Ana Sayfa Eleştiriler Aşkın Halleri / The Names of Love (2010)

Aşkın Halleri / The Names of Love (2010)

Aşkın Halleri / The Names of Love (2010)
0

Sağcı ve muhafazakâr insanları cinselliğini kullanarak değiştirmeyi amaçlayan Baya Benmahmoud, kendisini siyasi fahişe olarak tanımlar. Baya, ‘faşistlerin’ sorununun cinsellik olduğu fikrinden hareketle, evrensel değerleri benimsemiş solcu ve özgür ruhlu bir karakterdir.

Çocukluğundan gelen utanç verici yaşantılar onu psikolojik olarak derinden etkilemiştir ve sıkı bir aktivist olan annesinin değerleriyle bu malum psikolojik gerilimleri kendi hayatında harmanlamıştır. Eski bir hippi sloganı olan ‘savaşma, seviş’i kişilerarası pratiklerinde araçsallaştıran Baya, baba tarafından yarı Cezayirli bir Fransız’dır. Ancak ten rengi ve kültürel pratikleri (giyim-kuşam, yeme-içme vb.) açısından hiçbir zaman doğrudan bir ayrımcılığa maruz kalmamış birisidir. Dolayısıyla film boyunca sergilediği aktivist tutumu, normatif izler yerine, yine mücadeleci fakat hümanist çizgilerle bezenmiştir. Baya’nın babası Fransız sömürgesi Cezayir’den gençlik yıllarında Fransa’ya göç etmiş, görece kolektivist değerleri benimseyen bir işçi, aynı zamanda da bir ressamdır. Diğerlerinin problemlerini çözmek gibi diğerkâm bir ilkeyle hayatını anlamlandıran Muhammet Benmahmoud, zaten Cezayir’den aşina olduğu Fransız kültürüne uyum sağlamış (entegrasyon) görünmektedir. Karısı Cécile Delivet Benmahmoud ise aktivist bir hippi olarak geleneksel toplumsal yaşayışın teamüllerine aykırı davranmaktadır, dolayısıyla kendi ideolojik kimliği, kültürlenme süreçlerinde başat rol oyna¬maktadır (marjinalizasyon). Öyle ki savaş mağduru olarak Fransa’ya göç eden Muhammet, sırf bu özelliğinden dolayı onun ilgisini çekmiş ve çift evlenmeye karar vermişlerdir. Dahası, Cécile Delivet, soyadı değiştiği için; Muhammet ise sömürge karşıtı biriyle evlendiği için mutlu olmuştur. Aralarındaki ilişki aşk temelli değildir; göreli olarak ihtiyaca binaen ideolojik ilkeler ekseninde kurulmuştur.

Orta yaşlarda, bir yönüyle muhafazakâr (cinselliği ve aktüel politiği çağrıştıran öğelere direnç vb.) diğer yönüyle modernist (yeni teknolojik ürünleri hemen satın alma, teknolojik gelişmeleri ya¬kından takip etme vb.) bir aileye mensup olan Arthur Martin, kadınlarla gençliğinden bu yana sahici bir temas kurmayı becerememiş, hayatı ‘ihtiyatlı davran’ mottosuyla şekillenmiş bir karakterdir. Hem babasının kontrol odaklı yaşamı hem de bulaşıcı hastalıklara karşı mesleğinin (veteriner) hassasiyetleri Arthur’un bu mottoyu benimsemesini kolaylaştırmış görünüyor. Ancak Arthur’un Baya ile ilişkisi ‘ihtiyatlı davran’ duruşunu dönüştürmüştür. Zira duygu temelli yoğun etkileşimler, ilişkilerin ayrıksı ritimlerini kendi helezonisine çekme eğilimdedir. Dini inanış açısından bir Yahudi olmasa da kültürel olarak Yahudi olan Arthur, bu kimliğine sahip çıkmama görüntüsünde bir Fransız’dır. Zira Yahudi kimliğinin üzerindeki II. Dünya Savaşı’ndan kalma derin izler ve Yahudilere ilişkin diğer kalıp yargılar, ancak böyle bir tercihi onun için makul kılmaktadır.MV5BMTk0MDI4MTM3M15BMl5BanBnXkFtZTcwODcwMzEyNQ@@._V1__SX1217_SY603_

Başat kültür, göreli olarak azınlıkta olanı kendi içerisinde eriterek kendi kültürel normlarına çekme eğilimindedir. Ve bu süreçler bazen devlet desteğini de arkasına alarak işler. Söz gelimi, resmi işlerde uyruk sorgulama işleminin bizatihi kendisi, azınlık kültürler için ciddi bir gerilim kaynağı olarak karşımıza çıkar. Nitekim filmde kimlik belgesini çaldırmış olan Arthur’un annesi, yeniden kimlik belgesi almak için yürüttüğü resmi işlerde kendi geçmişinin travmatik yönleriyle dolayımsız yüzleşir. Bu durum, Arthur’un annesi için bir hayli üzücü duygu hâlleriyle neticelenir. İster devlet eliyle olsun isterse toplumsal pratiklerle; dine, mezhebe, ırka ya da cinsel kimliğe ilişkin sorgulamalar doğrudan normatif bir sosyalizasyon sürecini harekete geçirir. Ancak böylesi süreçler başladığında önü alınamaz değildir. Nitekim benzer bir sahne filmin sonlarına doğru bu sefer Baya-Arthur çiftinin yeni doğan bebeğinin ismi konusunda, hemşireyle olan konuşmasında gerçekleşir. Çift, Uzak Doğu’ya dair bir isim verir bebeğe. Bunun üzerine bebeğin ırkını soran hemşireye her ikisi de aynı cevabı, oldukça da kararlı bir tonda verirler! Dolayısıyla normatif sosyalizasyon zincirini kırarlar. Bahsedilen sahne konuşmaları şöyledir:

Hemşire — İsmi nedir?
Baya — Chang.
Hemşire — Kökeni neresi acaba?
Baya ve Arthur — Başlarım kökenine.
Hemşire — Chang Martin mi yazalım?
Arthur — Chang Martin Benmahmoud.

hero_EB20110706REVIEWS110709991ARAşkın Hâlleri (2010), özellikle ikinci kuşak göçmenlerin, bir taraftan içinde bulundukları başat kültüre, diğer taraftan kendi öz denilebilecek kültürlerine dair olası yaşantılarını kavrayış zenginliği katması adına değerli görülebilir. Ayrıca filmde dinsel ve etnik arka plana dair belirleyicilerin, onlarla hiç özdeşim kurulmasa bile, insanların hayatlarını nasıl da doğrudan etkiliyor olduğunun tasviri, filmin izleyici için bir diğer kazanımı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir