Ana Sayfa Yönetmen Sineması Y tu mamá también (2001): Bir Kadına ve Cennetine Yolculuk

Y tu mamá también (2001): Bir Kadına ve Cennetine Yolculuk

Y tu mamá también (2001): Bir Kadına ve Cennetine Yolculuk 8.5
1
Son dönemde çekmiş olduğu filmler ile ismini sık sık duyduğumuz özellikle 2018 yılında Netflix yapımı Roma filmi ile aldığı ve alacak olduğu ödüllerin sahibi Meksikalı yöneten Alfonso Cuaron’un 2001 yılında çekmiş olduğu dram/yol filmi Y tu Mama Tambien.

Film bazı ülkelerde içermiş olduğu cinsellikten dolayı yaş sınırı ile gösterime girdi. Meksika tarihi hasılat rekoru kırarken ülke dışında da çok ses getirdi, En İyi Özgün Senaryo dalında Akademi Ödülleri‘ne ve Yabancı Dilde En İyi Film dalında Altın Küre‘ye aday gösterildi.

Benim için yaşayan en iyi görüntü yönetmenlerinden olan Meksikalı Emmanuel Lubezki, Alfonso Cuaron ile Y tu Mama Tambien’de beraber çalışıyor. Lubezki, bol Oscarlı bir başka Meksikalı yönetmen Alejandro G. Inarritu ile birçok projede beraberdi. Düşünecek olursak Cuaron, Lubezki ve Inarritu müthiş bir Meksika koalisyonu oluşturuyorlar. Son dönem Meksika sinemasının yükselişi!

Film girişi iki çok yakın arkadaş olan Tenoch (Diego Luna) ve Julio’nun (Gael Garcia Bernal) aralarındaki samimiyeti ve yakınlığı seyirciye göstermesiyle yapıyor. Bu samimiyet yeri geliyor birbirlerinin cümlelerini tamamlanması, yeri geliyor arkadaşlık hakkında yazdıkları manifesto şeklinde ifade ediliyor. 2 arkadaş o dönem Meksika’sının siyasi ve sosyo-kültürel problemlerinden uzak esrar, alkol ve seks üzerine kurdukları genç dünyalarında yaşıyorlar.

Filmi Tenoch ve Julio nun çıkmış oldukları bir yol ile kendilerini keşfetmeleri olarak yorumlanabilir ancak bu yorum filmin bütünü açısından çok sığ kalacaktır. Çünkü karakterlerimizin katıldıkları bir düğününde tanışacakları orta yaşlı bir kadın olan Luisa bu 2 arkadaş için unutulmaz bir yolculuk, film için ise bir derinlik anlamına gelecektir.

İki arkadaş, düğünde yalnız ve hüzünlü görünen bu orta yaşlı kadına kur yapmaya başlarlar, henüz gidecekleri bir yer yokken yolculuğa davet ederler. ‘’Cennetin Ağzı’’ olarak adlandırdıkları bir koy yolculuğa çıkmadan önce hayali bir mekan iken yaklaştıkça gerçeğe dönüşmektedir. İspanya’dan Meksika’ya dönmüş ve mutsuz bir evliliği olan Luisa, aldatıldığını öğrendiğinde artık daha fazla dayanamaz ve bulunduğu yerden ayrılmak ve kendi hayatı için yeni bir şey yapmak, anı yaşamak için hareket geçer, telefonu kaldırır ve yolculuk teklifinin geçerli olup olmadığını sorar. Ve ‘’Cennetin Ağzı’’na yolculuk başlar.

Tam burada Alfonso Cuaron, yolculuk öncesi seyirciye Luisa hakkında var olduğunu bilinmesi ancak ne olduğunu bilinmemesi gereken bir parantez içi bilgi verir. Luisa hastanededir. Daha fazla detay içermeyen ve yorumlaması seyirciye bırakılmış bu yönlendirme ile parantez kapanır.

Alfonso Cuaron, Tenoch ve Julio üzerinden Meksika gençliğini ve geleceğini eleştirir. Apolitik ve bulundukları sosyo-ekonomik sınıftan dolayı ülke içinde yaşanan protestolar ve problemleri görmezden gelecek kadar sığ bir yaşam içinde alkol, esrar ve seksi ağızlarından düşürmezler. İkilimiz bir sahnede halkın iktidarı protestosu esnasında bunu protestocuların yarattıkları ses ve trafik problemleri olarak yorumlar. Ancak ikilinin kendi arasında sınıf ve ekonomik anlamda farklılıklar filmin ilerleyen bölümlerinde o ana kadar gençlik ve arkadaşlıkları sayesinde yüz üstüne çıkmamışken yol ile birlikte yaşanan ihanet, sır saklama ve kendini bulma üçgeninde patlak verecektir. Cuaron, ikili arasındaki sosyo-ekonomik gerilim üzerinden Meksika halkının zengin ve yoksul kesiminin arasındaki derin uçuruma ve problemlere değinir. Tenoch burjuva kesiminden gelirken, Julio yakın arkadaşından sakladığı köyü gibi yoksul kesimi temsil etmektedir.


