Ana Sayfa Eleştiriler The Master (2012): Bir Ustanın Gölgesinde Yalnızlık

The Master (2012): Bir Ustanın Gölgesinde Yalnızlık

The Master (2012): Bir Ustanın Gölgesinde Yalnızlık 7.2
0
1996 yılında gösterime giren Sydney’i saymazsak Paul Thomas Anderson’ın sinema dünyasında tutunmasını sağlayan yapım Boogie Nights’dır. Film, birden çok ödül ve sayısız adaylıklarla kendini ve yönetmenini ispatlamıştı. 1970ler Amerika’sındaki porno endüstrisine odaklanan Ateşli Geceler; o dönemdeki bozuk aile yapısına ve porno endüstrisine giren bir gencin ahlaki, fiziksel değişimine bir nevi ışık tutuyordu. Yönetmen, Boogie Nights’dan iki yıl sonra Magnolia ile daha karmaşık bir olay örgüsünde başarısının tesadüf olmadığını gösterdi. Bunları Punch Drunk Love ve 2000lere damgasını vuran There Will Be Blood takip etti. Böylelikle PTA filmografisini günden güne güçlendiren bir yönetmen profili çizdi. 2012 yılına gelindiğinde ise The Master ile sinemaseverleri selamladı.

Pasifik donanmasında görevli Freddie Quell kendini bulmaya çalışan, mutsuz, yalnız bir kişidir. Yine çok içki tükettiği bir gün kendini yeni kurulan The Cause adlı tarikatın içinde bulur. Donanmada olduğu süre zarfında her asker gibi manevi olarak bir çöküntü ve yıpranma döneminden geçmek zorunda kalmıştır. Bu manevi boşluğu dolduracağını düşünmüş olacak ki tarikatın lideri Lancaster Dodd’un onu sahiplenme arzusunu yadırgamayıp, hemen kabullenir. İnsanın kendini bulması ve rüyadan uyanması gibi söylemlerde bulunan Lancaster Dodd’un fikirlerinden etkilenen Freddie bir anda kendini tarikatın maşası olarak konumlandırır. Hatta kimi zaman ani öfke sorunlarıyla beraber aşırıya kaçıp suç işlemekten de kendini alamaz. Bir nevi nefer görevi görür.


Lancaster Dodd, Freddie Quell’e göre daha aklıselim, ne dediğini bilen, kontrollü yapıya sahip bir izlenim çizse de fikirleri konusunda üstüne gidildiği zaman sert, saldırgan yüzünü göstermemek konusunda bir hayli zorlanıyor. Freddie Quell ise her zaman aklına geleni söylemekten çekinmiyor. Durum böyle olunca ne kadar sahip ve köle ilişkisi içerisinde olsalar da bu ikili kişiliklerinden ötürü karşı karşıya gelip çatışıyor. The Master’daki gerçekten lider profili çizen tek isim ise soğukkanlı tavrını her defasında korumayı başaran Lancaster’ın eşi Peggy Dodd. Peggy, Lanchester’ın kendine yakışmayan her hareketini müdahale ederek, onun uçarı olabilecek tavrını kontrol altına almayı başarıyor.

“Bir ustaya hizmet etmeden yaşayabileceğin bir yol biliyorsan, herhangi bir ustaya bizlere de haber ver, olur mu?”

Lancaster Dodd özgürlüğün ve rüyadan uyanmanın sık sık propagandasını yapmasına rağmen filmde gerçek özgürlüğü yaşayanın Freddie olduğunu görüyoruz. Dodd ise aksine, bulunduğu aileye bağımlı. Freddie filmdeki en başına buyruk karakter olduğu halde onun da aklının takılı kaldığı, bırakıp gidemediği bir nokta var. Donanmaya katılmadan önce görüştüğü 16 yaşındaki Doris aklının köşesinde yer tutuyor. Öfkesini herkese gösteren Freddie en insancıl duygularını Doris’e karşı gösteriyor.

Paul Thomas Anderson’ın yönettiği filmlerdeki en büyük başarılarından biri oyuncu yönetimidir. Aldığı Akademi adaylıklarının çoğu oyunculuk adına diyebiliriz. Bu filmde de alınan 3 adaylığın tamamı adaylık üzerine. Lancaster Dodd’u canlandıran Philip Seymour Hoffman ve Peggy Dodd’u canlandıran Amy Adams üst düzey bir performans sergiliyorlar. Joaquin Phoenix ise kariyerinin zirvesini sergiliyor diyebiliriz.

The Master, Paul Thomas Anderson sinemasının ortalamasını aldığımızda ortalamanın yönünü pek etkilemeyen bir yapım olarak dikkat çekiyor. Bu sıradan bir film anlamına gelmesin. Aksine tamamen bir yönetmen başarısı PTA’nın oyunculuk yönetimi, işçiliği ve dekorlardaki renklerin uyumu kendini belli ediyor.

Puanlama

7.2

7.2
Kullanıcı Oyu: ( 0 oy ) 0

Hürrem Celil Erdoğan Denizli’de doğup büyüdükten sonra üniversite okumak için aynı zamanda şu anda yaşadığım şehir olan İzmir’e geldim. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünü stresli uzun bir yolculuktan sonra bitirdim. Sinemaya olan ilgim ise, sinemanın dertleri unutturan tarafını keşfetmekle oldu ve ben de bu sayede sinemanın büyülü dünyasına kapılanlar tarafına geçtim. Bu büyülü dünyayı somutlaştırmak içinse birdunyafilm.co’yu kurdum.

Bir Cevap Yazın