Ana Sayfa Eleştiriler Nope (2022): Kötü Mucize

Nope (2022): Kötü Mucize

Nope (2022): Kötü Mucize 5.0
0

Vizyon bu hafta sinemaseverleri yönetmenlik koltuğuna oturduğu ilk filmi Get Out ile Oscar’ı kucaklayan yönetmen Jordan Peele’in, western korku/bilim kurgu türünü harmanlayarak çektiği üçüncü filmi “Nope” ile karşılıyor.

Kariyerinin erken dönemlerinde kendisini daha çok komedyen kişiliği ile tanıdığımız Peele, ilk yönetmenlik denemesini Get Out/Kapan filmi ile yapmış ve kendi korkularını seyircilere göstererek oldukça kişisel bir korku filmi çekmişti. Irkçılık göndermeleri yoğun olan film, kız  arkadaşının ailesiyle tanışacak siyahi bir gencin, bu tanışma öncesi yaşadığı gerginliği, ten renginden ötürü ayrımcılık yaşayacak olmaktan duyduğu endişeyi; kalabalıklar içinde sirk maymunu gibi hissetmeyi ve sadece görünmez, sıradan bir insan olma ihtiyacını bize Daniel Kaluuya’nın başarılı performansıyla göze parmak sokmadan, ustaca hissettirmişti. Komedi unsurlarıyla da katmanlayarak beğenileri topladığı filminin ardından yönetmen, Avrupa mitolojisinde insanın kendi ikizi olan “Doppelgänger” tanımını senaryosuna uyarladığı ikinci uzun metraj filmi Us/Biz ‘i izleyicilerin beğenisine sunmuştu. Komedi/Korku dengesinin iyi kurulmadığını düşündüğüm ve olay örgüsünü kötü bulduğum film bende hayal kırıklığı yaratmasının yanı sıra, bilinçaltında yatan korkularını senaryoya döken, komedi ögelerine yer veren sosyal mesaj içerikli korku filmleriyle Peele, giderek kendine has bir sinema dili yakalamış ve üçüncü filmiyle merak uyandırmıştı.

Korkularıyla yüzleşmek için bu çıkışlara ihtiyaç duyan yönetmenin, kendi korkularını bu kez bilimkurgu/korku dünyasına kanalize ettiği üçüncü filmi Nope/Hayır 19 Ağustos 2022 tarihinde Türkiye’de vizyona girerek seyirciyle buluştu.

KÖTÜ MUCİZE

Filmin, literatürüme soktuğu bu kavram gökyüzünden gelen bir tehlikeye odaklanıyor. Hikayesi, Kaliforniya’da ıssız bir kanyona geçen film, ailesi kuşaklar boyunca Hollywood’da, bilhassa western filmlerde kullanılan atların terbiyeciliğini yapmış Em Haywood (Keke Palmer) ve OJ Haywood (Daniel Kaluuya) isimli iki kardeşe odaklanıyor Babalarını, havadan düşen bir cisim nedeniyle kaybeden iki kardeş, daha sonradan bu cismin, her şeyi yiyen ve sindiremediği sert cisimleri midesinden dışarı atan tüyler ürpertici büyük bir uzay hayvanından geldiğini fark ediyor ve hayatta kalma mücadelesi verirken bir yandan da durumu kötüleşen at çiftliğini kurtarmak ve satılan atları geri almak adına idealist bir görüntü yönetmeni olan Antlers Holst’a (Michael Wincott) ulaşarak yaratığın fotoğrafını çekmeye karar veriyor.

Peele, korku filmlerinde seyirciye mesaj vermeyi seven bir yönetmen. Get Out filminde sık sık ırkçılık mesajları veren yönetmen, bu filminde insanlar ve medya, eğlence gibi sektörler tarafından sömürülen hayvanların altını çiziyor. Em ve OJ, yaratıkla karşılaştıklarında düşündükleri şey fotoğrafını çekip kazanç elde etmek oluyor. Bu, insanlığın doyumsuz tüketiciliğini gösteriyor. Öte yandan atları satın alan eğlence parkı sahibi Ricky “Jupe” Park’ın (Steven Yeun), yıllar önce çocuk oyuncu olduğu bir dizide “rol arkadaşı” şempanze Gordy’in, bir gün tüm ekibe saldırdığı bir arka plan hikayesi de anlatılıyor.

Özellikle 1960 ve 70’ler hayvanların kullanıldığı dizilerin çok sevildiği yıllardı ve hayvanlar, televizyon sektörü tarafından köleleştiriliyorlardı. Maymunlar çevresel değişimlere daha kolay adapte olduğu için tercih sebebi oluyor, insanı taklit etmesi için eğitiliyor ve kendi türleriyle iletişim kurmayı unutarak kendi doğal ortamlarına dönemeyecek hale getiriliyorlardı. Filmde bu dönemlerde televizyon dizisinde yer alan Gordy’in hikayesine de yer verilmesi senaryoda hiç sırıtmıyor, aksine çok da yakışıyor.

Bir diğer arkaplan hikayesi ise Eadweard Muybridge’in çektiği, sinemanın atası sayılabilecek at üzerindeki jokey fotoğrafı.

Hepimiz hareketli olan bu fotoğrafı muhakkak biliyoruzdur. Dönemin Kaliforniya valisi ile bölgenin yarış atları sahibi, atların koşarken dört ayağının aynı anda yerden kesilip kesilmediği üzerine bir bahis oynuyor ve vali, fotoğraf sanatçısı Muybridge’i görevlendiriyor. Muybridge, Haziran 1878’de makinelerden oluşan bir düzenek kurarak 1/1000 enstantane hızla görüntü elde ediyor ve “The Horse in Motion” kısası ortaya çıkıyor.

Peele, filminde herkesin bu görüntüyü bilmesine karşın kimsenin atın üzerindeki siyahi jokeyin ismini bilmediğini de hatırlatıyor.

Peele’in, senaryodan ve olay örgüsünden bağımsız olarak filmlerinde altını çizdiği konuları beğeniyorum. Bunları duyarlı olmamız gereken konular olarak nitelendiriyorum. Bu bağlamda hatırlatılması gereken unsurlar doğru bir yönetmenle gündeme geliyor. Filmlerinin ana karakterleri için siyahi oyuncular tercih eden Peele, siyahların olduğu hikayeler anlatacağını çünkü bunu yeterince görmediği söylüyor.

BİRİNİN BENİM İÇİN YAPMASINI İSTEDİĞİM FİLMLERİ YAPIYORUM

Filmlerine kişisel değerler atfettiğinden bahsettiğim yönetmen, son filmi Nope öncesinde kendine ikonik bir siyah ufo filmi nerede diye sorduğunu açıklayarak bu boşluğu filmleriyle doldurmak istediğini ifade etti.

Tüm bunların yanı sıra, Nope filminin senaryosunda dağılmaların da mevcut olduğunu belirtmeliyim. Backstory’e ve farklı türlerin karışımına sahip filmlerde hikayenin parçalanmaması ve olay örgüsünün bütünlüğü adına sürenin biraz daha kısa tutulması gerektiği kanaatindeyim. Western korku ve bilimkurgu türü harmanlanan bu film; korku, macera, sevgi, komedi gibi unsurları barındıran bir ruh hali motifi ve sinematografisi etkileyici fakat gerilim dozajı düşük bu yüzden bir korku filmi izleyeceğim umuduyla gidilmemeli. Senaryonun ortalarındaki dağılmışlık ise açılış sekansında aklıma kazınan repliği ile uyandırdığı ilgiyi ve en başında kurduğu atmosferi finaline kadar sürdüremiyor ve bazı noktalarda ciddiyetini kaybediyor. Kendi adıma, daha karanlık bir film olmasını isterdim. En başındaki western korku filmi kendini daha sonra eğlenceli maceralı bir uzay filmine bıraktı. Bu sebeple hikaye olarak beni tatmin etmedi.

Jordan Peele’in üçüncü filmi Nope için son notum, film demlendikçe, üzerinden biraz süre geçtikçe oturuyor. Ben sevmek için üzerine düşünmeye ihtiyaç duydum. Peele’in iyi fikirleri var, bunları süzgeçten geçirdiği zaman hikayeleri daha çok oturacaktır çünkü filmlerinde seyirciye her duyguyu hissetirmeye çalışarak odak kaybedebiliyor.

Puanlama

5.0

5.0
Kullanıcı Oyu: ( 3 oylar ) 5.9

Lâl Hazal Erkul İstanbul Üniversitesi Eczacılık fakültesi mezunuyum. Sinemanın büyüsüne ortaokulda kapılıp zaman geçtikçe kendimi daha da bu tutkunun içinde buldum. Sinemada anlaşılması güç, zorlayıcı film tarzına ve Neo-Noir türüne büyük bir ilgi besliyorum. Piyano ve görsel sanatlar üzerine kendimi geliştirmek için özel bir çaba sarf ediyorum. Eğitimime Galatasaray Üniversitesinde devam etmekteyim.

Bir Cevap Yazın