Ana Sayfa Yönetmen Sineması Great Expectations (1998): Büyük Hayal Kırıklıkları

Great Expectations (1998): Büyük Hayal Kırıklıkları

Great Expectations (1998): Büyük Hayal Kırıklıkları 6.0
1
Solo con tu pareja (1991) ve A Little Princess (1995) gibi fena olmayan hatta kimi zamanlarda iyi olan iki filmle kariyerine başlangıç yapan Alfonso Cuarón’un üçüncü filmi Charles Dickens’ın aynı adı taşıyan romanından uyarlanan Great Expectations. Cuarón film için “Tam anlamıyla başarısız bir film.” ifadesini kullanırken son filmi Roma hariç tüm filmlerinde beraber çalıştıkları görüntü yönetmeni Lubezki ise “Filmlerimiz arasında en az tatmin edici olanı” ifadesini tercih ediyor. En yakınları tarafından bu kadar net eleştiriler alan filmi kendi kıstaslarımla, yer yer hissettirdiği hoş duyguları yanıma alarak değerlendirmek istiyorum.

“Hiçbir şey hissetmemek nasıl bir duygu?”
Film bir sahil kasabasında resim çizme tutkusu olan Finnegan adlı bir çocuğun yine o bölgenin yakında yer alan gizemli bir evdeki yaşlı kadın ve en önemlisi yaşıtı sayılabilecek başka bir çocukla olan tanışma serüveniyle başlıyor. Ve Finnegan’ın büyüyüp New York’a kadar uzanan hikayesiyle devam ediyor. Filmin hemen başında Finnegan, Lustig adında bir kaçak mahkumla tanışır. Bu filmde dinamit etkisi yapması gerekirken Lustig bir hayalet olarak Finnegan’ın aklında kalır. Zaten filmde uzunca bir süre bahsi geçmez. Yukarıda bahsettiğim gizemli evdeki yaşlı kadın Ms. Dinsmoor karakterinin filmdeki altı çizilen tecrübesi nişanlısının düğün günü onu terk etmiş olmasıdır. Büyüyüp arkadaştan yakın bir ilişkileri olan Finnegan ve o evde tanıştığı Estella’nın muğlaklığı Estella’nın Ms. Dinsmoor tarafından yetiştirilmesinden kaynaklıdır. Kötü niyetli durmayan Ms. Dinsmoor’un erkeklerden intikam alarak skoru eşitleme arzusudur.


Film kurgu olarak iki kanattan ilerler. İlki Lustig adındaki mahkumun anlamlandırılamayan varlığı. İkincisi ve filmin geneline yayılanı Estella ve Finnegan arasındaki ilişki. Filmin bütün gidişatını bu yakınlaşma belirler. Filmin en büyük iki sorunu vardır ilki kişilerin birbirleriyle olan ikili ilişkilerin altını doldurulmayışında yatar. Finnegan hayatında önemli bir yeri olan ailesi ile olan diyalogları derinleşmez. Bundan ötürü karakterler de derinleşmez. Bir yandan Ms. Dinsmoor ile fantastik bir karakter yaratılmaya çalışılmıştır. Ama bu yaratılmaya çalışılan fantastik karakter gerektiği gibi süslenmeyip yavan bırakılmıştır. Bu yüzden en sıradan karakterlerden biri haline gelip benim nezdimde hayal kırıklığı yaratıyor. İkinci en büyük sorun ise filmin sıçramalı ve aceleye getirilen kurgusundan kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Uzun bir zaman dilimini kapsayan bir film elbet doğru kurgu ile elverişli bir hale getirilebilir. Ama buradaki kurgu seçimleri bir hikayenin en kilit noktaları ele alıp gerisini silmekten ibaret olmuş. Örneğin Finnegan’ın bir anda ünlenmesi görünmez bir elin yardımı tarafından yapıldığı izlenimi veriliyor ama bu kadar bölük pörçük yapılıyor ki onun eserlerine ilgi duyan kişilerin bile figüran olabileceği hissine kapılmamıza sebep oluyor.  Doğru seçimler yapılamıyorsa en azından süresinin korunmasında fayda olabilirdi.

Filmdeki Finnegan rolünü karakteri canlandıran Ethan Hawke’ın yakın dönemde çektiği Before Sunrise (1995) filminde oynadığı karakter ile özdeşleştirdim. Aynı amatörlükte hissettirdi. Oradaki oyunculuğunu da göze batan bir amatörlükte bulmuştum. Bu amatörlük yerini bu filmde biraz mahcubiyete bırakıyor. O mahcubiyetin Estella’yı sardığı anlar film en sevdiğim anları oldu. Tabi bunda o anları çerçeveleyen müziğin de etkisi olduğunu düşünüyorum.

Peki yönetmenin elinde o zamanların popüler ve genç yüzleri Ethan Hawke, Gwyneth Paltrow ve yine o zamanların usta oyuncu Robert de Niro olmasına rağmen bu mayanın tutmamasının sebebi neydi? Aslında yönetmenin bu film için basit bir açıklaması var. “Kalbim hiçbir zaman o projede değildi.” İlk duyduğu anda projeyi reddetmek isteyen Cuaron görsellikle bu işi kurtarabilirim diye düşünmüş. Kurtarılabilecek gözüyle bakılan bir proje çoktan batmaya başlamıştır. Bu yüzden “Büyük Umutlar” yerini büyük hayal kırıklıklarına bırakmıştır.

Puanlama

6.0

6.0
Kullanıcı Oyu: ( 1 oy ) 7.6

Hürrem Celil Erdoğan Denizli’de doğup büyüdükten sonra üniversite okumak için aynı zamanda şu anda yaşadığım şehir olan İzmir’e geldim. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünü stresli uzun bir yolculuktan sonra bitirdim. Sinemaya olan ilgim ise, sinemanın dertleri unutturan tarafını keşfetmekle oldu ve ben de bu sayede sinemanın büyülü dünyasına kapılanlar tarafına geçtim. Bu büyülü dünyayı somutlaştırmak içinse birdunyafilm.co’yu kurdum.

Yorum(1)

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir