Ana Sayfa Oğuzhan Biderci

Oğuzhan Biderci

23/İstanbul/öğrenci. Sıradan yaşamının içinde olan sinema ve onun barındırdığı anlamlar. modernite, politika, varlık, etik, sinemanın deşifresi, Wes Anderson, seul contre tous, Yorgos Lanthimos, güneşli pazartesiler ve birtakım başka şeyler. “¿Que dia es hoy?”

Il bidone (1955): Tek Başına Bir Amaç Olarak Dolandırıcılık

İtalyan yönetmen Federico Fellini’nin ünlü Yalnızlık Üçlemesi’nin diğer iki filmi La Strada (1954) ve Le Notti di Cabiria (1957) kadar göze çarpmayan ve Fellini sinemasından bahsedilirken bir miktar göz ardı edilen, üçlemenin ikinci filmi Il Bidone (1955), kendi içinde barındırdığı anlamlarla birlikte bu göz ardı edilme durumunu hak etmiyor. Diğer iki filmde olduğu gibi toplumun […]

Çocuksu Ruhların Rengi: Wes Anderson Sineması

Kimileri “renkli Tim Burton” der onun için, kimileri J. D. Salinger‘ın sinema dünyasına yansıması. Fakat Amerikalı yönetmen Wes Anderson farklı bakış açısı, tarzı ve imza attığı çocuk masallarını andıran filmlerle bu benzetmelerin çok daha üstünde bir yerde konumlanmış durumda. Farklı dediğim zaman bunun altını biraz doldurma ihtiyacı duyuyorum. Wes Anderson‘ı diğer yönetmenlerden farklı yapan kuşkusuz […]

Manchester by the Sea (2016): Hatalar ve Ödenemeyen Bedelleri

Bir insanın hayatı boyunca sırtlayabileceği en ağır yük nedir? Bir cinayet işledikten sonra çektiği vicdan azabı mı? İşlediği bir suçun cezasını ömür boyu bir hücrede yalnız yaşayarak çekmek mi? Kendi hırsları yüzünden başkalarına yaptığı haksızlıklar mı? Hükmettiği toplumu korku iklimine sürükleyemeyen bir imparator olmak mıdır en ağır yük? Yoksa erişkin bir fil mi? Bu filmi […]