Ana Sayfa Etiket "inceleme"

Nasipse Adayız (2020): Salon Simge’de Karanlık Bir İktidar Arayışı

“Sahiden kirli bir ırmaktır insan (ruhu). Kirli bir ırmağı içine alıp da bozulmamak için zaten bir deniz olmak gerekir” der Nietzsche, Böyle Söyledi Zerdüşt kitabında¹. O, insan ruhunun karanlık dehlizlerinde gezmiştir. Kendi kendinin düşmanı olan insan, bu karanlığın farkına vardığında onu aşmaya başlayacaktır. İnsan ruhundaki kaos, onun en büyük farkındalığı olacaktır. Öyle ya, “dans eden […]

Ah Gözel İstanbul (2020): İstanbul’u Gezen İki Flanör

“Kentte, her durumda gözün görebileceği, kulağın işitebileceğinden fazlası, keşfedilmeyi bekleyen bir dekor ya da manzara vardır. Hiçbir şey kendiliğinden deneyimlenemez. Çevresiyle her zaman bağları olmalıdır, kendisini meydana getiren olaylar dizisiyle, geçmiş deneyimlerin hatırasıyla algılanabilir.” Kevin Lynch’in, Kent İmgesi adlı kitabında[1] ifade ettiği bu sözler, bir kentin salt coğrafi bir mekândan daha fazlası olduğuna gönderme yapar. […]

Rohmer’in Komedileri ve Yeşil Işın

Fransa’nın, Fransız insanının ruhunu yakalayabilen nadir yönetmenlerden olan Éric Rohmer, Fransız Yeni Dalgası akımını başlatan yönetmenlerden biri olsa da Truffaut ve Godard kadar ün yapamamıştır ve bu isimlerden sonra anılır. Kendilerinden önceki sinemayı yıkmak için önce kalemle sonrasında ise ellerine aldıkları kamerayla saldıran Cahiers du Cinéma dergisi ekibi, ürettikleri anti-sinema (counter cinema) ile kurgu, anlatıcı, […]

Rohmer Sinemasında Rastlantısal İlişkiler ve Arzulanan Seçenekler

Fransız Yeni Dalgası kendinden önceki Fransız sinemasının zincirlerinden ve hantal yapısından kurtulması için ortaya çıkmıştır. Zamanla her yönetmen kendi tarzlarını oluşturmayı başarmıştır. Her yönetmenin kendi filmleri kendi hayatlarından izler taşır. Yeni Dalga’nın  en gerçekçi yönetmenlerinden biri de Éric Rohmer’dir. İlk uzun metrajı Le signe du lion (1962)’la beraber istenileni veremeyen Éric Rohmer, Cahiers du cinéma’daki […]

Éric Rohmer ve Yeni Dalga: Giriş

Éric Rohmer 1971’de kendisiyle yapılan bir röportajda¹, “Filmlerim tamamen kurgu eserlerdir, sosyolog olduğumu iddia etmiyorum (…) Sadece kendim icat ettiğim belirli vakaları alıyorum, bunlar bilimsel değildir, hayal ürünüdürler” der. Ancak en fantastik olanından en korkunç olanına kadar her film, içinde mutlaka toplumsal bir gerçeklik barındırır. Film ile izleyici arasında bağ kuran da bu gerçeğe yakın […]