Ana Sayfa Etiket "film eleştirisi"

Amour(2012): Aşk, Hayata Atılan Acı Bir Çığlıktır.

Avusturyalı yönetmen Michael Haneke’nin Amour isimli filmi, Altın Palmiye (Palme d’Or) ile beraber tam yirmi yedi ödül aldı. Jean-Louis Trintignant Georges’u, Emmanuelle Riva Anne’ı ve Isabelle Huppert ise kızları olarak Eva’yı canlandırıyor. Haneke kendi yaşamındaki değerli bir yaşlı teyzenin yaşadığı zorluklara zamanında fazlasıyla tanıklık etmiş ve kadının yaşadığı acıyı, intihara dahi kalkışmasını yıllar sonra kendi […]

First Man (2018): Kederli Bir Baba

Hikayeyi çoğumuz biliyoruz. O ana 1969 yılında televizyonları başında veya caddelerde dev ekranlarda izleyen herkes tanık oldu. Tanık olan 400 milyon insandan söz ediliyor. Az buz bir sayı değil. Dünya nüfusu 1970lerde 3,6 milyar olduğunu düşündüğümüzde nüfusun 10 da 1 i insanlık tarihinin en önemli olaylardan birini takip etti. İnsanlığın dünya dışındaki başka bir toprak […]

Ash is Purest White (2018): Moderleşen Çin’de Bir Dönüşüm Hikayesi

Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışarak adını duyuran Ash is Purest White; Çin’in bir bölgesinde yaşayan bir mafya liderinin üst basamaklara çıkmaya çalışırken ona en büyük desteği olan bir kadının hikayesi. Daha doğrusunu söylemek gerekirse bir kırılma anından sonra dönüşüm yaşayan bir kadının hikayesi.A Touch of Sin, Still Life filmlerinin yönetmeni Zhangke Jia, Venedik […]

3 Faces (2018): Benzer Kaderlerle Örülü 3 Farklı Hayat

(Bu yazı bolca sürpriz bozan içerir.)Jafar Panahi’nin Cannes Film Festivalinde ‘En iyi Senaryo Ödülü’ kazanan son filmi 3 Faces, İran’ın sınırında bir Azeri köyünde yaşayan, konservatuara gidip oyuncu olmak isteyen bir kız çocuğunun hayallerine engel olmuş tüm zorluklara boyun eğip intihar etmesiyle başlıyor. Kendini videoya alan kızın görüntüleri ünlü oyuncu Behnaz Jafari ve ünlü yönetmen […]

Bad Times at the El Royale (2018): Bilinmezlikler Hoteli

The Cabin in the Woods ile sinema sektörüne kendine yer etmeyi başaran Drew Goddard. Aradan geçen 6 yılın ardından çizgisini korumayı hatta bir üstte taşımayı başarıyor. Zengin oyuncu kadrosuyla ön plana çıkan Bad Times at the El Royale genel olarak hasır altı pozisyonunda kalmış olsa da ülkemizdeki bayat vizyon haftasında keşfetmeyi bilen izleyici için yılın […]

The Man Who Killed Don Quixote(2018): Bir Modern Zaman Don Kişot’u

Cervantes’in Don Kişot’u edebiyat meta-kurgunun en önemli eserlerinden biri kabul edilir. The Man Who Killed Don Quixote, Don Kişot karakteri için önceki denemelerde düşünülen iki isim John Hurt ve Jean Rouchefort anısına açılarak filmin 25 yıllık serüvenini ilk saniyesiyle bile hatırlatıyor; bu serüven senaryoya ikinci bir katman ekleyerek onu bir meta-filme dönüştürüyor. Bu katman onu […]