Ana Sayfa Ömer Keşan

Ömer Keşan

20 yaşındayım. Marmara Üniversitesi'nde öğretmen adayı bir öğrenciyim. "Gerçek" sinema nedir bilmezken, 2014 yılında ilk kez Tarkovsky'nin Ayna'sını izledim ve hayatım değişti. Sanatı, özellikle sinemayı bir yaşama biçimi gibi görmeye başladım. Eğer başarabilir de öğretmen olursam; öğrencilerime kendi dalım dışında aşılamak istediğim yegane şey başta sinema ve edebiyat olmak üzere sanat sevgisi çünkü bunlar hayatın ta kendisi.

Nymphomaniac Vol.I (2013): Tarkovsky’e Bir Sitem Olarak Cinselliğin ve Şiddetin Felsefi Anatomisi

Bu yazıda, Lars von Trier‘in Depresyon Üçlemesi‘nin son ve en güçlü ayağı olan Nymphomaniac hakkında 2.izleyişinde fikirleri değişmiş, başyapıt olduğunu fark etmiş bir yazarın hezeyanını okuyacaksınız.Bundan 3 yıl önce ilk izlediğimde muhtemelen sinemaya bakışı tam oturmamış nispi bir sinemasever olarak maalesef genelin yakışıksız “porno”  ithamlarına kapılıp o dönem hak ettiği değeri vermemişim. Elbette porno falan değil, […]

A Little Princess (1995): Cuarón’dan Masallar

A Little Princess; Cuaron‘un filmografisinde Gravity, Children of Men veya Y tu Mama Tambien gibi göz kamaştırıcı bir yer teşkil etmese de, Meksika’da yerel bir yönetmen olmaktan çıkıp uluslararası ilk adımını atması ve çokça da olumlu eleştiriler almış olması açısından önemli bir yer arz ediyor. Cuaron’un henüz 2.uzun metrajlı filmi olan filmimiz; Hindistan’da küçük kızıyla yaşayan […]

The House That Jack Built (2018): Dante’nin Cehennemi’nden Trier’in Cehennemi’ne

Bildiğiniz tüm seri katil filmlerini unutun. Bundan daha sıra dışı ve okumaya sahip bir seri katil filmi daha izlemeniz mümkün değil. Antichrist ile gerilemeye başlayıp Nymphomaniac’ın her iki partıyla da gerilemeye devam eden Trier sineması sonunda özüne dönmüş. Eğer gereğinden fazla uzatılıp gözümüzü çıkarır gibi anlatılan final sahnesi yerine bitmesi gereken yerde bitseydi(izlediğinizde fark edeceksiniz […]