Ana Sayfa Eleştiriler Mission Impossible – Fallout (2018): Bir Tom Cruise Yapımı

Mission Impossible – Fallout (2018): Bir Tom Cruise Yapımı

Mission Impossible – Fallout (2018): Bir Tom Cruise Yapımı 9.0
0
60’ların popüler ve uzun süre yayında kalan Mission: Impossible dizisi ile başlayan “imkansız görevler” serüveni, Tom Cruise’dan ayrı düşünülemeyecek film serisine yüksek tempolu, fazlasıyla gerilimli ve karanlık bir atmosfere sahip, aksiyon şöleni yaşatan yeni bir film eklenerek devam ediyor. Mission: ImpossibleFallout harika bir aksiyon filmi yapmak için gereken tüm teknik unsurların güzel bir şekilde harmanlandığı ve başarılı bir senaryoyla birlikte seyirciye sunulduğu bir film. Böylece sadece yılın değil serinin de en iyi filmlerinden biri olmayı başarıyor.

Serinin belki de en karanlık parçası olan Fallout, bir önceki film Rogue Nation’ın bıraktığı yerden devam ediyor. Çarpıcı açılış sahnesiyle birlikte Ethan Hunt’ın bir nevi kabusu olacak gibi görünen Solomon Lane, Rogue Nation’da olduğu gibi bu filmin de ana kötüsü durumunda. Bir önceki filmde IMF’in baş düşmanı diyebileceğimiz Sendika (Syndicate) adındaki organizasyonun başındaki kişi olarak gördüğümüz Lane, Ethan ve ekibi tarafından yakalanmıştı. Bu filmde ise Lane’in hapse düşmesinin sonuçları görülüyor, Sendika’dan kalanlar tarafından Havariler (Apostles) adı verilen yeni bir organizasyon kurulmuştur ve üyeleri bilinmeyen bu grubun büyük bir kitlesel imha planı vardır. Ethan ve ekibinin yeni görevi ise bu grubun bomba yapımı için ihtiyacı olan plütonyumun satışının önüne geçmektir. Ethan ve ekibi görev sırasında yine birçok “imkansızı” aşmak zorunda kalacaktır.


Christopher McQuarrie’nin bir önceki filmde olduğu gibi yazar ve yönetmen konumunda bulunduğu film, iki buçuk saat süren bir adrenalin dolu bir serüven adeta. Seriyi farklı seviyeye getiren McQuarrie, Tom Cruise gibi müthiş bir aktörle çalışmasının da yardımıyla aksiyon filmi yaratmadaki tüm hünerlerini sergileyerek ortaya dört dörtlük bir aksiyon filmi çıkmasını sağlıyor. Müthiş mekan seçimleri ve aksiyonu seyirciye aktarma konusundaki becerisiyle kusursuza yakın bir yönetmenlik gösteren McQuarrie’nin senaryo ile ilgili olarak zayıf kaldığı birkaç nokta bulunmakta. Rogue Nation’la başlayan hikâyenin devamı niteliğindeki Fallout’ta, filmin odak noktasında bulunan Sendika’nın tüm dünyaya yayılmış büyük bir organizasyon olarak tanıtmasına rağmen birkaç kişinin bulunduğu küçük bir grup olarak sunması senaryonun yetersiz kalan noktalarından biri. Çünkü bu durum filmin kötü karakterlerinin motivasyonlarının da yeterli inandırıcılığa ulaşmasına engel oluyor. Ayrıca filmin “sürpriz” olaylarından birinin çok erkenden hissettirilmesi McQuarrie’nin senaryosundaki önemli birkaç virajdan birinin gereken etkiyi vermemesine neden oluyor. Serinin önceki filmlerine göre bu filmin mizah bakımından eksik kalması ise bir başka dikkat çeken detay. Bu durumda ise McQuarrie tarafından yakalanmak istenen karanlık atmosferin ve seride mizah unsurunu taşıyan karakter Benji’yi canlandıran Simon Pegg’in biraz daha arka planda kalması etkili olmuş gibi görünüyor. Tüm bunlara rağmen McQuarrie’nin filmin dramatik yapısını birçok sahnede diyaloğa gerek kalmadan ustaca kurmuş olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Ayrıca filmin bir an bile düşmeyen temposu ve asla azalmayan aksiyon dozu da bu eksiklerin film sırasında hissedilmesini engelliyor. Filmin üzerinden geçen sürenin senaryoya dair yetersizliklerin düşünülmesine neden olduğunu söylenebilir.


