Ana Sayfa Oğuzhan Biderci

Oğuzhan Biderci

23/İstanbul/öğrenci. Sıradan yaşamının içinde olan sinema ve onun barındırdığı anlamlar. modernite, politika, varlık, etik, sinemanın deşifresi, Wes Anderson, seul contre tous, Yorgos Lanthimos, güneşli pazartesiler ve birtakım başka şeyler. “¿Que dia es hoy?”

Out of the Past (1947): Karanlık Geçmişe Doğru Sürüklenme Formülleri

Out of the Past, film-noir türünün bir örneği olarak Jacques Tourneur tarafından 1947 yılında çekildi. Film-noir türü ve Tourneur hakkında şimdiye kadar çok fazla şey söylendi ve yazılıp çizildi. Out of the Past özelinde ise değinilmesi zorunlu olan,  üç film-noir unsuru var ve film izlenirken bunların üzerine düşünülmesi gerekiyor. En genel yorumlamayla bu üç özellik; […]

Tamara Jenkins Sineması: Sahici Dertleri Olan Orta Sınıf Aileler ve Sıkıntılarla Başa Çıkma Yöntemleri

1962 doğumlu ABD’li kadın yönetmen ve senarist Tamara Jenkins, 20 yıllık yönetmenlik kariyerinde üç filme imza attı. Son filmi, 2018 yapımı Private Life ile otoritelerin beğenisini kazanan Jenkins, akıcı ve duru anlatımıyla izleyicilerin aklında yer ediniyor. Sinemasında aile içi konulara dramatik ögeler katarak izleyiciye sunan Jenkins, aile draması türünde izleyicilere zarif bir izlence vadediyor. Şimdiye […]

Il bidone (1955): Tek Başına Bir Amaç Olarak Dolandırıcılık

İtalyan yönetmen Federico Fellini’nin ünlü Yalnızlık Üçlemesi’nin diğer iki filmi La Strada (1954) ve Le Notti di Cabiria (1957) kadar göze çarpmayan ve Fellini sinemasından bahsedilirken bir miktar göz ardı edilen, üçlemenin ikinci filmi Il Bidone (1955), kendi içinde barındırdığı anlamlarla birlikte bu göz ardı edilme durumunu hak etmiyor. Diğer iki filmde olduğu gibi toplumun […]

Çocuksu Ruhların Rengi: Wes Anderson Sineması

Kimileri “renkli Tim Burton” der onun için, kimileri J. D. Salinger‘ın sinema dünyasına yansıması. Fakat Amerikalı yönetmen Wes Anderson farklı bakış açısı, tarzı ve imza attığı çocuk masallarını andıran filmlerle bu benzetmelerin çok daha üstünde bir yerde konumlanmış durumda. Farklı dediğim zaman bunun altını biraz doldurma ihtiyacı duyuyorum. Wes Anderson‘ı diğer yönetmenlerden farklı yapan kuşkusuz […]

Manchester by the Sea (2016): Hatalar ve Ödenemeyen Bedelleri

Bir insanın hayatı boyunca sırtlayabileceği en ağır yük nedir? Bir cinayet işledikten sonra çektiği vicdan azabı mı? İşlediği bir suçun cezasını ömür boyu bir hücrede yalnız yaşayarak çekmek mi? Kendi hırsları yüzünden başkalarına yaptığı haksızlıklar mı? Hükmettiği toplumu korku iklimine sürükleyemeyen bir imparator olmak mıdır en ağır yük? Yoksa erişkin bir fil mi? Bu filmi […]