ivy

Köy / The Village (2004)

Bir korku filmi havasında başlar The Village adlı film, ve uzunca bir süre de öyle devam eder. Bu korku günlük yaşamın içindedir, kimi zaman yersizdir, kimi zaman da tüyler ürpertici…. Oysa, gerçekte olan biten filmin sonunda karşımıza çıkar ve konunun korkunun ötesinde olduğunu hayretle görürüz.

İlk sahnede, bir tabutun başında ağlayan bir baba görürüz, bundan sonraki sahneler de hep bu özel köyün günlük yaşamını anlatır. Bir  grup güzel insanın bir arada olduğu, eski zamanları anımsatan bir yaşamdır gördüğümüz. İmece usul yapılan işler ve paranın olmadığı bir hayatta yaşamaktadırlar. Bu huzur ve rahatlığın yanındaki korku ise çok hafif ama çok keskindir. Bir köşede açan kırmızı çiçekten korkup onu toprağın altına gömen kadınlar, muhafızlar, kırmızı pelerinli bilinmez canlılar, ölümü anlatan sinek vızıltıları, öldürülmüş hayvanlar…

Filmin sonuna geldiğinizde ise aklınızdan artık bambaşka fikirler geçmektedir. 

village-elders

Yaşadıkları acı dolu yaşama doğacak olan çocuklarını korumak için bir araya gelerek; korkuyu kurgulayan, korkuyu yaratan ve korkuyu bu yaşam sisteminin devam etmesi için zorunlu bir duygu olarak gören, bir grup akıllı insanın yapay köy hayatıdır aslında konu.

Bütün distopik filmlerde olan korku unsuru, genellikle toplum üyelerini korkutarak kolaylıkla yönetmek isteyen üst yönetim tarafından halka uygulanır. Bu filmde ise, korkuya sebep olan kırmızı pelerinliler, üst yönetim diyebileceğimiz yaşlılar grubunun bir yansımasıdır. Bu oldukça akıllıcadır bence, çünkü köyde yaşayanlar şunu düşünürler; korkuyu yaratan yaşlılar (üst yönetim) değil, tam tersine üst yönetim bu korkuya karşı bizi korumak için var. Bu kurgu; Labirent, Fahenheit 451, Açlık Oyunları gibi filmlerdeki yönetim kurgusundan çok daha akıllıcadır çünkü bu filmlerde olanın tersine, The Village filmindeki üst yönetimin kendisi korkutucu değil, korkuyu engelleyicidir. Bu farklılık da anlaşılabilir bir farklılıktır, çünkü köydeki yaşlılar (üst yönetim) esasında paradan uzak ve işbirliğine dayalı, başka bir değişle komün bir sistem kurmaya çalışırken, sistemi bir arada tutacak bir güce ihtiyaç duyarlar, korku da bunu sağlar.

the-village-fallen-creature
Ancak işler beklendiği gibi gitmez, çünkü bu toplumsal yapıyı kurgularken, kaynak kıtlığını ve sağlık sorunlarını göz ardı ederler. Hastalık ve ölüm başlar ve onlar izole bir köy olarak, dışarıdan destek alamazlar. Bunun ötesinde yaşlılar grubunda, kendisinden sonra gelen çocuğunun ölümünü gören br kişi, muhtemelen sistemi sabote etmektedir, bunu yaparken de, köyün artık dışarıdaki korkutucu yaratıklara karşı güvenli bir yer olmadığı algısını yaratmak için uğraşmaktadır. Böylece, artk insanları sınırdan uzak tutan “Konuşmadıklarımız” denilen yaratıklar, aşılması gereken bir sorun haline gelir. 

Lucias ve köyün delisi, bu sınırları aşan iki kişi olurlar. Köyün delisi sınırları bilmediği için sınırları aşmaktadır, Lucias ise cesareti, gözü kara bir adam olması sebebiyle sınırları aşmak istemektedir. Bu arada, köyde yaşanan naif aşk hikayesi de seyirciyi merak içinde bırakır. Köyde olup biten bütün kargaşanın yanında el değmemiş bir aşk hikeysidir Lucias ve görme engelli Ivy arasında olanlar. Lucias, Ivy’i korumak için kendi canını riske atacaktır.

Filmin en kritik anı ise kuşkusuz; yeni bir hayat yaratmak üzere, bir orman arazisi satın alıp, çevresine kendisinin sahip olduğu bir güvenlik firması kuran, bu orman arazisinin üzerinden uçak geçmemesi için rüşvet verebilecek kadar zengin ve kararlı, ancak paranın insanı ne denli bozduğunu anlayıp ondan uzak bir yaşamı seçecek kadar cesur olan bu adamın, hayatları trajedi dolu bir grup insanın da kendisine eşlik etmesiyle yarattığı bu düzenle ilgili gerçekleri, görme engelli kızı Ivy’e anlattığı andır.

Ve aşk, dokunmaya kıyamayacak kadar derindir köyün cesur erkekleri için.

Bütün bu detaylar, çok küçük anlarında gizlidir filmin, ve bu yüzden de izlemesi çok keyiflidir.

Bir korku filmi havasında başlar The Village adlı film, ve uzunca bir süre de öyle devam eder. Bu korku günlük yaşamın içindedir, kimi zaman yersizdir, kimi zaman da tüyler ürpertici…. Oysa, gerçekte olan biten filmin sonunda karşımıza çıkar ve konunun korkunun ötesinde olduğunu hayretle görürüz.İlk sahnede, bir tabutun başında ağlayan bir baba görürüz, bundan sonraki sahneler de hep …

Genel Puanlama

Senaryo - 92%
Yönetmen - 87%
Oyunculuk - 81%
Teknik - 71%
Müzik - 97%

86%

Okuyucu Oylaması İlk olun!
86

Evla Mutlu Kesici Hakkında

Filmlerdeki kurguyu sorgulamak, onların temelindeki yapıyı anlamaya çalışmak, metaforları yakalamak... Benim ilgimi çeken yönü bu. Filmlerin hangi tarihte, ne kadarlık bütçe ile çekildiğini anlatmak, oyuncularla ilgili bilgi vermek, kamera arkasında olanları anlatmak değil esas derdim.

Bir Cevap Yazın