kaynaklanmaktadır. Şiirsel olan bakışı, kamerasına, oyuncularına ve sekanslarda kullandığı sade bir nesnenin duruşuna kadar […]

Mouchette (1967): Kainatın Ucuz Derinliğinde Bir Kız

Bresson’un karanlık ve soğuk dünyaya ait olan büyük pabuçlu küçük kızı; Mouchette’i, Geroges Bernanos’nun romanı olan Mouchette’i 1967’de filmografisine katan Bresson, Mouchette için tam bir ‘sefalet ve acımasızlık’tır, der. Çünkü; Enver Gülşen’in Sinemanın Kökleri eserinde bahsettiği gibi ‘Bernanos’nun eserlerinde ilgilendiği şey, karakterlerin iç çatışmaları ve ruh dünyalarında yaşadıkları acıdır.’  Bresson da acı çeken Mouchette’in ruhunu bizim […]

Quatre Nuits D’un Rêveur (1971): Bir Hayalperestin Dört Gecesi

Jacques bir ressamdır. Buruk bir aşka sahip olan, görülebilecek en büyük yalnızlardan ve hayalperestlerden olan bir ressamdır. Kahverengi ceketi ve ellerindeki boya lekeleri ile otostop çeker. Bir araba durur ve sorar ona: —Nereye ?—Bilmem, nereye olursa.Sonra bindiği araba, nereye giderse oraya gider. Hiç sormadan sorgulamadan. Mümkün mertebe de hiç konuşmadan. Ona gideceği yollar sunulsa ormanı […]