Ana Sayfa Sesil Yersu Uncu

Sesil Yersu Uncu

İstanbul’da doğup büyüdüm. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde sevdiğim iki bölümü okumaktaydım. İlk bölümüm İşletme Mühendisliği’nden yeni mezun olmuş durumdayım. Makine Mühendisliği’ne ise devam etmekteyim. Müzik, sinema ve spor üçlüsünün olmadığı bir hayatı asla düşünemeyen biriyim. Sinemanın büyülü dünyasına ise daha çocukken gittiği filmlerle kapılmış ve her zaman güvenebileceği bir dünya olduğunu bulmuş bir sinemaseverim.

Borg/McEnroe (2017): Buz ve Ateşin Çarpışması

Janus Metz’in yönettiği film, spor dünyasının gelmiş geçmiş en büyük, en ilginç rekabetlerinden biri olan Björn Borg – John McEnroe rekabetini anlatıyor. Filmde tamamen zıt karaktere sahip olan bu ikilinin “Ateş ve Buz” (Fire and Ice) diye adlandırılan rekabetinin yanı sıra sonraları aralarında oluşacak güzel arkadaşlığın başlangıcına da ışık tutuluyor. Öyle ki bu iki efsanenin […]

Ready Player One (2018): Bir Pop Kültür Çılgınlığı

Ready Player One, Steven Spielberg’in pek sevdiğimiz bilimkurgu yeteneğiyle uzun bir aranın ardından tekrar karşımızda olduğu, oyun, sinema, müzik ve daha fazlasına dair sayısız popüler kültür referansıyla dolu bir 80’ler nostaljisi. Spielberg’in özenle yarattığı, harika detaylarla dolu görkemli dünya ve anlatımda kullandığı baş döndürücü tempo seyirciyi ilk anından itibaren etkisi altına alarak muazzam bir deneyim […]

Lady Bird (2017): Ya En İyi Versiyonum Buysa?

Bağımsız sinemanın dikkat çekici isimlerinden biri olan Greta Gerwig’in yazıp yönettiği Lady Bird, gençliğin büyülü bir portresi adeta. Yarı-otobiyografik diye tanımlayabileceğimiz filmde büyümenin zorluklarını “Lady Bird” lakaplı Christine’le beraber deneyimliyoruz. Büyüme hikayelerinin bilindik gidişatından pek çıkmayan film, kendine özgü saf bir duygusallıkla farkını ortaya çıkarmayı başarıyor ve bu sırada da sırtını tüm kusurlarıyla karşımızda olan […]

Rushmore (1998): Vazgeçemediklerimiz

Wes Anderson’ın senaryosunu Owen Wilson’la beraber yazdığı ve yönetmenliğini üstlendiği ikinci uzun metraj filmi Rushmore, garip karakterleri, harika müzik seçimleri ve muazzam kareleriyle izleyenleri etkileyecek bir absürt komedi. Başrollerini Jason Schwartzman, Bill Murray ve Olivia Williams’ı paylaştığı film Anderson’ın sonraki filmlerinde tam olarak oturacak özgün tarzının sinyallerini veren, taptaze bir yapım. Rushmore, Hollywood’un sıradan işlerinden […]

I, Tonya (2017): Hem Sevmek Hem de Nefret Etmek İsteyeceğiniz Biri

Spor tarihinin en büyük skandallarından biri nedeniyle 90’ların popüler kültürüne damgasını vurmuş Amerikan buz pateni yıldızı Tonya Harding’in yükseliş ve düşüşlerle dolu hikayesinin anlatıldığı sıra dışı bir spor filmi var karşımızda. Harding’in olimpiyatlar, ödüller ve skandallarla dolu hayatı klişeleşmiş ödül sezonu anlatımından uzak bir anlatımla beyazperdede. I, Tonya kara komedi formatına sahip ve bu türün […]

Kill Bill: Vol 1. ve 2. (2003): Feminist İntikam

Bol kanlı ve şiddet içerikli sahneleriyle tanıdığımız Quentin Tarantino, özel sinema diliyle kendine bağımsız sinemada ayrı bir kulvar yaratmayı başarmış bir sinema dehası. Filmlerinin her karesine imzasını atan Tarantino’nun sinemasında aşırı yakın planlardan bagaj perspektifli çekimlerine kadar birçok görsel kod bulunmakta ancak Tarantino’nun en önemli özelliklerinden biri de yazdığı muhteşem senaryolardır. Farklı tarzlarda filmlerle dolu […]