Ana Sayfa Yönetmen Sineması A Little Princess (1995): Cuarón’dan Masallar

A Little Princess (1995): Cuarón’dan Masallar

A Little Princess (1995): Cuarón’dan Masallar 7.5
1
A Little Princess; Cuaron‘un filmografisinde Gravity, Children of Men veya Y tu Mama Tambien gibi göz kamaştırıcı bir yer teşkil etmese de, Meksika’da yerel bir yönetmen olmaktan çıkıp uluslararası ilk adımını atması ve çokça da olumlu eleştiriler almış olması açısından önemli bir yer arz ediyor. Cuaron’un henüz 2.uzun metrajlı filmi olan filmimiz; Hindistan’da küçük kızıyla yaşayan İngiliz bir subayın kızını (Sara Crewe), savaş sırasında Amerika’da Candy adlı leydi yetiştiren özel okullardan birine vermesinin ardından, kızımızın başından geçen olayları masalsı bir dille ele alıyor.

Film aslen, Frances Hodgson Burnett’in ilk önce Sara Crewe adıyla yayınlayıp daha sonra “A Little Princess” başlığı altında toplanan romanından uyarlama. Cuaron, kitabı okur okumaz aşık olmuş ve zaten başarısız da olacak Great Expectations’un aksine büyük bir hevesle perdeye uyarlamış. 
Cuaron’un Hollywood bünyesinde çektiği ilk film olma özelliğine de sahip film, aslında klasik bir senaryo formülüne sahip aile dramı harmanlı büyüme hikayesi. İçerisinde yer alan fantastik dokunuşlar, filmi adeta peri masalına çeviren sinema dili ve yoğun yeşil renk kullanımı, bu filmi türevlerinden farklı bir noktaya taşıyor. Filme naif bir dönem hikayesi demek de mümkün.

Bütün yaşadıklarına rağmen iyi kalpli duruşunu bozmayan baş karakterimiz Sara, çocuklara bir ders niteliğinde. Hayallerin sekteye uğramasına rağmen güçlü kalmayı, zenginlik ve yokluk arasındaki çizgiyi özümsemeyi, asil olmanın kendi gibi olmayan insanları dışlamak veya o insanlara yukardan bakmak anlamına gelmediği gibi toplumsal mesajlarıyla peri masalı tadında bir örnek insan tezahürü.

Başta da şöylediğim gibi A Little Princess belki bir başyapıt değil, hatta bütçesine göre gişede kısmen başarısız da oldu ama fantastik dokunuşlarının atmosferi müthiş kıldığı duygu yüklü bir büyüme hikayesiyle, aile ortamında dersler dahi çıkarılabilecek olmasıyla, kesinlikle izlemeye değer sıcacık bir film. Burnett’in güzide eserinin en başarılı uyarlaması olması da cabası.

Puanlama

7.5

7.5
Kullanıcı Oyu: ( 3 oylar ) 7.2

Ömer Keşan 20 yaşındayım. Marmara Üniversitesi'nde öğretmen adayı bir öğrenciyim. "Gerçek" sinema nedir bilmezken, 2014 yılında ilk kez Tarkovsky'nin Ayna'sını izledim ve hayatım değişti. Sanatı, özellikle sinemayı bir yaşama biçimi gibi görmeye başladım. Eğer başarabilir de öğretmen olursam; öğrencilerime kendi dalım dışında aşılamak istediğim yegane şey başta sinema ve edebiyat olmak üzere sanat sevgisi çünkü bunlar hayatın ta kendisi.

Yorum(1)

Bir Cevap Yazın