Filmde Ghost Protocol’deki gökdelen sekansı veya Rogue Nation’daki gibi opera sekansı kadar etkileyici aksiyon sekansları da fazlasıyla var. Hatta serinin unutulmazları arasına girmeye aday birçok sekans var bana kalırsa. Gerilim dolu uçaktan atlama sekansı, Paris sokaklarındaki motosikletli müthiş takip sekansı, Tom Cruise’un ayak bileğini kırmasına sebep olan ancak muhtemelen serideki koşma rekorunu da kırdığı Londra’daki uzun koşmalı takip sekansı ve sonlara damga vuran baş döndürücü helikopter sekansı bunlardan bazıları. Takip sekanslarının hepsinin çekimleri mükemmele yakındı ancak filmdeki silahsız dövüş sekansları da muazzam koreografiye sahip. Özellikle de tuvaletteki sekans. İnanması en zor olan sahnelerin bile gerçekçi ve heyecan verici hale gelmesinin en büyük sorumlusu ise tabii ki Tom Cruise.

Günümüzün belki de en büyük aksiyon filmi yıldızı Tom Cruise, filmlerindeki akıl almaz sahnelerin çoğunu dublör kullanmadan çeken ve bu acayip durumu başarılı oyunculuğuyla da destekleyen inanılmaz bir adam. Rogue Nation’da su altında geçen bir sekansın çekimleri için nefesini 6 buçuk dakika tutmayı öğrenen Cruise, bu filmdeki helikopter sahneleri için ise helikopter kullanmayı öğrenip helikopter ehliyeti almış. Anlayacağınız her filminde olduğu gibi burada da kendini ne kadar zorlayabileceğini ve ne kadar tehlikeli sahneler çekebileceğini sınamış yine. Filmin yapımcılığını üstlenip tüm aksiyon sahnelerinde yine söz sahibi olması da ne kadar çalışkan ve işine kendini adamış biri olduğunu gösteriyor zaten. Tüm bunlar nedeniyle nasıl Ethan Hunt’sız bir Mission: Impossible filmi düşünülemez ise Tom Cruise’suz bir Ethan Hunt da düşünülemiyor.


Filmin gizli yıldızı ise seriye bir önceki filmde Ilsa Faust rolüyle katılan Rebecca Ferguson. Rogue Nation’da görüldüğü her sahnede Tom Cruise’dan rol çalan Ferguson, bu filmde de içinde bulunduğu her an parlıyor. Bana kalırsa serinin başına gelmiş en iyi şeylerden biri o. Filmdeki rolü için bıraktığı bıyıkları ile uzun süre gündemden düşmeyen Henry Cavill ise kadroya iyi uyum sağlamış ve yine ajanlı bir aksiyon filminde izlemesi keyifli bir performans sergilemiş. The Crown’dan tanıyabileceğiniz Vanessa Kirby ise Beyaz Dul (White Widow) rolüyle kısa ama dikkat çekici bir performans sergilemiş. Serinin Ving Rhames ve Simon Pegg ile bir önceki filmin kötüsü Lane’i canlandıran Sean Harris de başarılıydılar.

İki buçuk saat olmasına rağmen yüksek temposu ve heyecan verici sahneleriyle süresini hiç hissettirmeyen Mission: ImpossibleFallout, son yılların en iyi aksiyon filmlerinden biri. Tom Cruise’un çılgın aksiyon sahneleri, Rebecca Ferguson’ın müthiş karizması ve Henry Cavill’in meşhur bıyıklarını bulunduran bu harika filmi sinemadayken kaçırmayın derim. İyi seyirler!

Puanlama

9.0

9.0
Kullanıcı Oyu: ( 1 oy ) 0.8

Sesil Yersu Uncu İstanbul’da doğup büyüdüm. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde sevdiğim iki bölümü okumaktaydım. İlk bölümüm İşletme Mühendisliği’nden yeni mezun olmuş durumdayım. Makine Mühendisliği’ne ise devam etmekteyim. Müzik, sinema ve spor üçlüsünün olmadığı bir hayatı asla düşünemeyen biriyim. Sinemanın büyülü dünyasına ise daha çocukken gittiği filmlerle kapılmış ve her zaman güvenebileceği bir dünya olduğunu bulmuş bir sinemaseverim.

Bir Cevap Yazın