Ana Sayfa Eleştiriler La planète sauvage (1973): Hayatta Kalma İçgüdüsü

La planète sauvage (1973): Hayatta Kalma İçgüdüsü

La planète sauvage (1973): Hayatta Kalma İçgüdüsü 9.0
0

Her canlının en temel içgüdüsü hayatta kalmaktır. Hayatta kalma zamanla daha farklı boyutlara elbet evrilmiştir. Koşuluna göre bu durum çeşitlilik gösterir. İnsanoğlunun türler arasında kendine yer edindiği dönemde yani ilk çağlarda özellikle türümüz için fiziken hayatta kalabilmek ön plandadır. En azından arkeolojik kanıtlar bunu gösterir. Fiziksel olarak zayıf olan insanoğlu potansiyel av konumunda olmuştur. Zamanla bu fiziksel dezavantajı öğrenme ve gelişme/geliştirme becerisiyle kapamıştır. Belki avantaja çevirememiştir ama diğer noktalarda diğer canlıların çok önüne geçebilmiştir. Bu yüzden şu anki dünyamızın en büyük avcısı insanoğludur.

Filmografisi animasyonlardan oluşan Çekoslovak yönetmen Rene Laloux’un Stefan Wul’un Oms en serie adlı bilim kurgu kitabından uyarlanan filmi La planete sauvage yani Fantastic Planet ilk bakışta günümüzde insan türüne denk düşen Om türünün azınlık hale getirilip, evcilleştirilmesini değiniyor. Bunu Om türüne yapan canlıların adı ise filmde Draaglar olarak geçiyor. Bir anne ve bir yavru(çocuk) olan iki Om’un Draaglar tarafından yakalanıp annenin işkence ile öldürülmesi, çocuğun ise evcilleştirilme adına tutsak alınması ile sonlanan bir sahne ile film açılıyor. Anlatıyı basitleştirmek adına tutsak alınan çocuk üzerinden Om türünün başına gelenleri tane tane gösteriliyor. Omlara oranla fiziksel olarak katbekat büyük ve zihinsel olarak çok daha gelişmiş olan Draaglar, Terr karakterine kurgu olmayan gerçek dünyamızda insanların hayvanlara davrandığı şeklinde davranıyor. Evcilleştirme adına bir tür oyuncak oluyor. Süslü kıyafetler içinde bir tür maskot olup çıkıyor. Yeri geliyor diğer evcil Omlar ile ölümüne dövüştürülüyor. Sahibinin yanında zaman geçiren Terr onların etrafıyla ilgili topladığı bilgilere bir şekilde ulaşıp bilgileri dışarı kaçırmayı başarıyor. Dışarda koloniler halinde yaşayan Omlar konuşmayı dahi bilmezken Terr’in bilgiyi ulaşmaya sağladığı kolaylık ile bir anda hızlıca gelişiyorlar. Bu konuda herhangi bir zorluk çekmiyorlar.


İlk insanlar gibi yarı göçebe bir hayatı benimseyen Omlar geliştikçe göçebe düzenden yerleşik düzene geçiyorlar. Teknolojiye yönelip filme de adını veren Fantastic Planet’ede içinde yolcuların olduğu roketler gönderiyorlar. Bu bir nevi Çekoslovakya’nın SSCB’den ayrılma sürecine denk geldiği için çekimi 5 yıl süren film aynı zamanda o sıralar ABD ve SSCB arasındaki aya gitme çekişmesine de bir nevi göndermede bulunuyor. Filmin başından itibaren Draaglar bir ayin çerçevesinde benliklerini astral seyahate çıkarıyorlar. Bu seyahatin nereye olduğuna dair sorunun cevabı da Fantastic Planet’e çıkıyor. Fantastic Planet’e doğru giden astral seyahat farklı tarzda bir cinsel birleşimi/etkileşimle sonlanır. Bu kutsal biçimdeki törenin tek amacı cinsel fantezileri gerçekleştirmektir.

La planete sauvage üzerine birden çok okuma yapmak mümkün. Mantığıma en yakın olan okumaları sıralamaya çalışacağım. Draaglar’in fiziksel olarak bu kadar büyük olması sergiledikleri tanrı figürüyle bağdaşıyor. Zamanla gelişen Omlar belli bir bilince ulaştıktan sonra başkaldırıp kendi efendileriyle hesaplaşıyorlar. Hayatta kalma güdüsüne sıkı sıkı bağlı kalan tür hayatı en fazla risk altında olan türdür. Bu yüzden Omlar’ın gelişimi daha nitelikli ve cesur oluyor. Bir süre sonra Omlar’ı tehdit olarak gören Draaglar ise gelişim sadece Omlar’ı yok etmek üzerine kurulu oluyor. Bir diğer yandan iki türdede insanoğlunun en ilkel ve en gelişmiş versiyonlarına tanık olabiliyoruz. Kendi aralarındaki adaleti birbirleriyle dövüşerek çözmeye çalışan Omlar bir yanda diğer yanda ise gündemdeki konuları bir meclis içinde konuşup çözmeye çalışan Draaglar diğer yanda. Türler arasında iktidar olma arzusu, dini ayinler, çıkar çatışmaları, kölelik sistemi, sınıfsal ayrım  kendisini gösteriyor. Doğal olarak hayatta kalma arzusu her iki türde de ön planda bu yüzden de bir orta yol bulmanın en akıl karı şey olduğuna biraz uzun bir zaman alsa da ikna oluyorlar.

La planete sauvage animasyon türünün hatta sinema tarihinin şüphesiz gizli cevherlerinden bir tanesi. Gerek saykodelik müzikleri gerek çizimleriyle de kendi tarzını ortaya koyuyor. Verdiği mesajlar açısından da sıradan bir film olmadığını ispatlıyor.

Puanlama

9.0

9.0
Kullanıcı Oyu: ( 0 oy ) 0

Hürrem Celil Erdoğan Denizli’de doğup büyüdükten sonra üniversite okumak için aynı zamanda şu anda yaşadığım şehir olan İzmir’e geldim. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünü stresli uzun bir yolculuktan sonra bitirdim. Sinemaya olan ilgim ise, sinemanın dertleri unutturan tarafını keşfetmekle oldu ve ben de bu sayede sinemanın büyülü dünyasına kapılanlar tarafına geçtim. Bu büyülü dünyayı somutlaştırmak içinse birdunyafilm.co’yu kurdum.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir