Ana Sayfa Eleştiriler Pek Yakında (2014)

Pek Yakında (2014)

Pek Yakında (2014)
0

‘Kötüler koşuyorsa, iyiler en azından yürümeli’

Cem Yılmaz’ın filmleri bana göre her zaman Türk Sineması kıstaslarında ortalamanın oldukça üstünde olmuştur. Gerek oyuncu gerekse yönetmen olarak değer kattığı filmler, enerjisinden midir yeteneğinden mi bilinmez hep birkaç adım öne geçer rakiplerinin yanında. Bu anlamda Cem Yılmaz’ın filmlerini gösterilerinden her zaman ayrı tutmak gerekir. Gösterilerini izlerken çok güleceğimizi bilerek ya da buna inanarak gideriz. Filmlerinde ise; her zaman komedinin içinde dram, dramatik filmlerin içinde gülümseten sahneler yakalar bizi. Arog, Gora veya Yahşi Batı gibi güldürünün ağır bastığı filmlere kıyasla, ‘Hokkabaz’ kıvamında gündelik hayattan bir kesitinin içinde buluyoruz kendimizi Pek Yakında’yı izlerken.

Cem Yılmaz’ın keskin zekâsı filmin ilk sahnesinden kendini belli eden ve beklentiyi bir anda oldukça fazla yükselten bir görselle başlatıyor seyir zevkini. Eşkıya filmine çakılan selamı alacak bir Şener Şen arıyor gözler ancak aradığımızla kalıyoruz bu noktada. Film figüranlık günlerinde sinema sektörünün içinde tutunamayan Zafer’in(Cem Yılmaz) bu sektörün paçalarına yapışarak hayatta kalma mücadelesi verdiği zamana akıyor bir anda.  Eşi Arzu’yla(Tülin Özen) arasının açılmasına sebep olan korsancılık işini arkasında bırakıp yeni bir hayata başlamaya karar veren Zafer’in 2 amacı vardır. İlki ve temel amacı eşiyle arasını düzeltmek. İkincisi ise bunu sağlayabilmesi için yapacağı doğru işi bulmak.

İşte film bu iki amaç üzerinden şekilleniyor. Bu sırada film içinde bir film daha çekiliyor. Magazin dünyasına trajikomik göndermeler yapılırken Yeşilçam’a saygı duruşu da es geçilmiyor. Gulyabani, Hababam Sınıfı gibi Yeşilçam klasiklerinin hatırlatıldığı sahneler bizi eskilere götürüyor ve o harika filmleri bir kez daha izleme isteği uyandırıyor.  Temelde filmin senaryosu yer yer klişe gelse de film içindeki keyif verici enstantaneler bu klişe kurguyu görünmez kılıyor diyebiliriz.

Filmin oyuncu kadrosu son derece başarılı. Daha önce de Cem Yılmaz’a eşlik eden Özkan Uğur, Zafer Algöz  ve Ozan Güven bu filmde de önemli roller üstlenmişler. Ayrıca ekibe Çağlar Çorumlu, Zerrin Tekindor , Hare Sürel, Ayşen Gruda gibi başarılı isimlerin performansı da eklenince oyunculuk çıtası da filmi ileri taşıyan bir unsur olmuş. Söylemeden geçmeyelim, Mazhar Alanson da Her Şey Çok Güzel Olacak ve Hokkabaz filmlerindeki rol arkadaşına küçük bir sahneyle eşlik etmiş. Filmin de en keyifli sahnelerinden birine imza atmış böylelikle.pek-yakinda

Filmde çok fazla müzik kullanılmamış ancak mevcut müzikler kesinlikle çok başarılı. Mehmet Güreli’nin seslendirdiği bir Ömer Hayyam rubaisi olan ‘Kimse Bilmez’ ve Mazhar Alanson’un ‘Neden Bana Aşk Şarkısı Yazan Çıkmaz’ şarkıları filmden bağımsız olarak da son derece güzel şarkılar. Filmde kullanım yerleri de profesyonelce seçilmiş.

Kısaca toparlamak gerekirse Cem Yılmaz ‘budur!’ dedirten bir film çekmiş diyemeyiz. Ama Türk Sinemasının seyir zevki en yüksek yapımlarından birine imza attığı tartışılmaz. Kıyaslama yapmak doğru değil belki ama bence şimdiye kadar yönetmenliğini üstlendiği en güzel film. İzlemenizi kesinlikle öneririm.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir