Ana Sayfa Yönetmen Sineması Sólo con tu pareja (1991): “Tómas Tüm Kadınları Sever”

Sólo con tu pareja (1991): “Tómas Tüm Kadınları Sever”

Sólo con tu pareja (1991): “Tómas Tüm Kadınları Sever” 5.5
1
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı  (2004),  Children of Men (Son Umut,2006), Gravity (Yerçekimi,2013) gibi başarılı filmlere imza atan Alfonso Cuaron, son filmi Roma ile 2018’in Altın Aslan ödülünü almayı başarır. Günümüz Meksika sinemasının önemli yönetmenlerinden olan Cuaron, her filminde farklı temalara imza atarak kendini dönüştüren yaratıcı bir yönetmen olarak karşımıza çıkar.

Sahnelerindeki başarılı ışık ve renk kullanımı ile dikkat çeken Solo con tu pareja (1991),  ilk uzun metrajlı filmi olmasına karşın, zekice oluşturulmuş diyalog ve olay örgüsüyle yönetmenin sinema kariyerindeki başarısının ilk sinyallerini vermiş olur. Türkçe’ye Histeri Çağında Aşk olarak çevrilen film, sex bağımlısı bir reklamcı olan Tomas Tomas‘ın kadınların arasında kaldığı gergin anları kameraya alırken; AIDS, reklâmcılık, orta sınıf ve kent yaşamını da alt metninde işler. Patronu Gloria ile olan ilişki sayesinde bir mesleği olan Tomás’ın yalanlarla dolu çapkın yaşamı, âşık olduğu komşusu ve beraber olduğu hemşirelerden Sylvia’nın aldığı intikamla değişecektir.

Açılış sahnesinde sex bağımlısı Tómas Tómas’ı yatakta bir kadınla sevişirken görürüz. Sahnenin dört bir yanına sıçrayan yeşil renk daha jenerik akarken yazılarda kendini gösterir. Açılışta karşımıza çıkan Amerikalı şair ve oyun yazarı Edward E. Cummings‘in “Mike yeşil saçlılar hariç tüm kızları sever.” ifadesi ile filmin Tómas karakteri iç içe girer adeta. Bu kez Mike’ın yerinde Tómas’ın yeşil dünyası ve vazgeçemediği kadınlar vardır.
Reklamcılık sektöründe sıkça kullanılan sloganlar, hem Tómas’ın patronunun baskısıyla bulması gereken reklam sloganına gönderme de bulunur hem de karakterlerin davranış ve ruhsal hallerini aydınlatarak öykünün gidişatına yön verir. Örneğin; Newton’un üçüncü hareket yasasından bir sözle geçilen sahne Tomás’ın başına gelenlerin kendi yaptığı etkilerin bir sonucu -tepkisi- olduğu izlenimini yaratır. Zira AIDS olduktan sonra yaşamanın gereksiz olduğunu düşünen Tomas’ın düşüncesi ve üzdüğü kadınlardan ötürü duyduğu vicdan azabıyla birleşince intihar etmeyi meyledecektir.

Filmin bir sex komedisi olması itibariyle merkezinde daha çok cinsel hayatın ve mizahi diyalogların bulunması onu politik bir film olmaktan uzaklaştırsa da, hem Tómas’ın patronu Gloria ile olan ilişkisi hem Japon iş adamlarına yapılan yorumlar hem de aşık olduğu hostes Clarisa ve onu aldatan pilot sevgilisi üzerinden, orta sınıfın çarpık ilişkilerinin olumsuz bir tahlilini yaptığı söylenebilir.

Sonraki filmlerinde öne çıkan profesyonel teknik kullanımı ve izleyicinin kendini öyküye kaptırdığı etkileyici anlatım, Solo con tu pareja için geçerli olmasa da derinlik kullanımı ve ritmik öyküsü yönünden yönetmenin sihirli filmografisinin acemi bir başlangıcını olur. İki ayrı dairede, idare etmeye çalıştığı iki ayrı kadın arasında camdan cama geçtiği sahneler hem öykünün mizahi yönünü artırır hem de ritmik bir anlatım ve olay örgüsüyle izleyiciyi içine çekmeyi başarır.

Filmin sonunda aldatılan Clarisa ve Slyvia’nın yalanı ile AIDS’li olduğunu düşünen Tómas’ın uygun bir ölüm şekli bulma çabası intiharı dahi ironikleştiren bir anlatıma sahiptir. Mikrodalga fırınla ölmeye çalışan Tómas, nihayet Clarisa ile yüksek bir yerden atlayacakken, aradığı kutsal aşka tepede ulaşarak yaşamayı seçer.  Bizlerin de aklında Alfonso’nun Meksika’nın renkli soslarını andıran acı-tatlı yeşil renkli filmi kalır.

Puanlama

5.5

5.5
Kullanıcı Oyu: ( 1 oy ) 6.9

Pelin Oduncu 1992 doğumlu, büyülü fenerle yolunu aydınlatmaya çalışan bir sinema öğrencisiyim. Nietzsche'nin Zerdüşt'ü gibi büyük bir sinema ormanında kaybolarak, yeni yollar ve düşünceler arıyorum. Kayboldukça daha çok şey öğreniyorum. Yazıyorum ve dünyada beni hatırlayacak son kişiye ulaşıncaya kadar yazacağım

Yorum(1)

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir