Ana Sayfa Berlinale 2019 #BerlinaleNotları 2: Grâce à Dieu, Systemsprenger

#BerlinaleNotları 2: Grâce à Dieu, Systemsprenger

#BerlinaleNotları 2: Grâce à Dieu, Systemsprenger
0


Grâce à Dieu (Ana Yarışma)

Gerçek bir hikâyeden uyarlanmış film kiliseye karşı açılan bir soruşturmayı üç ana karakteri üzerinden takip ediyor. Sağı solu belli olmayan Fransız yönetmen François Ozon’dan beklenilmeyecek denli politik ve politik doğrucu bir film. Çoğunlukla Lyon’da geçen film bir kiliseyi, çevresini ve Fransız toplumunu Fransız ailesi aracılığı ile inceliyor. Olaydan 20 sene sonra dava açma cesaretini gösteren pedofili kurbanı 3 karakterin geçmişlerinde yaşadıkları bu travma kendilerini ve ailelerini etkiliyor. Film finali itibariyle bir inanç sorgulamasına dönüşse de film boyunca bunun altı doldurulmuyor. Ve sanki sadece finali için çekilmiş izlenimi yaratan bir film olarak akıllarda yer ediyor. 4/10


Systemsprenger (Ana Yarışma)

Aşırı agresif davranışlar sergileyen 9 yaşındaki Benni’nin sistem tarafından eğitilmeye çalışmasını konu alan filmde, eğitmenler farklı okulları denese de bir çözüm üretemiyorlar. Benni’nin tek amacı ise annesinin evine dönebilmek. Yönetmen Nora Fingscheidt kurgu ve renk tercihleri ile We Need to Talk About Kevin (2011) filminden etkilendiği çok açık. Gerçekçi üslubundan finale gelene kadar ödün vermiyor. Giriştiği temel mevzuyu, çocuk yetiştirme konusunu çok doğru ele alıyor. Geçmişinde şiddet eğilimi olduğunu anladığımız Micha karakterinin Benni için görünürdeki en iyi çözüm olması bu tür problemlerde empati kurabilmenin önemini vurguluyor. Yönetmenin ilk uzun metrajında ayakları yere basan bir filme imza atması övgüyü hak ediyor. Politik doğruculuğun sinemayı ele geçirdiği dönemde derdini çarpıcı bir şekilde anlatan bu filmi özel bir yere koymak gerekiyor. 7,5/10

Tuncay Uravelli 91 doğumlu. Pamukkale Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümü mezunu. ESOGÜ Tarımsal Biyoteknoloji bölümünde yüksek lisans yapıyor. Lise döneminde izlediği Fight Club'ın dövüş filmi olmadığını anladıktan sonra sinemaya ilgisi tutkuya dönüştü. Bu tutku üniversitede edebiyata yönelse de film bitip jenerik aktığında sinemasız yapamayacağını her seferinde yeniden idrak ediyor.

Bir Cevap Yazın