Ana Sayfa Eleştiriler Halloween(2018): 40 yıl Sonra Gelen Katliam

Halloween(2018): 40 yıl Sonra Gelen Katliam

Halloween(2018): 40 yıl Sonra Gelen Katliam 7.5
0
John Carpenter’ın kült filmi Halloween (1978)’in ardından tam 9 Halloween filmi daha yapıldı. Bunların sadece birinde Michael Myers karakteri yoktu fakat hiçbiri orijinal yapımın atmosferine ve kalitesine ulaşamadı. Özellikle Carpenter’ın mirasını sürükleyen isim olan Moustapha Akkad için adanan bu film, onun yarattığı ölümsüz Myers’ı daha inandırıcı bir insana dönüştürüyor. Fakat unutmamak gerek ki 78 yapımı filmde dahi Myers normal bir insana göre acıya oldukça dayanıklıydı. Bu özelliğini sürdürmeleri karakterin ürkütücü yapısını korumasına olanak sağlıyor.

İlk filmin başarılı olmasının en büyük nedeni böylesi bir karakterin yaşadığımız dünyada olabilme ihtimaliydi. Caddeler arasında herkes gibi gezen maskeli bir katilin cadılar bayramı zamanına denk gelmesiyle beraber kimse tarafından dikkat çekmemesi bu filmin de can damarını oluşturuyor. Yönetmen Gordon Green, gerçeklik çok önemli, diyor bir korku filmi için. ‘‘Ne kadar gerçek gelirse o kadar korkutur!’’ felsefesiyle başladığı filmi, Michael’ı tamamen insanlaştırmadan olabildiğince gerçeklik sınırları içinde bitirmiş. Michael’ı kırk sene sonra Laurie’nin tekrar peşine düşürme fikri ve tabi ki önceki devam filmlerini görmezden gelmek inanılmaz zeki bir hamle. Öyle zeki bir hamle ki, 2007’de serinin devam edemeyecek kadar kötü bir hal aldığını görüp orijinal filmin yeniden çevrimini yapan Rob Zombie, bu filmi izledikten sonra ‘‘Ben neden akıl edemedim!’’ diye başını taşlara vurmuştur.


Karakterin tüm bu cani davranışları ve konuşmaması -mantık çerçevesinde olsun ya da olmasın- bir şekilde yıllardır açıklanmaya çalışılan kısıml
arı. Her filmde yönetmen ve senaristler kendilerinden bir parça ekleyerek karakterin davranışlarını açıklamaya çalıştılar ve karakteri finallerinde öldürüp sonraki filmlerde dirilterek metafiziksel eklentilerden de kaçınamadılar. Tüm bunlar karakterin gizemini ve dolayısıyla ürkütücülüğünü azaltan etkenlerdi. Özellikle Zombie’li remakeler karaktere psikolojik açıdan çözümlemeler getirmeye çalışarak seyirciye bambaşka bir Michael Myers portresi çizdi. Tüm bunlar Carpenter’ın canavarını insanlaştırmaya çalışırken tutarsızlaşan halkalar oldu. Mcbride ve Green ikilisi önceki filmleri görmezden gelerek karakterin gizemini tekrardan doruk noktasına çıkarmayı başardı. Hatta Laurie ve Myers aslında kardeşmiş söylemini de çöpe atarak Myers’ı tekrardan canavarlaştırdı.

-SPOİLER- Tüm bunların yanında harika bir doktor portresi yaratabildiler. Haluk Bilginer’in canlandırdığı, Dr. Loomis karakterinin öğrencisi olan ve onun ölümünden sonra Michael ile 40 senesini geçiren Dr. Sartain üzerinden harika bir hikâye yaratabildiler. 40 sene boyunca Myers’ı gözlemleyen doktor hayatını adeta Michael’ın şeytani davranışlarını çözmeye adamış. Bunca yıl ağzından tek kelime çıkarmayan Myers, doktorun takıntısı haline geliyor. Herkesin hayatta bir amacı vardır, diyen doktorun hayatının amacı ortalıktaki kaosun başka bir boyuta taşınmasına vesile oluyor. Canavarıyla canavarlaşan bir doktor var karşımızda. Sadece o ikisi değil ancak, etrafta bir başka canavar daha var, o da: Laurie. Filmde de vurgulandığı gibi yıllar boyunca yaşadığı travmayı atlatamayan Strode, kızını yetiştiriş tarzı, yaşadığı süper teknolojik eviyle oldukça hazırlıklı bir portre çiziyor. ‘‘Her gece onun kaçmasını için dua ediyorum ki onu öldürebileyim!’’ repliğinin abartılı olmadığını film boyunca gösterdiği güçlü duruş sayesinde anlayabiliyorsunuz. Michael’ı öldürdüğünde alacağı hazzı hayal bile edemediğimiz Laurie karakteri, canavar başka bir canavarı mı yarattı sorusunu sormamızı sağlıyor. Laurie, kızı ve torunuyla birlikte Michael’a karşı koyarken David Gordon Green korku filmlerinde genellikle karşımıza çıkan korkak, erkeklerin arkasına sığınan kadın karakterleri yaratan meslektaşlarına ders veriyor. Yıllar sonra imkanların her bakımdan arttığı yeni dünya düzeninde Michael’ın da yaşadığı sıkıntıları gözler önüne seriyor. Özellikle Laurie Strode’un oldukça farklı mekanizmalara sahip cephaneliği Michael’ın alışık olmadığı bir ev tipi.

Her filmde olduğu gibi bu filmde de bazı kırılma noktaları var ve benim için hemen hemen hepsi yeterli mantıksal çıkarımlara sahipti. Bunun yanında son otuz dakikasında filmin su gibi aktığını, filmi izlerken sürekli keyif aldığımı belirtmeliyim. Curtis 1978 yapımı filme göre daha iyi performans sergilemiş. Haluk Bilginer’in karakterini yorumlayışını çok sevdim. Rolünün bu denli önemli olmasını beklemiyordum, bu durum beni çok mutlu etti. Şimdiden efsane olmuş bazı sahneler içerdiğini düşünüyorum filmin. Harekete duyarlı ışık sisteminin olduğu bir sahne var mesela. Çok beğendim.

Son olarak ilk filme gösterilen saygıya da değinelim. Yazı tipinden tutun müziklere (ki müzikleri John Carpenter yaptı.), bazı epik sahne göndermelerine kadar birçok saygı duruşu filmde mevcut. Birçok epik Myers sahnesi (Mesela ilk filmde dersteyken dışarı bakan Laurie’nin ilk kez Myers’ı gördüğü sahnenin benzerinde torunu Laurie’yi görüyor.) Laurie ile yeniden canlanmış. Tabi bu sahne göndermelerinde başrol Laurie olunca akla yine Michael’ın avı canavara mı dönüştü soruları geliyor.

Puanlama

7.5

7.5
Kullanıcı Oyu: ( 2 oylar ) 7.3

Anıl Meydan 14 Aralık 1996'da doğdum. Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi okuyorum. Sinema hayatımda önemli bir yer kaplıyor. Insanların sinemayla ilgilenmelerini sağlamak ve filmler hakkında izleyiciye bilgi vermek en büyük gayelerimden biri.

Bir Cevap Yazın