Ana Sayfa Eleştiriler Güvercin: Çalışmayana Yem Yok (!)

Güvercin: Çalışmayana Yem Yok (!)

Güvercin: Çalışmayana Yem Yok (!) 7.0
1
Yusuf, henüz erişkin olmayan zayıf bedeni, uzun saçları ve su bulunca yıkayabildiği iki-üç parça tişörtüyle, Adana’nın kenar mahallelerinden birinde yaşayan, dünyası küçük bir gençtir. Sadece bu dünyada yaşayan milyonlarca insandan biri olduğu için değil dünyasının küçüklüğü; yaşamını devam ettirdiği binanın çatısında vakit geçirdiği düşünüldüğünde, bu dünyada kapladığı yer de çok küçüktür Yusuf’un.

Yusuf, abisi ve yengesiyle birlikte bir kenar mahallede oturur. Fakat her yanı kırık dökük bu eski evin çatısında, besleyip sattığı kuşlarıyla yaşar daha çok. Tek can yoldaşı adını “Maverdi” koyduğu kuştur. Kuşçuluk Yusuf’a babasından kalan bir miras olsa da, abisi tarafından çok kez hor görülen aşağılayıcı bir mirastır. Zira “bu zamanın kızları, böyle bir işi çekmez, onlar paraya bakar”. İyi de, kahramanımızın dünyası öyle küçüktür ki, kafesten çıkmayı bile hayal edemezken, yanına bir eş alıp yaşamayı nasıl hayal etsin?

Filmin açılışında, havaya uçan kuşlara ve onlara karışan Yusuf’a baktığımız sahne, Yusuf’un tek özgürlük alanının bu gökyüzüne açılan çatı olduğuna dair bir sinyal verirken, aynı zamanda evrensel bir anlamı bulunan Güvercin’le Yusuf arasında da bir özdeşlik kurar. Yusuf ve Yusuf gibilerin küçük dünyasıdır bu özdeşlik. Nitekim filmin sonunda kameranın gökyüzüne doğru yükselerek  Yusuf’tan, çatıdan ve mahalleden çıkması bu evrenselliği destekler niteliktedir.

Bir de Yusuf gibi olmayanların dünyasıdır görülen. Ona iş bulması ve evi geçindirmesi için sürekli baskıda bulunan, toplumun “erkek adam” olarak nitelendirdiği ağabeyi ve onun oto-sanayici arkadaşı gibi. Ya da aralarında doktoru, fakiri, zengini bulunan kuş pazarlığı yapılan kahvedeki insanlar. ya da uyuşturucu satmak için kullandığı kuşun, Yusuf’un çatısına uçmasıyla, tehdit mesajları savurarak Maverdi’yi yaralayan o adam. Öyle ya, önemli olan vicdan, ahlak, dostluk gibi insani değerler değildir; “sahip olduğun kuştur”.
Filmde Yusuf’un gerisinde duran ama, tüm hikayeyi kendine doğru çeken bir arka plan daha vardır: İşçinin sömürülmesi. Öyle ki yoğun taş tozlarının arasında çalışıp, toz maskesi istemek dahi bir lükstür işçi için. Hele yattığı yatağın kartonun üstünde ve son derece kirli olması sıradan bir durumdur. Ekmek parası olsun da, yastık kirli oluversin.

Yusuf, tıpkı çatısına konan yabancı kuşlar gibi yabancıdır yaşadığı eve ve ailesine. Yönetmen Banu Sıvacı, kafese koyduğu kuşların özgürlüğünü kısıtlayan Yusuf’la, onun kendini kapattığı çatıyı aynı kefeye koymuş gibidir Güvercin’de. Hatta abisinin eşini de bu kafese koymuştur. Nitekim filmin sonuna doğru Maverdi, Yusuf ve yengesinin birleşimi bu kocaman dünyada ezilen üç unsuru gösterir bizlere. Koca dünyada yaşamak zorunda kalan insanların ve yaşamak için gösterilen evrensel bir çabanın temsilcisi olur Güvercin.

Puanlama

7.0

7.0
Kullanıcı Oyu: ( 2 oylar ) 7.6

Pelin Oduncu 1992 doğumlu, büyülü fenerle yolunu aydınlatmaya çalışan bir sinema öğrencisiyim. Nietzsche'nin Zerdüşt'ü gibi büyük bir sinema ormanında kaybolarak, yeni yollar ve düşünceler arıyorum. Kayboldukça daha çok şey öğreniyorum. Yazıyorum ve dünyada beni hatırlayacak son kişiye ulaşıncaya kadar yazacağım

Yorum(1)

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir