Ana Sayfa Eleştiriler The Kindergarten Teacher (2018): Yaşamın Körleştirdiği Gözler ve Yeteneğin Var Olma Çabası

The Kindergarten Teacher (2018): Yaşamın Körleştirdiği Gözler ve Yeteneğin Var Olma Çabası

The Kindergarten Teacher (2018): Yaşamın Körleştirdiği Gözler ve Yeteneğin Var Olma Çabası 7.1
0
Yazıda, filmin içeriğine dair birçok sürprizbozan yer almaktadır, dilerseniz ilk ve son paragrafları okuyarak film hakkında genel bir bilgi edinebilirsiniz.
Yetenek kavramı, kişilerin düz bir satıhtaki fark edilir unsurlar olmalarını sağlarken; bir yandan da bu ‘’farklı’’ olma durumu, kişi çevresindeki atmosferi çeşitli yollardan etkileyebilir. Şahıs çevresinde oluşan reaksiyonlar, yetenek sahibini destekleyen ve hatta onun bu yönünü perçinleyen biçimde olabilirken, hiç umursanmayan veya bu yetenekleri yüzünden çokça mücadele vermek zorunda kalan insanların hikâyelerine de sıkça rastlamışızdır. 2014 yapımı İsrail filmi: Haganenet’in yeniden uyarlaması olan ve yönetmen Sara Colangelo’ya Sundance Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü getiren The Kindergarten Teacher da; yetenek olgusunu birçok yönden tırmalayan ve bu konuda epeyce soru soran, etkileyici bir yapıt.

New York’taki bir anaokulunda öğretmenlik yapan, sanata ve özellikle de şiire büyük ilgisi olan Lisa Spinelli (Maggie Gyllenhaal), şiire karşı olağanüstü bir yeteneği olduğunu fark ettiği öğrencisi Jimmy (Parker Sevak)’nin bu yönüne karşı aşırı korumacı bir tavır sergilemeye başlar…

Büyük bir şiir tutkunu olan, hatta bu ilgisi uğruna akşam kurslarına da katılan Lisa; ne yazık ki yetenek olarak vasatı aşamayan, orta yaşlarında bir kadındır. Hayatının monotonluğunu bir noktada yıkmak isteyen Lisa’nın ailesi de ona bu noktada pek yardımcı olmazlar. Tüm bu sıkışmışlık ve benliği yeterince yansıtamama problemi, günümüzde her şeyin homojen hale getirilmeye çalışıldığı dünyamızda sıkça rastladığımız ve belki kendimizin dahi kurtulmaya çalıştığımız önemli çıkmazlardan biri. Tam da bu çıkmazın içindeki rutine hapsolmuşken, Lisa’nın öğrencilerinden Jimmy; Lisa için rahat nefes alabileceği bir ortam, bir kurtarıcı olur.


