Ana Sayfa Hürrem Celil Erdoğan

Hürrem Celil Erdoğan

Denizli’de doğup büyüdükten sonra üniversite okumak için aynı zamanda şu anda yaşadığım şehir olan İzmir’e geldim. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünü stresli uzun bir yolculuktan sonra bitirdim. Sinemaya olan ilgim ise, sinemanın dertleri unutturan tarafını keşfetmekle oldu ve ben de bu sayede sinemanın büyülü dünyasına kapılanlar tarafına geçtim. Bu büyülü dünyayı somutlaştırmak içinse birdunyafilm.co’yu kurdum.

Cemil Şov (2021): Kötüyüm Ama Başroldeyim

Geçen yılın dikkat çeken filmlerinden Cemil Şov geçtiğimiz günlerde çevrimiçi platformlarda gösterime girdi. Gösterildiği festivallerde alnının akıyla çıkan film aynı zamanda Barış Sarhan’ın ilk uzun metrajı olarak öne çıkıyor. Bu filmin yanında 2 tane kısa filmi bulunan yönetmen Barış Sarhan, Cemil Şov’u 2015 yılındaki aynı adlı kısa filminden uyarlamış. Kısa filme hiçbir şekilde ulaşamadım ama […]

The Batman (2022): İntikamın Getirdikleri

Bir türlü istenileni veremeyen DC, 2019 yılındaki Joker filmiyle oldukça karanlık bir anlatıyla, daha az süper olmayan kahraman, anti-kahraman sularında yüzeceğinin sinyallerini vermeye başlamıştı. Joaquin Phoenix’in unutulmaz performansının etkisiyle bu karanlık atmosfer de çok sevildi. Matt Reeves’in yönettiği, geçtiğimiz günlerde seyirci karşısına çıkan The Batman de bu sinyallerin kısa süreli sinyaller olmayacağının aksine bir şirket […]

Walkabout (1971): Aslolan Yolculuktur

İngiliz yönetmen Nicolas Roeg’un Donald Cammell ile olan 1970 yılındaki Performance filmindeki iş birliğini saymazsak Walkabout, Roeg’un ilk bireysel yönetmenlik deneyimi. Walkabout sözlük anlamı olarak gezinme, dolaşma anlamında fakat zamanında sinemalarımızda büyük ihtimalle pazarlama stratejisi düşünülerek Sonsuz Çöl adıyla gösterime girmiş. Filmin prolog’unda 16 yaşına gelen Aborjin erkek çocukların kendilerini ispatlamak ve hayatta kalma mücadelesini […]

The Last Duel (2021): Ataerkil Toplumun Gölgesinde Kadın

Jasques Le Gris filmin ortalarına doğru alaycı bir şekilde elindeki kitaptaki bir satırda yazan ve olacakların habercisi olan “Elbet iki adam bir kadını sevebilir, bir kadın da iki adamı…” satırını okurken öylesine bir ifade olduğunu ve bunu öylesine okuduğunu varsayabiliriz. Fakat filmin bütünü için değerlendirdiğimizde bu cümlenin Ridley Scott’ın bu son harikası için birçok anlam […]

tick, tick…BOOM! (2021): Neden Oynarız Ateşle?

tick, tick…BOOM!, yakın zamana kadar varlığından haberdar olmadığım fakat iyi ki bir şekilde yolumun kesiştiği film. Netflix’e geldiğini gördüğümde ve müzikal olduğunu duyduğumda genelin aksine izlemek için hemen şans vermeliyim diye düşündüm. Geçen sene yayınlanan ve sinemaseverlerin beğenisini kazanan yine müzikal türündeki Hamilton’un başrolü ve senaristi Lin-Manuel Miranda’nın yönettiği tick, tick…BOOM!, içten içe 30 yaş […]

Le notti bianche (1957): Bekleyişler

İtalyan Sineması ve Dünya sinemasına kronolojik sırayla Ossessione, La terra trema, Le notti bianche, Rocco e i suoi fratelli, Il gattopardo, Morte a Venezia gibi filmler kazandıran Luchino Visconti sinemaya sonradan ilgi duyan yönetmenlerden biridir. Aristokrat bir aileden gelmiş olan Visconti, görsel sanatlar üzerinde eğitim almıştır. Bu durum da sinemaya olan ilginin tohumu niteliğinde olmuştur […]