candy_ver4

Candy (2006)

“Çok ortak yönümüz vardı. Gürültünün rahatsız etmediği mükemmel bir yerde, her şeyi yakıştıran gizli bir yapıştırıcı bulmuştuk. İkimizin dünyası tamamlanmıştı.”
  Film ismini Abbie Cornish’in canlandırmış olduğu karakterin adından alıyor. Lakin, sinemada genel bir akım olsa da anlattığı hikaye yalnız Candy’nin hikayesi değil. Birçok yerde “Uyuşturucu bağımlısı iki aşığın hikayesi” kadar basit bir tanımlamaya maruz bırakılan bir film, ama anlatılan yaşamla birlikte seyirciyi de uçurumun kıyısına götürmeyi başarıyor. Bu yüzden 2006 Berlinale’de ve 26. İstanbul Film Festivali’nde yarışma kategorisinde görmek izleyenlerini şaşırtmıyor.
  Konusunu okuyup,  “Daha önce zaten Requiem For a Dream’i izledim.” gibi bir düşünce oluşabilir. Amaç filmleri kıyaslamak olamaz fakat Candy’nin yoğunlaşmış olduğu konu insanların bağımlılıkları değil. Bu noktada aşkın bağımlılık olup olmadığı da sorgulanabilir elbette. Aşka bağımlılık bakış açısıyla yaklaşılmadığında Candy ve Dan’in eroine olan bağımlılıklarını, ama en çok da birbirlerinden vazgeçemeyişlerini görüyoruz. 
  Candy, bir ressam ve genç kızların çocukluğunu kapsayan şeker kızdan çok uzak bir hayata sahip ve bir şaire aşık. Dan, eroine mi yoksa Candy’e mi bağımlılığı daha fazla belli olmayan bir şair. Eroin, onlara göre bir bağımlılık değil, hatta aşk üçgeninde yer alan üçüncü bileşen belki de.

  Uyuşturucu yolculuklarını üç bölüme ayırmak mümkün. Aynı Dante gibi… Ama bu sefer cennet, dünya, cehennem olarak.
  Delirmenin ve yavaş yavaş yok olmanın nasıl bir şey olabileceğini Abbie Cornish’in oyunculuğu sayesinde deneyimleyebilirken, dibe batmanın korkunç yükünü ve tamamen kaybetmeyi Heath Ledger’ın her zaman olduğu üzere mükemmel, hatta usta oyunculuğu sayesinde tüm ağırlığı ile hissedebiliyoruz.

  Dan ve Candy’nin yaşadığı dünyaya bakınca aslında bağımlılık diye bir şey yokmuş gibi görülüyor, sanki her şey çok ama çok sevmekten ibaretmiş gibi. İşte bu noktada herhangi bir şeyi veya birini diğerinden fazla seversen yıkım başlıyor. Kalpte kimsenin, hiçbir şeyin yeri ayrı değil, Candy’nin de neredeyse filmin özeti olabilecek bir söz olarak belirttiği üzere “Sevilecek sadece tek bir şey vardır ve bu sen olamazsın.
Yazan: Öznur Singin

Öznur Singin Hakkında

90 yılında dünyaya gelme ayrıcalığını elde edenlerdenim. Okumayı “Deniz Kızı” masalı ile söktükten sonra sevmeye “Çocuk Kalbi” ile başladım. Filmlerin büyülü, farklı boyuttaki dünyasına adım atmam, aynı zamanda ilk defa sinema salonuyla da tanışmamı sağlayan “Leydi ve Sokak Köpeği” oldu. Şimdi ise Biyomühendislik lisansımı tamamladıktan sonra okumalara doyamadığım için devam ettiğim yüksek lisansın yanı sıra film yazıları yazıyorum ve sevgili yazar arkadaşlarım iyi ki beni aralarına almışlar diyorum. Charlie Chaplin demiş ki “Bir filmi herkes anlayabilir, sinema herkes içindir”. O zaman izleyelim, izlettirelim ve sonra da yazalım. Çünkü yazmasaydık deli olacaktık.

Bir Cevap Yazın