Ana Sayfa Dosyalar Avrupa Sineması Gökyüzü Kadar Kırmızı / Rosso Come Il Cielo (2006)

Gökyüzü Kadar Kırmızı / Rosso Come Il Cielo (2006)

Gökyüzü Kadar Kırmızı / Rosso Come Il Cielo (2006)
0

“Mavi… Bisiklete atlamak gibi. Rüzgarın yüzüne vurması gibi. Ve de denizin. Kırmızı ateş gibi. Gün batımında güneş gibi.”

İtalyan yönetmen Cristiano Bortone’in gerçek bir hikayeden uyarladığı 2006 yapımı filmi Rosso Come Il Cielo’da , ünlü İtalyan Foley (ses efekti) sanatçısı Mirco Mencacci‘in, 10 yaşında görme yetisini kaybetmesi ile başlayan hikayesini, dönemin İtalya’sı ekseninde izliyoruz.
Hayatı, madalyonun öteki yüzünden ele alan bu film, izleyiciyi dönemin siyasal rüzgarı ve toplumsal normları ile oluşan duygu yüklü bir hikayeye götürüyor.

1971, Toskana (İtalya)

Mirco, sinemaya -özellikle western ve macera filmlerine- çok düşkün bir çocuktur. Bir gün, evinde tüfekle oynarken ateş eder görme yetisini önce kısmen, sonra tamamen yitirir. Dönemin İtalya’sı, engelli çocukları özürlü olarak kabul eder ve anayasaya göre; görme engelli çocuklar, ‘normal’ çocukların gittiği okullara gidemez.
Mirco, görme engellilerin eğitim gördüğü Cassoni Enstitüsü için Cenova’ya taşınır. Burada bulduğu eski bir ses kayıt cihazı ile sesleri kaydetmeye başlayan Mirco, o seslerden hikayeler yaratmaya başlar.

Bizler, takdir görmeyen hayallerimizi belli bir yaşa geldiğimizde sınırlandırarak kendimizi köreltiyoruz. Bu yapıt, insanların içinde ki cesaret ve hayal gücü ile tüm engelleri yok edebileceğini gösteren çok çarpıcı bir İtalyan filmidir. Gözlerini kaybeden bir çocuğun, bir uzvunu kaybetmesi ile engelli olmayı reddedişine, dayatılan sistem altında görmeyen gözleri ile çevresine hayatı gösterişine tanıklık ediyoruz. Küçük Mirco, kaydettiği sesleri birer hikayeye dönüştürüyor, bu hikayeler görme yetisini kaybetmiş tüm insanların öyküsü oluyor.
Günümüzde İtalya’da, engelli çocukların normal okula gitmesine vesile olan Mirco’nun, ‘Mirco Mencacci‘ oluşuna tanıklık ettiğimiz, eğitim sisteminde ki yapısal hatanın, seslerin mucizevi yanının, öğretmen-öğrenci, ebeveyn-çocuk ve dostluk ilişkisinin çok çarpıcı bir şekilde ele alındığı bu filmi yalnızca izlemeyin, izlettirin.

Hazal Erkul 18 Ekim'de Antalya'da doğdum. Ortaokul'da sinemanın büyüsüne kapılıp zaman geçtikçe kendimi bu tutkunun içinde buldum. Sinemada mindfuck tarzına ve neo noir türüne büyük bir ilgi besleyip, piyano ve görsel sanatlar üzerine kendimi geliştirmek için özel bir çaba sarfediyorum. İstanbul Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi'nde öğrencilik hayatımı sürdürmekteyim.

Bir Cevap Yazın