Ana Sayfa Kırmızı Halı ve Festivaller Filmekimi Filmekimi 2019 Kaçırılmaması Gereken 10 Film

Filmekimi 2019 Kaçırılmaması Gereken 10 Film

Filmekimi 2019 Kaçırılmaması Gereken 10 Film
0
Cannes, Venedik ve Toronto gibi büyük festivallerin en beğenilen filmlerini seyirciyle buluşturmaya devam eden Filmekimi programı, 2019’da da önemli yönetmenlerin ödüllü filmleriyle dolup taşıyor. Kaçırılmaması gerektiğine inandığımız bu filmlerden oluşan kısa bir seçkiyi birdunyafilm.co ekibi olarak takipçilerimizle paylaşmak istedik. Yazarlarımızdan Oğuzhan Biderci ve Ziya Aydı‘nın hazırladığı listeyi sizlere sunuyoruz.

Ayrıca filmlerin gösterim aralıkları şu şekilde 4-13 Ekim İstanbul, 11-15 Ekim Ankara, 18-22 Ekim İzmir. Şimdiden iyi seyirler.

A Hidden Life / Gizli Bir Yaşam (Yönetmen: Terrence Malick)
 
Terrence Malick, The Thin Red Line ile daha önce de konu edindiği İkinci Dünya Savaşı’nı Nazilerin yanında savaşmayı reddeden Avusturyalı bir çiftçinin gerçek hikâyesini beyaz perdeye taşıyarak tekrar ele alıyor. İlk gösterimini Cannes’da yapan film, yönetmene has doğa manzaralarının eşlik ettiği aşkın sinemanın bir diğer örneğini sunmakta. Malick, çekimleri 2016’da biten filmin kurgusu için üç yıl harcadı. A Hidden Life, 2005 yapımı The New World’dan beri yönetmenin lineer bir anlatıma sahip ilk filmi olma özelliği de taşıyor. Dijital formatta çekilmesine rağmen filmin neredeyse tüm sahnelerinde yönetmenin tercihi doğrultusunda doğal ışık kullanıldığını da not edelim.
 
Diego Maradona (Yönetmen: Asif Kapadia)
 
Senna ve Amy ile biyografik belgesel sinemanın en başarılı yönetmenlerinden biri olarak tarihe adını yazdıran Oscar ödüllü Asif Kapadia, yeni filminde gelmiş geçmiş en sansasyonel futbolculardan biri olan Arjantinli efsane Diego Armando Maradona’nın hayatının bilinmeyen yönlerine odaklanıyor. Prömiyerini Cannes’da yapan ve En İyi Belgesel kategorisinde Oscar yarışının favorilerinden biri olmasına kesin gözüyle bakılan film “Tanrının Eli” lakaplı futbolcunun daha önce hiç kullanılmamış 500 saatlik görüntüsü kurgulanarak yapıldı. Filmin, 2008’de Emir Kusturica’nın da beklentilerin oldukça uzağında kalan bir belgeselini çektiği Maradona’nın onayını aldığını da belirtelim.
 
Jojo Rabbit (Yönetmen: Taika Waititi)
 
Tuhaf mizah anlayışını What We Do in the Shadows ve Thor: Ragnarok gibi filmler ile tüm dünyaya kabul ettiren Taika Waititi, bu kez son derece riskli bir tercih yaparak hayali arkadaşı Adolf Hitler olan küçük bir çocuğun hikâyesini anlatıyor. Film, konusundan dolayı tartışma yaratsa da Toronto Film Festivali’nde Halkın Seçimi Ödülü’nü kazanarak Oscar sezonuna gösterişli bir giriş yaptı. Filmi yazıp yönetmenin yanında aynı zamanda Adolf Hitler’i de canlandıran Waititi, Jojo Rabbit’i nefret karşıtı bir hiciv olarak tanımlıyor.
 
Joker (Yönetmen: Todd Phillips)
 
Joaquin Phoenix’e yıllar boyunca birçok farklı rol ile hak edip bir türlü uzanamadığı Oscar’ı kazandırma şansı çok yüksek olan Joker, Venedik Film Festivali’nde sürpriz bir şekilde Altın Aslan’ı kucaklayarak yalnızca eğlence vaat eden bir çizgi roman uyarlaması olmayacağının sinyallerini verdi. Yönetmenliğini Hangover serisinden hatırlanabilecek Todd Phillips’in üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Robert De Niro da yer alıyor. Martin Scorsese’nin de yapım sürecine katkıda bulunduğu filmdeki Taxi Driver ve The King of Comedy referansları şaşırtıcı olmasa gerek. Şiddet kavramına farklı bir perspektifle yaklaşan Joker’in mutlaka görülmesi gerektiği çok açık. Fakat Filmekimi’nin açılış filmi olarak belirlenen yapımın yalnızca bir gün sonra vizyona gireceği düşünülürse programda yer almasının sebebini anlamak zor. Biraz daha sabredip filmi herhangi bir sinema salonunda izlemek daha mantıklı duruyor.
 
Marriage Story (Yönetmen: Noah Baumbach)

Frances Ha ve The Meyerowitz Stories gibi filmlerin yazarı ve yönetmeni Noah Baumbach’ın boşanmaya karar veren bir çiftin aile olarak kalmaya devam etme çabasını öyküleştirdiği Marriage Story, Adam Driver ve Scarlett Johansson’un oyunculuk performanslarıyla dikkat çekiyor. Yapımcılığını Netflix’in üstlendiği film, Venedik ve Toronto’da görücüye çıkıp eleştirmenlerden çok iyi notlar aldı. Özellikle oyunculuk dallarında Oscar yarışının iddialı adaylarını barındıran filmin yönetmenin başyapıtı olma ihtimali yüksek.

Pain and Glory / Acı ve Zafer ( Yönetmen: Pedro Almadovar )
 
Talk to Her, The Skin I Live In ve daha birçok filmi ile Avrupa sinemasında kendisine önemli bir yer edinen İspanyol yönetmen Pedro Almadóvar, son filmi Pain and Glory ile izleyicinin karşısına çıktı. Dünya prömiyerini bu sene Cannes Film Festivali’nde yapan, izleyicilerden ve eleştirmenlerden beğeni toplayan Pain and Glory, Almadóvar’ın otobiyografisi niteliğinde bir senaryoya sahip. Orta yaşlı bir yönetmenin geçmişten bugününe kadar başından geçenlere samimi ve duygusal yaklaşan filmin başrolünü Antonio Banderas üstleniyor. Cannes’dan En İyi Erkek Oyuncu ödülüyle dönen Banderas bu filmde aslında kurgu bir karakter üzerinden filmin yönetmeni Pedro Almadóvar’ı canlandırıyor. Film, yönetmenin teknik becerisi ve kendisine bakış açısı ile de izleyiciyle samimi bir ton tutturuyor.
 
Parasite / Parazit ( Yönetmen: Bong Joon-ho )
 
Bong Joon-ho’nun bu yıl Altın Palmiye ödülünü kazandığı yeni filmi Parasite, bu başarısıyla dünya çapında büyük bir merak uyandırmayı başardı. Daha önce çektiği The Host ve Memories of Murder gibi filmlerle Güney Kore sinemasının en önemli temsilcilerinden biri haline gelen yönetmen, Parasite filmiyle kendi ülkesinde 10 milyon izleyiciye ulaştı ve ülkesinin Oscar adayı oldu. Sefalet içinde yaşayan Kim ailesi ile ultra-zengin Park ailesinin tuhaf ilişkisini konu alan film, servet düşkünlüğü, sınıf atlama çabası gibi fikirleri dolaysız ve başarılı bir formülle anlatıyor.
 
Portrait of a Lady on Fire / Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi ( Yönetmen: Celine Sciamma)

18. yüzyılda yaşayan bir ressam ile modeli arasındaki aşkı konu alan Portrait of a Lady on Fire, Cannes Film Festivali’ni takip edenler tarafından çokça övgü aldı ve En İyi Senaryo ve Kuir Palmiye ödüllerini kazandı. Kadın bir ressamın hikâyesinin anlatıldığı filmde ressam Marianne karakterini Noémie Merlant canlandırıyor. 2011 yılında çektiği Tomboy filmiyle beğeni toplayan yönetmen Celine Sciamma’nın yeni filmi Portrait of a Lady on Fire ile daha büyük ve kalıcı bir etki yaratması bekleniyor. 
 
The Laundromat (Yönetmen: Steven Soderbergh)
 
Traffic filmiyle 2001 yılında Oscar kazanan yönetmen Steven Soderbergh’in Netflix ve sinema salonu sahipleri arasında tartışma yaratan filmi The Laundromat, prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yaptı. O dönem sinema salonu sahipleri, Netflix yapımı filmlerin dünya çapında ses getiren film festivallerine alınmasına tepki göstermişti. Film, “Panama Papers” olarak bilinen ve Mossack Fonseca adlı hukuk bürosu patronlarının yolsuzluklarının da ortaya çıkarıldığı olayın hikâyesini anlatıyor. Bu yolsuzluğun ortaya çıkarılma girişimlerini konu alan filmde, Maryl Streep, Gary Oldman ve Antonio Banderas rol alıyor.
 
The Truth / Saklı Gerçekler (Yönetmen: Hirokazu Kore-eda)
 
Geçen yıl Shoplifters filmiyle Altın Palmiye’yi kazanan Japon yönetmen Hirokazu Kore-eda, bu yıl The Truth filmiyle izleyicilerin karşısına çıktı. Ünlü bir sinema oyuncusunun, anıları yayınlandıktan sonra kızıyla bir araya gelişi ve  yaşadığı yüzleşmeyi konu edinen filmde, Catherine Deneuve, Juliette Binoche ve Ethan Hawke rol aldı. Karakterlerin aile içi duygularına eğilen film, bu yıl Venedik Film Festivali’nin açılışında gösterildi. The Truth ayrıca, Japon yönetmen Kore-eda’nın Japonca olmayan ve Japonya dışında çekilen ilk filmi olma özelliği taşıyor. 

Bir Cevap Yazın