Ana Sayfa Haberler Diğer Haberler 56. Antalya Film Festivali Kapsamında Düzenlenen Zeki Demirkubuz Söyleşisi

56. Antalya Film Festivali Kapsamında Düzenlenen Zeki Demirkubuz Söyleşisi

56. Antalya Film Festivali Kapsamında Düzenlenen Zeki Demirkubuz Söyleşisi
0
Sitemizin yazarlarından Pelin Oduncu 56. Antalya Film Festivali kapsamında düzenlenen Zeki Demirkubuz Söyleşi etkinliğine katıldı.

Bu yıl, “Öze Dönüş” sloganıyla gerçekleşen 56. Altın Portakal Film Festivali, Ulusal Yarışma kategorisinin iki yıl aradan sonra tekrar programa dâhil edilmesiyle yerli sinema alanında pek çok filmi sinemaseverlerle buluşturdu. Zeki Demirkubuz’un başkanlığında Latife Tekin, Mert Fırat, Emre Erkmen ve Şebnem Bozoklu’dan oluşan jüri; Bozkır (Ali Özel), Küçük Şeyler (Kıvanç Sezer), Kronoloji (Ali Aydın) ve Aşk, Büyü vs. (Ümit Ünal) gibi birçok ulusal filmi değerlendirdi.

Yarışma dışında sinema okulu, çeşitli paneller ve yönetmen katılımıyla gerçekleşen film gösterimlerine yer veren festival, Türkiye’nin birçok şehrinden gelen sinemaseverleri Zeki Demirkubuz söyleşisiyle ağırladı. Söyleşi öncesinde dolup taşan salona giremeyen bir grup izleyici ve basın görevlilerinin yaptığı protesto da festivale damgasını vurdu. Yüzlerce insana kendi film dilini ve sinemayı betimleyen Demirkubuz, özellikle sinema öğrencilerinin merak ettiği soruları cevapladı.

“Gidilecek Tek Yer İnsanın İçi”

Günümüz Türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olan Demirkubuz, sinemaya olan ilgisinin nasıl başladığı üzerine bir açılış konuşması yaparken, “insan olmanın hallerine kafayı takmış insanlar”ın ona ilham kaynağı olduğunu söyledi. Edremit’te sürekli denize bakan bir adamın, kasabada gerçekleşen bir suçun aydınlatılması üzerine kafa yorması, yönetmenin çocukluğundan itibaren olaylara bakış açısının değişmesine neden olur. Sürekli sorgulayan, sabahlara kadar oturup bir şeyler düşünen bir insan haline gelmesinden söz eder.

“Üzerine Düşünülen Meseleler Film Olmalı”

Yıllarca senaryo yazmaya çalışan fakat bir türlü sonunu getiremeyen bir izleyicinin sorusuna yönelik yönetmen; “Film yapmak, geniş olmaktan ziyade daha tematik, üzerine düşünülen meseleleri içermeli” diyerek sayıklamalar ve kişiselliğin öneminden bahsetti. Mülteciler, göçmenler ve daha birçok toplumsal olayın senaryolaştırma sürecine yetmediğine değinen Demirkubuz, genel meselelerden ziyade üzerine çok düşündüğümüz ayrıntılar ve özellikle güncel olmayan konuların önemini vurguladı.

“Bekleme Odası’nda Oynamaktan Utandım!”

Bekleme Odası ve Bulantı gibi kendi yönettiği filmlerde oynaması üzerine gelen bir soru karşısında yönetmen, oldukça utandığından söz etti. Çekingen bir insan olduğu için festivallere dahi pek çok kez ödül almaya gitmediğini söyleyen Demirkubuz,  kendi filmlerinde oynamasını insanın kendini bir şekilde gösterme isteğiyle açıkladı. Başroller için oldukça popüler insanlarla bile görüşen yönetmen, kafasında canlandırdığı rolü oynayabilecek kimseyi bulamadığı ve biraz da kendini beyazperde de izleme arzusu nedeniyle oynadığını söyledi.

“Kurtuluş Eylem Yoluyla Değil, Acı Çekme Yoluyla Gerçekleşir”

Özellikle Kader (2006) filminde sürekli aynı hataları yapan, çektiği acıyı atlatamadan tekrar aynı acıya kendini hapseden karakterler olduğu sorusunun gelmesi üzerine yönetmen, kurtuluşun bir şeyleri yapmak ve başarmak değil de, o şeyi yaparken çektiğimiz acıyla gerçekleştiğini, insan olmayı en çok acı çekerken hissettiğimizi söyledi. Çok başarılı insanların, o noktaya gelirken anlattığı sıkıntılar ve zorlu yollar yönetmenin bu düşüncesini beslerken, sık sık değindiği Dostoyevski kahramanları da acı çekmek üzerine gitmesini sağlar.

Son olarak, Türk sinemasının mütevazı ve sade olduğunu dile getiren yönetmen, özellikle yerli sinema için oldukça umutlu olduğunu ifade etti. Söyleşiye ayrıca Kaan Müjdeci, Hatice Aslan gibi ünlü isimlerin yanı sıra Yeşilçam’ın değerli yönetmeni Şerif Gören de katıldı. Kapanışı, “Çarşı, senin için ne anlam ifade ediyor” sorusuyla gerçekleştiren Şerif Gören’e, yönetmen futbolcuların çektiği zorlukları anlatarak söyleşiye son verdi.

 

 

Pelin Oduncu 1992 doğumlu, büyülü fenerle yolunu aydınlatmaya çalışan bir sinema öğrencisiyim. Nietzsche'nin Zerdüşt'ü gibi büyük bir sinema ormanında kaybolarak, yeni yollar ve düşünceler arıyorum. Kayboldukça daha çok şey öğreniyorum. Yazıyorum ve dünyada beni hatırlayacak son kişiye ulaşıncaya kadar yazacağım

Bir Cevap Yazın