Jimmy’nin yeteneğini keşfi sonrası, Lisa’nın hayatının bir kısmı; bu yeteneği muhafaza etmek ve bir şekilde diğer insanlara tanıtmak üzerine amaçlanır. Hayatını ve ailesini entelektüel uğraşlarla donatmak isterken bu konuda pek de başarılı olamayan Lisa, Jimmy’nin bu yönüne git gide artan bir saplantıyla bağlanır. Bir gün, akşam kursunda Jimmy’nin şiirlerinden birini okuyan Lisa, o güne kadar hiç olmadığı şekilde ilgi odağı haline gelir. Bunun üzerine Jimmy’nin yeteneğine karşı daha takıntılı tavır sergilemeye başlar ve bir şekilde kendisindeki yetenek eksikliğini, Jimmy vasıtasıyla unutur hale gelir. Jimmy’nin aklına ne zaman bir şiir gelse, ne şekilde olursa olsun kendisine okumasını isteyen Lisa, bir yandan da Jimmy’nin her yeni şiiriyle, hayatındaki monotonluktan dışarı yeni bir adım atmaya başlar. Fakat işler tam olarak Lisa’nın istediği gibi gitmez. Jimmy’nin ailesinin, onun bu yeteneğine olan kayıtsızlığı; Lisa’nın Jimmy için yapmak istediklerini sekteye uğratır. Filmin kapalı atmosferi, Lisa’nın artan çaresizliği ile paralel seyreder ve filmin sonunda, Lisa’nın ahlaki birçok yönden tartışılabilecek kararı ile sonlanır. Lisa’nın, yaptıklarını bir tür zorunluluk olarak görmesi ve ahlaki açıdan şaşırtıcı kararları rahatlıkla alması, şüphesiz ki aşırı takıntılı hale gelen tavrının bir neticesi. Film, bu konuda bize empati yapma olanağı da sunuyor. Filmin bunu; Lisa’nın karakterini farklı boyutlarıyla işleyerek, tek eksenli karakter portresi çizmekten imtina ederek yaptığını söyleyebiliriz. Bundan dolayı film, tek bir rota benimseyip didaktik anlatıya boğulmadan, bizim de üzerine farklı kararlar alabileceğimiz bir yapıya bürünüyor. Yeteneğe karşı ne zaman ve nasıl duyarsızlaştığımız ise, filmin sorduğu önemli sorulardan. Çocuklar henüz dünyayla tam olarak tanışmamış ve adeta bir hamur gibi yoğrulup, yetenekleri ölçüsünde şekillenip pişebilecek haldeyken; onların bu yönlerini görmeyi bırakıp, ne zaman bu kadar kör hale geldik?


The Kindergarten Teacher’dan, yine 2018 yılı içerisinde izlediğimiz The Tale ile, aynı atmosferden fakat bambaşka bir öyküymüş izlenimi almak olası. Laura Dern’ün canlandırdığı karakterin (Jennifer), geçmişini aydınlattıkça artan hayal kırıklıklarıyla yüzleştiğimiz film, bir yandan da çocuksu masumiyetle yetişkinlerin dünyası arasında kontrast oluşturup; çarpıcı paralel kurgusuyla etkileyici bir anlatı kuruyordu. Bu kurgu tipi veya anlatı biçimselliği yönünden, The Kindergarten Teacher’ın, The Tale’den daha zayıf kaldığını söylemek mümkün. Film sinematografik anlamda sade tercihler yaparken, çiğ renklerle oluşturulan kadrajlarla da yer yer hoş görseller sunuyor. Fakat içerik olarak böylesine çarpıcı yönleri olan bir öykü, özgün bir sinemacılık tekniğiyle daha unutulmaz hale gelebilirdi. Minimalist öğelerle anlatı iskeletini kurup, daha çok içeriğiyle ön plana çıkan filmi; Maggie Gyllenhaal’un, muazzam performansıyla sırtladığı söylenebilir. Diğer yandan, kısıtlı mekanlarda geçen ve genellikle yakın genel çekimlere başvurulan filmin, karakterin içinde bulunduğu ve adeta etrafında bir duvar oluşturan monotonluğu resmetmede başarılı bir iş çıkardığını söylemek de mümkün.

The Kindergarten Teacher, anlattığı öykü ile akıllarda kalacak; sorduğu sorular ile de iç dünyamızı kurcalayacak bir yapıt. Sara Colangelo, henüz başlarında olduğu yönetmenlik tecrübesinde etkileyici bir anlatı kurarak, ileride başarabileceklerinin de sinyallerini veriyor. Hayatın geçip gidiciliğinde kaybolan tek bir yeteneğin dahi kurtarılması için, aslında ne kadar büyük fedakarlıklara muhtaç olduğumuzu görmek isterseniz; bu film, bizim size tavsiyemiz.

Puanlama

7.1

7.1
Kullanıcı Oyu: ( 1 oy ) 8.5

Salih Alp Gökçek 16.08.1993 İzmir/Karşıyaka doğumlu. Küçüklüğünden beri çeşitli şehirlerde yaşadıktan sonra, şu an ikamet ettiği Malatya’ya geldi. Bu süreçlerde ise sinemaya olan ilgisi hep arttı, özellikle Avrupa Sineması üzerine ilgili. İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitimine devam ediyor.

Bir Cevap Yazın