Luisa, yaşadığı hayal kırıklığı ve mutsuzluğu filmde başarısız yeni jenerasyonu temsil eden ikiliden çıkaracaktır. Gelecek kaygısı olmayan, arkadaşlık adına manifestolar yazan ancak arkadaşlıkları koca bir yalandan ibaret olan hayatlarına dokunacaktır. Onları belli bir olgunluğa ulaştıracak hayat dersidir bu. Luisa’nın hayatta bırakmış olacağı bu buruk iz, Julio ve Tenoch’dur.

Yol ile beraber üç karakterimizin ilişkisi eğer yol kendilerini tanımayı sembolize ederse, ‘’Cennetin Ağzı’na yaklaştıkça birbirlerine ve kendilerini daha iyi tanımış oluyorlardır. Karakterlerimizin geçmiş ve gelecek hikayeleri bir dış ses tarafından aktarılıyor. Ki ben dış sesi olay akışı ile beraber çok uyumlu buldum. Yolculuklarını arabanın içinde ve dışında ya da arabanın hareket eylemi ve durağan hali olarak iki farklı biçimde yorumluyorum. Hareket eyleminde Meksika’nın gerçek yüzü, ülkenin sosyo-ekonomik açıdan problemleri ve farklılıkları, politik protesto, atak ve kargaşalar hakkında kesitler mevcutken durağan halinde Julio-Tenoch ve Luisa’nın aralarında sırlar, kurmuş oldukları ortak payda ve ilişkilerinden kesitler mevcut.

Yol boyunca 3’lü arasında tutarsız bir ilişki izliyoruz. Aynı kadının peşinde olan 2 genç erkek ve şu ana kadar yaşadığı hayattan, verdiği tavizlerden bunalmış anı yaşamanın peşinde olan orta yaşlı bir kadın. Tenoch ile beraber olduktan sonra onları eşitlemek için Julio ile de beraber olan Luisa. Burada bu iki genç arasında sonra birbirlerine ihanetlerini, düşündüklerini söylemeleri için bir köprü oluşturuyor. Artık her ikisi de birbirlerinin sevgilileri yattıklarını bilirler ve Luisa ile beraber olmuşturlar. Tekrar eşittirler. Cuaron açıkça bütün gücü ve iktidarı kadına veriyor. Bu 3 kişilik toplulukta Luisa’nın sözü geçiyor. Doğanın kadına sundukları ile bu 2 genç adamı dilediği gibi yönlendirip, şekillendiriyor.

Bir gece bilmedikleri koyun yolunda kaybolurlar ve arabada uyumaya karar verirler. Güneşle beraber yolun sonu, Cennetin Ağzı’nda olduklarını fark edelerler. O günü orda geçirmekle beraber yolculuk boyunca söylenen sözlerden ve yaşanmışlıklardan kurtulmak ve hafiflemek isterler. Deniz, kum ve bolca tekila! Sarhoş olmak isterler ve olurlar, Luisa her ikisi ile sevişmeye başlar onları odaya götürür ve yalnız bırakır. Aynı kendi cinselliklerinin önceden kestiremedikleri için yaşadıkları zevkli ve pişmanlık dolu hikayelerine bu kez asla unutamayacakları bir deneyim eklemiş olurlar. Uyandıklarında bir şey olmamış gibi davranırlar aynı arkadaşlıkları için yazmış oldukları manifestolar gibi. Evlerine dönerler, Luisa Cennetin Ağzı’nda kalır. Yani, Julio ve Tenoch o geceki günah yüzünden “Cennet’’den kovulurlar.

Yıllar sonra sokakta karşılaşan ikilimiz ve kahve için otururlar. Artık yabancıdırlar. Tenoch, Luisa’nın kanserden öldüğünü, bunu bildiğini ve bunca zaman kendilerinden gizlediğini söyler. Konuşmaları biter. Hayat onlar için artık ayrı ayrı devam etmektedir.

Alfonso Cuaron sahne geçişlerini çok yumuşak ve doğal yaparak seyirciyi dış sesle beraber hep filmin içinde tutmayı başarıyor ve birden çok tutunma seçeneği veriyor. Julio ve Tenoch’un cinsel kimlik ve olgunlaşma keşifleri, Luisa perspektifinden bakıldığında derinleşen ve olgunlaşan arayış ve bunlara paralel Meksika’nın o dönem içinde bulunduğu tüm politik, sosyo-ekonomik problemler hikaye olarak sunuluyor.

Luisa’ filmden ve Julio-Tenoch ikilisinden ayrılırken şöyle güzel bir replik bırakıyor bizlere; la vida es como la espuma, por eso hay que darse como el mar’’. Naçizane ispanyolcam ile çeviricek olursam:); “Hayat deniz köpüğü gibidir. Kendinizi hayatın akışına bırakın.” Gael Garcia Bernal hayranı olarak yeni izleyecek ya da tekrar izleyecek olan herkese iyi seyirler diliyorum.

 Y vosotros tambien!

Puanlama

8.5

8.5
Kullanıcı Oyu: ( 1 oy ) 8

Kaan Aslan 24 yaşındayım. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesini bitirdim. Şuan Barcelona'da Marketing yüksek lisansında eğitimime devam etmekteyim. Sinema ve edebiyat benim için ilk zamanlar bir tutku olmuşken şu an yaşamam için birer ihtiyaçlar. Bu ihtiyaçlar çerçevesinde çevremdeki herkese yardım etmekten hep mutlu olmuşumdur.

Yorum(1)

Bir Cevap Yazın